ankara escort ankara escort bodrum escort ankara escort ankara escort ankara escort porno izle kayseri escort

  • BIST 109.632
  • Altın 156,652
  • Dolar 3,8616
  • Euro 4,5594
  • Bolu 12 °C
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 3 °C

DİNİ KURALLARA MI? İSLÂM’A MI?

Hasan Dinç

Son yıllarda artan bir şekilde çocuk, genç, yaşlı demeden kadına yönelmiş şiddet ve cinsel saldırı olaylarıyla karşı karşıya bulunuyoruz. Hem ülkemizde hem de bölgemizde bu olayların artması toplumun her kesiminden büyük tepki almakta, bu tür suçlar için ceza yasasındaki hükümlerin artırılması talep edilmektedir. Bu arada ceza yasamızdan çıkarılan idam cezasının tekrar geri getirilmesi ciddi bir şekilde istenmekte, bazı siyasi partilerin üst düzey yetkilileri bu talepleri siyasetin gündemine taşımada arzulu görülmektedir. Ayrıca günlük gazetelerin birinci sayfaları ve manşetleri bu isteklere tahsis edilmekte, halkın bu yöndeki taleplerine tercüman olmaktadırlar. Yine bunun yanında toplumumuzda hiç yeri olmayan bir ceza türü de ciddi bir şekilde gündeme getirilmekte, cinsel tacizlerin bu yolla engellenebileceği iddia edilmektedir. Bu yeni ceza türü epeydir dillendirilse de günümüzdeki kadar aydınlar tarafından kabullenilmiş görülmemekteydi. Bu gün çok ciddi bir günlük gazetemizin baş manşeti “HADIM MI, İDAM MI” diye çıkabilmişse işin ciddiyet boyutlarını varın siz tayin edin.

Zinaya karşı çok hassas olan toplumumuz bu suça karşı ceza yasalarımızda ciddi düzenlemeleri yeterli bulmayarak zaman,  zaman farklı yöntemlerle bu suçu işleyenleri cezalandırma yönüne gitmiştir. İnsan hayatına son vermek gibi en şiddetli olanlar bile bu cezalandırmaların içinde bulunmaktadır. Diğer İslâm ülkelerinde sözde şer’i hüküm gereği “Recm” ( zina edenlerin göğüslerine kadar toprağa gömülüp taşlanarak öldürülmesi) cezasının uygulanması ise zaman, zaman basınımıza yansıyan haberlerdendir. Gerek öldürme ile cezalandırma, gerekse recm yoluyla cezalandırma yöntemleri aydınlarımız tarafından sıkça eleştirilmekte, gayri insani bulunmakta ve bu cezaları uygulayanları lanetlemektedirler. Bu vesile ile dini kurallara karşıymış görüntüsü altında İslâm dinine düşmanlıklarını da açığa vurmaktan çekinmemektedirler.

Aydınlarımızın bir kısmı maalesef her konuda olduğu gibi bu konuda da yetersizliğini ortaya koymuş, araştırma ihtiyacı duymadan, neyin İslâmi olup olmadığını öğrenmeden ön yargısıyla hareket ederek İslâm’a saldırıyı alışkanlık haline getirmiştir. Bir kere kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’de “RECM” diye bir ceza yoktur. Zina suçuna öngörülen ceza, kitabımızın Nur suresinin 2. Ayetinde tespit edilmiş olup “Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüz sopa vurun. Allah’a ve ahret gününe inanıyorsanız, Allah dinini tatbik hususunda sizi sakın acıma duygusu kaplamasın! Mü’minlerden bir gurup da onlara uygulanan cezaya şahit olsun.” Şeklindedir. Görüldüğü üzere Kutsal kitabımızda “RECM” diye bir ceza öngörülmemiş, zina suçu sabit olduktan sonra bu suçu işleyenlere Müslüman bir topluluğun huzurunda yüz sopa vurulması istenmiştir. Ayrıca bu sopaların vücuda vurulduğu yerlerde tespit edilmiş olup hayati ve cinsel organlarının dışta tutulması özellikle belirtilmiştir. Müslüman topluluklardaki zina suçuna uygulanan “RECM” cezası bir hadisi şerife dayandırılsa da ithal bir uygulamadır. Çünkü hiçbir hadis Kur’an ayetlerini tekzip etme ve onlarla çatışma durumunda olmamıştır. Bu ceza IX. Yüzyılda bilhassa Abbasiler dönemindeki tercüme faaliyetlerinin hız kazandığı ve bu arada TEVRAT’IN da Arapça’ya tercüme edildiğinden sonra uygulanmaya başlandığı görülmektedir.

Ahd-i Atik diye de bilinen Tevrat’ta ise zina suçuna daha ayrıntılı hükümler getirilmiş olup bu suçun işleniş biçimi ve bu suçu işleyenlerin toplumdaki yerlerine göre cezalar farklı kategorilerde ele alınmıştır. Bu cezalar 1) Zina edenlerin “İDAM” öldürülmesi 2) Zina edenlerin çocuksuz “HADIM EDİLMESİ” bırakılması 3) Zina eden kadın ya da kız kâhin karısı ya da kızı ise yakılması 4) Ülkeden sürgün edilmesi 5) “Recm” zina edenlerin taşlanarak öldürülmesi şeklinde tespit edilmiştir. Görüldüğü üzere Tevrat’ta cezalar hem çeşitli hem de aydınlarımızın daha da gayr-i insani bulacağı şekillerde hükme bağlanmıştır.

Ahd-i Cedit diye de bilinen İncillerde şer’i hükümler bulunmamaktadır. İnciller birer hidayet kitabı kabul edildiğinden Hıristiyanlar bu tür ihtiyaçlarında tamamen Tevrat hükümlerine bağlı kalmakta ve onun hükümlerini uygulamaktadırlar.

Son günlerde cinsel tacize maruz kalmış kadın ve kızlarımızın korunması için ceza yasasının tekrar düzenlenmesini isteyen aydınlarımızın öngördüğü cezalar ister idam olsun ister hadım etme şeklinde olsun TEVRAT kaynaklıdır. Bu durum aydınlarımızın dine değil İSLÂM’A karşı olduğunu da zımnen ortaya koymuştur. Ayrıca her fırsatta sözde dine karşıymış gibi davranan, fakat gerçekte İslâm düşmanlığını aşikâr eden bu durum aydınlarımızın ya cehaletini ya da düşüncelerindeki samimiyetsizliğini göstermektedir.

Osmanlının son dönemiyle başlayan ve bütün bir Cumhuriyet döneminde devam eden aydın halk farklılaşmasının en somut örneklerinden biriyle karşı karşıya bulunmaktayız. Halkımız işte bu farklılaşmadan dolayı aydınına inanmamakta, güven duymamaktadır. Aydınımız da halkına Kılavuzluk yapamamaktadır. Cepheleşmiş halk ve aydın gruplarının arasına ise düşman unsurlar girmekte, halkımızı din kılıfı giydirilmiş yanlış hedeflere rahatça yönlendirebilmektedirler. Günümüzde içimizi karartan siyasi yanlışlıkları da hep bu durumdan kaynaklanmaktadır.  Her düşünen insanımıza doğruyu bulmalarında yardımcı olacak gelişmeleri çırçıplak bir şekilde yaşıyoruz. Allah sonumuzu hayreylesin. 24 Şubat 2015

  

 

 

Bu yazı toplam 1616 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim