• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Bolu -4 °C
  • İstanbul 3 °C
  • Ankara -6 °C

DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI

Mustafa Öz

Osmanlı döneminde ŞEYHÜLİSLAM tarafından yürütülen DİN işlerinde halkın ihtiyaçları tam karşılanabiliyor muydu? Bütün Müslüman aleminin RUHANİ Lideri olan HALİFE bu görevini yapabiliyor muydu? Bu sorulara yaşanmış ve geride kalmış bir tarihe bakınca pekte olumlu cevap vermek mümkün değil. Özellikle Şeyhülislamlık makamı Osmanlının son Asırlarında Liyakat ve yaptığı görevin gerekleri açısından çok tartışılmaya başlanmıştır.
Osmanlıda Tarikatların ve onlara bağlı TEKKE ve ZAVİYELERİN halk üzerindeki etkisi şüphesiz Şeyhülislam'ın etkisinden daha fazla idi. Bu durum Tarikatların, Cemaatlerin Din ve Devlet İşlerine karışmalarına, yön vermelerine yol açıyor. İSLAMIN SADE ve Tek elden anlaşılması ve yaşanmasını da güçleştiriyor. Tarikatların, Cemaatlerin çalışmalarıyla bir yandan rekabet oluşurken öbür yandan da bölünmeler, karşılıklı atışmalarda oluyor. Bu durum halk arasında da yaşanıyordu! Cumhuriyet ile birlikte Devlet yeniden yapılandırılmaya başladığında: Din ve Devlet İşlerinin ayrı yürütülmesi prensibi benimsendi. Halifelik kaldırıldı. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının Dini ihtiyaçlarını karşılamak üzere DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI kuruldu!
Diyanet işleri başkanlığı ülke genelindeki ihtiyaca göre Din adamı yetiştirecek ibadet hanelerin bakımı, yapımı, planlanmasını yapacak. Buralarda görevi olanların özlük hakları ile Tayin ve terfilerini yapacak. Milletin İNANCINI yaşaması, ibadetini yapmasını sağlayacaktı; Ancak 87 yıllık cumhuriyet döneminde geldiğimiz noktada duruma baktığımızda: inançlarının gereğini yapmaya uygun Temel bilgilerden yoksun bir halk kitlesi var. 73 milyonun her birinin kafasında ayrı bir İslâm anlayışı var.
İslâm'ın değişik Tarikatları, mezhepleri ve Ritüelleri olmasına karşılık Diyanet sadece (sınırlı miktarda) SUNNİ mezhebine yönelik yapılanma içinde olması bazı sıkıntı ve şikâyetleri çağrıştırıyor.
Camilerimiz, mescitlerimiz plansız gelecek düşünülmeden, işlevselliği gözetilmeden çoğunlukla gönüllü katkılarla yapılıyor. Çoğu İbadet haneler Bayram ve Cuma günleri haricinde boş kalıyor. Camiler yapılırken sıcak suyu, duşu, tuvaleti, abdest alma yeri misafirhanesi, okuma salonu, dershanesi gibi özellikleriyle bir külliye gibi planlanmalı her sokağa bir ibadethane ve gelişigüzel bir mimari anlayışla yapılmamalı. Camilerin mescitlerin çevresiyle bütünleşmesi sağlanmalıdır.
Diyanet işleri başkanlığı klasik Devlet bürokrasisi anlayışı ile çalışmış ne suya ne de sabuna dokunmuştur. Laiklik anlayışının sert ve metalik uygulamasıyla halkla arasına mesafe girmiş. Halk Dini ihtiyaçlarını Cemaatler, Tarikatlar ve onların uygulama alanlarında karşılamaya başlamış. Bu durumda ciddi istismarlara yol açmıştır. Özelikle son 30 yıldır. İnançlar üzerinde oynanan oyunlar ile GÜÇ; Cemaatleri, Tarikatlara geçmiştir!
Bu durum Diyanet İşleri başkanlığının da siyasetçiler ve Tarikat, Cemaat mensuplarınca kullanılması, yararlanılması gereken bir yer olduğu gerçeğini ortaya koymuş. Diyanet işlerlinde ARKA bahçeler oluşmuştur.
Siyasi iktidarlar İNANÇLARI SÖMÜREREK bir şeyler yapabileceğini gördüklerinden DİYANETE el atmışlar. Din görevlilerini gönüllü propagandacı yapmaya gayret etmişler, Bunun sıkıntılarını da toplum yaşmaya başlamıştır. Cami cemaatleri artacağına azalmaya başlamıştır:
AKP iktidarı inançları sömüren siyasete alet eden bir zihniyetin DEĞİŞİMİ (başkalaşımı) sonucu oluşmuştur. Cumhuriyet kurulduğundan bu yana Diyanet kadroları hiç bu kadar siyasetin tasarrufuna girmemiştir. Diyanet siyasetin emrine girmiştir. Yeni Diyanet işleri başkanı olarak atanan ZAT ve eskisi Akademik karayerden gelmektedir. İkisinin de PROF unvanı vardır. Bu unvanlarını öne çıkarıp; Dünyadaki durumu, Müslümanların durumunu, ülkemizdeki gerçek durumu iyi tespit edip; Personel planlaması, ibadet yeri ve alanı planlaması, milletin ihtiyaçlarının planlamasını yapıp Tüm inançlara karşı yalın, siyasetten uzak bir çalışma başlatmalıdır. Siyasetin kol gezdiği, yön verdiği bir anlayışla ALLAH'IN DİNİNİ yayamazsınız, yaşatamazsınız, kendinize kimseyi inandıramazsınız. Her hocanın arkasında 3-5 kişi namaz kılar. Ne hoca o cemaati, ne de cemaat hocayı anlar ve de tanır. Oysa camiler ve diğer ibadet mekânları İSTİŞARE yeridir. Topluma moral, inanç motivasyonu verilen yerlerdir. Yeni Başkan bu çıkışı, misyonu, vizyonu yapabilir mi? İsterse yapar. Toplum hazır!


Bu yazı toplam 904 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim