eryaman escort , ankara escort bayan, escort ankara, eskişehir escort - ankara escort
  • BIST 106.239
  • Altın 161,321
  • Dolar 3,8713
  • Euro 4,5671
  • Bolu 5 °C
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 4 °C

DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI

Hasan Dinç

Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığına

ANKARA

22.6.1965 tarih ve 633 sayılı Diyanet Teşkilat Yasasının Din İşleri Yüksek Kurulunun görevlerini belirleyen 5/a maddesinde “İslâm dininin temel bilgi kaynaklarını ve metodolojisini, tarihi tecrübesini ve güncel talep ve ihtiyaçları dikkate alarak dini konularda karar vermek, görüş bildirmek ve dini soruları cevaplandırmak” ifadesi bulunmaktadır. Teşkilat yasasının bu açık hükmü mucibince aşağıda ifade ettiğim konu ile ilgili olarak tarafıma İslâm dininin 15 asra yakın tarihi tecrübesi de dikkate alınarak cevap verilmesini arz ederim.

Mukaddes kitabımızın 5. Suresi olan Maide suresinin 54. Ayetinin meâli Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları arasında çıkan beş ciltlik Kur’an Yolu Türkçe Meâl ve tefsir adındaki kitapta şöyle ifade edilmiştir. “ Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse bilsin ki Allah öyle bir kavim getirecektir ki Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler; müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı vakarlıdırlar; Allah yolunda cihad ederler ve hiç kimsenin kınamasından korkmazlar. İşte bu Allah’ın dilediğine verdiği bir lutfudur. Allah’ın lutfu geniştir. O her şeyi bilir”( Kur’an Yolu Türkçe Meâl ve Tefsir, Cilt II sayfa 291) Aynı ayetin meâli Türkiye Diyanet Vakfı yayınları arasında 86-A kaydı ile yayınlanan Kur’ân-ı Kerim ve Açıklamalı Meâlinde “Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse ( bilsin ki ) Allah, sevdiği ve kendisini seven müminlere karşı alçak gönüllü ( şefkatli ), kâfirlere karşı onurlu ve zorlu bir toplum getirecektir. ( Bunlar ) Allah yolunda cihad ederler ve hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar ( hiçbir kimsenin kınamasına aldırmazlar ). Bu, Allah’ın dilediğine verdiği lütfudur. Allah’ın lütfu ve ilmi geniştir”. ( Kur’an-ı Kerim ve Açıklamalı Meâli, sayfa 116 ) şeklinde dilimize aktarılmıştır. Türkiye Diyanet Vakfının 86-A kaydı ile yayınladığı meâlde ayetin altına bir açıklama getirilmiş ve bu açıklamada aynen şöyle denilmiştir.  “İslâm’a hiç girmemiş kâfirler ile Müslümanların arasında bulunan münafıklardan başka bir de mürtedler vardır; bunlar, evvelce Müslüman oldukları halde sonradan dinden dönen, İslâm’ı terk eden bedbaht kişilerdir. Hz.Peygamber (s.a.) zamanından beri İslâm dünyasında az da olsa irtidat olayları olmuş, bazı şahıs veya guruplar İslâm’ı terk etmişlerdir. Ancak bunların, İslâm’ın yayılmasına ve yaşamasına hiçbir zararı olmamış, Allah’ın cihanı aydınlatmak için yaktığı meş’ale her geçen gün biraz daha kuvvetlenerek yanmış ve ışıklarını beş kıtaya ulaştırmıştır. Tarih boyunca birçok toplum İslâm’ın bayraktarlığını yapmış, onun bayrağı hiç yere düşmemiştir. İnsanlar yeryüzünde yaşadıkları müddetçe de İslâm ümmetinden bir topluluk daima hakkı ayakta tutacak ve bayrağı taşıyacaktır.”

  • Kur’an Yolu Türkçe Meâl ve Tefsir kitabında ise ayetin tefsiri yapılmış ve özetle bir kısım insanların Hz. Peygamber zamanından beri İslâm dininden dönmelerin olduğunu, bunlara mürted denildiği kaydedilmekte, bunların sayıca az olduğu ve İslâm’ın bünyesinde bir problem oluşturmadığı, İslâm’ın her geçen gün daha güçlenerek dünyayı aydınlatmaya devam ettiği ifade edilmektedir. Hemen arkasından da dinden dönen mürtedlerin yerine Allah’ın yeni nesiller getireceği kaydedilmektedir. Bu yeni nesillerin vasıfları maddeler halinde zikredilmiş ve ayette de zikredilen bu vasıflar birer, birer açıklanmıştır. Bu vasıfları kısaca hatırlamak gerekirse Allah’ın kendilerini sevmesi, onların Allah’ı sevmeleri, Müminlere karşı alçak gönüllü olmaları, kâfirlere karşı vakarlı olmaları, Allah yolunda cihad etmeleri ve Hak yolunda cihad ederken kimsenin kınamasından çekinmemeleri olarak maddeleşmiştir.
  • Türkiye Diyanet Vakfı tarafından yayınlanan Kur’an-ı Kerim ve Açıklamalı Meâli Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Ali Özek, Prof. Dr. İbrahim Kâfi Dönmez, Prof Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof Dr. Sadrettin Gümüş ve Doç. Dr. Ali Turgut tarafından yazılmıştır. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yayınlanan Kur’an Yolu Türkçe Meâl ve Tefsir kitabı ise Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr.Mustafa Çağrıcı, Prof.Dr. İbrahim Kâfi Dönmez ve Prof. Dr. Sadrettin Gümüş tarafından yazılmıştır. Görülüyor ki son ikisi hariç meâl ve tefsir aynı kişiler tarafından yazılmıştır. Buna rağmen Maide suresinin adı geçen 54. Ayeti farklı şekillerde Türkçeye tercüme edilmiştir. Arapça orijinal metinde dininden dönenlerin yerine getirilecek bir “kavim”den bahsedilirken meâlde  bu kavim kelimesi dilimize “toplum” şeklinde tercüme edilmiş, dininden dönenlerin yerine bir toplum getirileceği ifade edilmiştir. Tefsirde ise asla sadık kalınarak “kavim” kelimesi tercih edilmiş ve “dininden dönenleri yerine bir kavim getirileceği”  şeklinde Türkçeye çevrilmiştir.
  • Kavim kelimesi dilimize Arapçadan girmiş ve yaşayan kelimelerden biridir. Kavim kelimesinin dilimizdeki karşılıklarından biri de toplum kelimesidir. Ancak, her kavim bir toplum olmasına rağmen, her toplum bir kavim değildir. Bir toplumun kavim olması için ortak özelliklere sahip olması gerekir. Meselâ ortak soy, ortak dil, ortak geçmiş, ortak kültür bir toplumu kavim yapabilir. Hasbelkader bir araya gelmiş kişilerin oluşturdukları toplumlar kavim olamaz. Ayetteki kavim kelimesi de bu yüzden toplum kelimesi ile dilimize tercüme edilemez. Bu nedenle olmalıdır ki aynı yazarlar tefsirde ayeti dilimize tercüme ederken Arapça aslına sadık kalarak kavim kelimesini kullanmayı tercih etmişlerdir.
  • Buna bağlı olarak Kur’an-ı Kerim Meâlinde ayetin tercümesinin altındaki açıklamada “Hz. Peygamber (s.a.) zamanından beri İslâm dünyasında az da olsa irtidat olayları olmuş, bazı şahıs ve guruplar İslâm’ı terk etmişlerdir. Ancak bunların, İslâm’ın yayılmasına ve yaşamasına hiçbir zararı olmamış, Allah’ın cihanı aydınlatmak için yaktığı meş’ale her geçen gün biraz daha kuvvetlenerek yanmış ve ışıklarını beş kıtaya ulaştırmıştır. Tarih boyunca birçok toplum İslâm’ın bayraktarlığını yapmış, onun bayrağı hiç yere düşmemiştir. İnsanlar yeryüzünde yaşadıkları müddetçe de İslâm ümmetinden bir topluluk daima hakkı ayakta tutacak ve bayrağı taşıyacaktır.” Denilmektedir. Aynı konu tefsir de ise “Hz. Peygamber zamanından beri İslâm dünyasında az da olsa dininden dönme olayları meydana gelmiştir. Ancak bunlar gerek sayı gerekse nitelik olarak hiçbir zaman İslâm’ın yaşamasına ve yayılmasına zarar verecek derecede problem oluşturmamıştır. Allah’ın insanlığı aydınlatmak için yakmış olduğu meşale her geçen gün biraz daha güçlenerek dünyayı aydınlatmaya devam etmektedir. Bununla birlikte yüce Allah müminlerin dinden dönmeleri durumunda yerlerine yeni nesiller getireceğini haber vermektedir” denilerek ayet izah edilmeye çalışılmıştır.
  • Bütün bu ön bilgilerin ışığında oluşmuş aşağıdaki sorularımın cevaplandırılmasına ihtiyaç hâsıl olmuştur. İnanmış bir mümin olarak Diyanet Teşkilat Yasasının 5/a maddesine uygun olarak aydınlatılmamı saygılarımla arz ediyorum.
  • Dinden dönme ya da irtidat hareketleri olduğunda onların yerine getirilecek olanlar bir kavim mi, bir toplum mu, ya da yeni nesiller mi olacaktır?
  • Şüphesiz İslâm’ın ilk muhatabı Araplar olması hasebiyle İslâm aydınlığının ilk taşıyıcısı onlardır. Hz. Peygamber zamanından beri irtidat hareketleri olmuşsa şüphesiz ilk dinden dönmeler de onlar arasında olmuştur. Bu dinden dönmelerden sonra 54. Ayette ifade edilen ve onların yerine getirilen kavim ya da kavimler, toplum ya da toplumlar, nesil ya da nesiller belli midir? Biliniyorsa isimleri neden bu kitaplarda zikredilmemektedir?
  • İslâm’ın beş kıtaya yayılmasında onun bayraktarlığını yapan kavimler arasında Türkler de var mıdır? Eğer Türkler bu ayette zikredilen vasıflara sahip ve Allah’ın sevdiği kavimlerden ise Türkiye Cumhuriyeti Kurumları olan Türkiye Diyanet Vakfı ve Diyanet işleri Başkanlığı tarafından ve onun resmi görüşlerini yansıtan bu meâl ve tefsirlerde neden ismi zikredilmemekte ve bu ilahi övgülerden milletimiz ve onun geleceğini temsil eden yeni nesillerimiz haberdar edilmemektedir.
  • Maide suresinin 54. Ayetinde dininden dönenlerin yerine getirileceği ilahi bir işaretle belirtilen ve zikredilen özellikler bir kavme ait özellikler midir? Yoksa, tefsirde açıklandığı gibi kişisel özellikler midir?
  • Türkiye Diyanet Vakfının ve Diyanet İşleri Başkanlığının yayınladığı adı geçen meâl ve tefsirlerde birçok toplum ve nesillerin bu şerefe nail olduğu, bundan böylede İslâm’ın bayraktarlığını yapacak toplum ve nesillerin eksik olmayacağı özellikle kaydedilmiştir. Bundan böyle İslâm’ın sancaktarlığını yapacakların kimler olduğunu elbette gelecekte tarihçilerimiz kaydedeceklerdir. Ancak bin dört yüz küsur yıllık geçmişi olan İslâm’ın şanlı sancağını beş kıtaya taşımışların bilinmesi gerekmez mi? Bu şerefli görevi ve ilahi övgüye mazhar olmuş kavim, toplum ya da nesillerin günümüz Müslümanlarınca bilinmeleri gerekmez mi? Onlara yapmış oldukları büyük hizmetlerinden dolayı şükranlarımızı ifade edecek bilgilerin eksiksiz günümüz insanına aktarılması sizin görevleriniz arasında değil mi? Dilim varmıyor amma Cenab-ı Allah tarafından Araplardan alınan bu görevin bin yıldan beri Türk milleti tarafından yerine getirildiği bir şekilde gizlenilmek mi isteniyor? Kafama takılmış bu sorularıma aydınlık cevaplar vereceğiniz düşüncesiyle sizlere şimdiden teşekkürler ediyor, saygılarımı sunuyorum.

22 Ekim 2017

Hasan Dinç

Kültür Mah. Ardıç Sok. 31/3 BOLU

 

  • .      

 

 

 

Bu yazı toplam 1127 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim