• BIST 97.559
  • Altın 144,656
  • Dolar 3,5587
  • Euro 3,9715
  • Bolu 16 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 19 °C

DIŞ POLİTİKA İDEOLOJİK OLUR MU?

Mustafa Öz

Ülkeler arası ilişkileri ebedi dostluk veya ebedi düşmanlık üzerine kurmak mümkün değildir. Hele ki çağımız BİLGİ TEKNOLOJİ (BİLİŞİM) çağı iken buy hiç mümkün değildir. Kişilerin partilerin – sivil toplum kuruluşlarının ideolojisi olabilir. Ama ülkeler arası ilişkileri İDEOLOJİ temeline göre yürütmeye kalktığınızda YANDAŞLAR ve KARŞIDAŞLAR bloğu içinde buluverirsiniz kendinizi.
Dış politika REEL POLİTİK YAPILMALIDIR. Tarihi geçmiş, kültürel yakınlık, insani değerler, uluslar arası hukuk kuralları elbette bu REEL politikaya yön verecektir.
Dış politikaya yön veren bugünkü ana eksen EKONOMİ ve ÜLKE GÜVENLİĞİDİR. Sizin doğrularınız bazen gider, hiç kabul edilemeyecek, hukuki olmayan, insani olmayan bir DUVARA toslayabilir.
Ülkemizin bulunduğu coğrafya (JEOPOLİTİK) ve tarihi geçmişi bölgemizde dış politika yürütürken çok dikkatli olmayı gerektiriyor. Halk söyleşisi ile <<FİNCANCI KATIRLARINI ÜRKÜTMEK gerekiyor.
Kendi gücünü abartan, içerde birliği sağlayamamış. Bölgesinin dününü ve bugününü iyi okuyamayan kendini ULULAYAN yaklaşımlarla ve ideolojik bakışla yapılan her çıkış ülkeye zarar verir.
AKP iktidarı özünde iyi niyetli diyeceğimiz bir yaklaşımla özellikle sınır ülkeleri ve orta doğu ülkeleri ile tarihi, kültürel ve inanç bağında ilişkileri sıcak ve canlı tutarak milletlerin yakınlaşmasını – bunun da yönetimlere aksederek demokrasiye barışa kapı aralayacağını düşünerek bir politika dizaynına girdi. Cumhuriyetin dış politika birikimlerinden yararlanmak yerine yeni ve ideolojik bir politika sahneye koydu. ABD'nin IRAK işgali ile pandoranın kutusu açıldı. Tezkere çatlağından sonra ABD ve İsrail'in politikalarıyla AKP'nin politikaları çatışmaya başladı. AKP IRAK'ta İRAN karşısında hem kendini hem TÜRKİYE'Yİ tuşa getirdi. Kürt Devletlerinin kurulmasında tüm kırmızı çizgilerini YEDİ – YUTTU. Suriye ile düzelmiş ilişkilerimiz ABD'nin dümen suyuna girilerek ARAP BAHARI rüyası ile bozuldu. IRAK – SURİYE sınırı (1200 km) yol geçen hanına döndü. AKP'nin Türkiye politikası mezhep çatışmalarına giriş yaptı. Özgür Suriye cephesi içindeki her biri değişik örgütler özellikle EL-KAİDE ve uzantısı EL-NUSRA yaptığı uygulamalarla diktatörleri aratır hale geldi. Suriye'de kan oluk gibi akıyor. Bir yanda diktatör ama SURİYE'NİN meşru idaresi öbür yanda ne oldukları bilinmeyen 40'ın üzerinde örgüt. Karşılıklı can almaya devam ediyor.
AKP Arap baharında da dış politikada da karavana atışı yaptı. Libya'da olaylar başladığında NATO'NUN görev almasına hayır dedi. Ters köşeye yattı. Tunus'ta İslamcıları destekleyip diğerlerini yok saydı.
Mısır'da ise o denli İslamcı (Müslüman Kardeşler)lara AÇIK kart gösterdi ki ARTIK BLOK yapacak hali kalmadı! MURSİ'NİN darbeye kurban gitmesi karşısında düştüğü AÇIK pozisyondan geriye gelemeyeceği için AKP olarak partiyi bağlayacak açıklamalar yapmak yerine TÜRK DIŞ POLİTİKASINI bağladı. Aynı Türkiye'de olduğu gibi %50'yi DARBECİ deyip karşısına aldı. Oysa daha siyasi bir yaklaşım gösterip sanki MISIR'IN iç işlerine karışıyor izlenimini verilmeyebilirdi. ABD ve AB ülkeleri hukuk dışı olan DARBEYİ destekliyor. Arap ülkelerinin (İktidarın kankası olanlarından) önemlileri destekliyor. Tek başına Türkiye DARBESAVAR rolüne soyunmuş. Soyunmuş ta ne oldu. Kan oluk gibi akıyor. Kim akıtıyor. Müslüman Müslüman'ı vuruyor. Kim kazanıyor ABD ve İSRAİL. Kim kaybediyor TÜRKİYE…
Darbe karşıtı isen bunu diplomatik nezaket içinde yap. Ölüm kalım meselesine döndürme! Kitleler ülkemizde ayaklandı biz de iyi niyetlilerin yanında KÖTÜ NİYETLİLERİ DE görmüş olduk. Demokrasi değil ŞERİAT istiyorlardı. CİHAT çağrıları yapıyorlardı! Evet darbeler kabul edilemez ama darbe karşıtlığı yapacağım derken ülkelerin karşı karşıya getirilmesi de kabul edilemez!
Dış politikada 2+2=4 her zaman değildir. Dik durmak ile DİKLENMEK hiç değildir. Halk atasözü der ki << KENDİ BAŞIINI DÜZELTEMEYEN GELİN BAŞI DÜZELTMEYE KALKARMIŞ>> 75 milyon arasında kardeşliği tesis edemeyen kitleleri birbirine karşı kutuplaştıran demokrasiyi bir araç gibi kullanıp onu kurumları vasıtasıyla ülkede (Yargı – Yürütme – Siyasetin emrine girmiş – Yasama çoğunluk gereği emrinde) OTORİYET uygulamalar yapan bir iktidarın DARBE KARŞITLIĞI – DEMOKRAİ SEVGİSİ bizi gıdıklar ama güldüremez.
Ülkeyi ideolojik dış politika ile yalnızlaştırıp TÜRKİYE'nin güçlenmesini istemiyorlar DUYGUSALLIĞINI ancak saf olanlar kabul eder. Siz değil miydiniz böbürlenen caka satan.
BARZANİDEN ve İRAN'dan dış politika dersi alın! Ekürileriniz size yapayalnız bıraktı. Ya da milletinize (75 milyona) sarılır %50'nize sarılırsanız… Bak ellerim boş kaldı şarkısı da var… Onu da sakın unutmayın.
Bu millet kalıcı siz ise gelip geçicisiniz.
Son söz << Hz. ÖMER R.A.'dan YÖNETİCİLŞER ADALETLİ YÖNETİM YAPTIKLARINI SANIP ADALETSİZLİĞE HÜKMEDERLER ANCAK BUNUN DA FARKINA VARAMAZLAR >> … Sahi siz ne zaman ADALETİ YOK ettiğinizi fark edeceksiniz !

Bu yazı toplam 808 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim