eryaman escort , ankara escort, ankara escort, bursa escort
  • BIST 104.918
  • Altın 147,092
  • Dolar 3,4930
  • Euro 4,1820
  • Bolu 17 °C
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 15 °C

DIŞ POLİTİKA VE EKSEN KAYMASI TARTIŞMALARI

Mustafa Öz

Türkiye tarihi geçmişinden ders alarak, dünyadaki ve çevresindeki olayları iyi okuyarak bir dış politika teşbihi yapabiliyor mu?

Tanzimat'tan beri özellikle BATICI Aydınlarımızın teşviki ile yönümüzü hep batıya döndük. Oradaki gelişmeleri bilim ve teknik yönden takip etmek yerine, Taklitçi bir anlayışla Batılılaşma ile başkalaşmayı karıştırdık. Milli kültürümüzü, inançlarımızı koruyarak da batılılaşacağımıza öğrendik ama geç oldu. Batı bizi Osmanlı'nın devamı gibi ve Müslüman bir ülke olarak gördüğü için hep ön yargılı yaklaştı. Birleşmiş milletler camiasının kuruluşunda yer almamız NATO'da bulunmamız sonucu değiştirmedi. Hıristiyan camiaya göre biz Müslüman'dık. Cumhuriyetle birlikte ulus devleti kurmamızı içerde ve dışarıda hazmedemediler. Osmanlı'yı harita üzerinde bitirdik dediklerinde, Türk milleti kurtuluş savaşı ile yedi düvele (batıya) ders verdi. Ancak Osmanlı ile hesaplarını tamamlayamayanlar, Cumhuriyet Türkiye'si ile bu hesaba girme yarışına girdiler. Her uluslararası olaylarda ve batı komşularımızla ilgili hususlarda taraflı davrandılar. Buna rağmen biz batıdan kopmadık.

Dünya'nın iki kutupluluktan beri kutupluluğa geçişi, dağılan Rusya federasyonu ile oluştu. Çevremizdeki Türk dünyası ile sağlıklı ilişki kuramadık. Ekonomik ve siyasi anlamda Asya-Pasifik ve Çin ekseninde oluşan medeniyeti ve gelişmeleri iyi okuyamadık, geç kaldık.

Osmanlı'yı parçalayan güçler, aynı ümmete sahip olan ve takribi 450 yıl hükümranlığımızda ulun Arap ve Afrika coğrafyasındaki hakları ile aramızı açtı. Oradaki hakları (Filistin, Suriye, Fas, Tunus, Cezayir, Suudi Arabistan) Osmanlı'yı emperyalist ve bugünkü Türkiye'yi de onun devamı olarak görmeye devam etti. Arap yönetimlerinin batının kuklası olması, Arap baş partilerinin aşırı milliyetçi yaklaşımları ve Türk aydınlarından bir kısmının batıya bir kısmının sosyalizme teslimi ve inançlarımıza karşı koydukları mesafe nedeniyle; Kültür ve inanç birliğimiz olan coğrafyalara karşı ilgisiz kaldık.

Aramıza mesafe girdi.

Türkiye, dünyanın 17. büyük ekonomisine sahip olması; Askeri gücünün ilk 10 devlet arasında yer alması; Bulunduğu coğrafya (jeostratejik konumu) enerji koridoru konumu, tarihi geçmişi ve 73 milyonluk nüfusu ile REEL POLİTİKA üretme zamanı gelip geçti.

Ülkeler arasında ebedi dostlukta, ebedi düşmanlıkta yoktur. Karşılıklı ilkeler ve ilişkiler vardır. Bu ilişkileri kolaylaştıran, yakınlaştıran sebepler varsa bunları iyi değerlendirmek lazımdır.

İktidar partisinin Gazze merkezli, İsrail karşıtı çıkışı ve Suriye, Ürdün, Lübnan devletleriyle oluşturmak istediği ekonomik birliktelik nedeniyle DIŞ POLİTİKADA eksen kayması tartışmaları gündeme geldi.

İktidar partisi ilk dönemde AMERİKA ve AB teslimiyetini içeren, tamamen batıcı: Washington ve Brüksel merkezli bir politika izledi. Bu politika sonunda elimizde kalan husus: ARTAN TERÖR ve ayrışma tehlikesi.

İktidarın Arap dünyası ile ilgilenmesi doğru ancak samimi değil. Aynı hassasiyeti Türk Cumhuriyetleri için göstermemekte, gösterememektedir.

Arap ülkeleri yönetimlerinin çoğu halkın çıkarlarına değil, kendi çıkarlarını ön planda tutmaktadır. Demokratik anlayışları hiç yoktur. Bu anlamda ilişkilerimizin geliştirilmesi çok kırılgan bir yapıda gelişmektedir.

İktidar partisi Arap dünyası ile ilişkileri dış politikanın gerçeklerine göre değil. İç politikanın tanzimi için kullanıyor izlenimi vermektedir. Bu yönü ileride samimiyeti ayrıca sorgulanmaktadır. İslamcı fikir akımları algısı içinde yetişen ve bugünkü iktidarın çatısını oluşturan siyasilerin Araplara duydukları HAMASETİ anlamak gerekir. Ancak bizzat iktidarın lideri REEL politikanın hamasetten uzak olması gerektiğini sıklıkla tekrarlıyor. Son gelişmeler ise işin içinde hamaset ve siyaset olduğunu gösteriyor. Dün ABD ve AB ye teslimiyet ne kadar kötü sonuç doğurdu ise bugün de ideolojilerimize göre iç siyasete ayar için yapacağının ani çıkışlar kötü sonuç doğurur. Nitekim de doğuruyor.

Sonuç olarak Türkiye Şanlı tarihi geçmişini dikkate alarak Dünya Devletleri içinde yer almak üzere; Batı'da, Ortadoğu'da, Asya'da, Pasifikte REEL POLİTİKA yapmalı, yapabilmelidir.

İktidar politikalarındaki samimiyeti önce içerde kabul ettirip dışarıya dimdik bir görüntü vermelidir.(Dış politika heveslerle günlük yürütülmemeli ve bir partinin ben yaptım oldu demesiyle olmamalıdır.)

18.06.2010


Bu yazı toplam 844 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim