Bugün:

Ziyaretçi Defteri
 
 
Bolu Gündem'i Facebook'dan takip edin.
 
BoluSpor Tarihi

Tüm Yazarlar


 

  Yazı Dizisi

Bolu Gündem Gazetesi: Köy Enstitüleri: Kuruluşunun 70. yıldönümünde Köy Enstitüleri-II (bolu haber, basın, son dakika, gazete, spor, yazar...) Yazı Dizileri

Köy Enstitüleri

Kuruluşunun 70. yıldönümünde Köy Enstitüleri-II
(18 Nisan 2010)

Facebook'ta Paylaş

 

Köy Enstitüleri mezunu öğretmenlerimizden Sayın İsmail Altıntaş ve Sayın Mustafa Hı-zarcı'yla görüştüm. Düşüncelerinden istifade ettim. Bunları sizlerle paylaşıyorum. Bakalım öğretmenlerimiz,yeni kuşaklara nasıl mesaj verecekler? Nelerden bahsedecekler?

RÖPORTAJ: AYŞEGÜL TOPCU

İsmail Altıntaş, 1931 Paşaköy doğumlu. İlkokulu Paşaköy'de okuyan İsmail Hocam, daha sonra Arifiye Köy Enstitüsü'ne gitti. 1947 yılında mezun oldu ve öğretmenlik yapmaya başladı. 1978 yılında emekli olan İsmail Altıntaş, şu an emekliliğin tadını çıkarmaya devam ediyor.

FEODALİTE ÖYLE İSTEDİĞİ İÇİN BUNUN YERİNE İMAM HATİP OKULLARI GEÇMİŞTİR

Köy Enstitüleri neden kapandı?

2003 yılında Abant İzzet Baysal Üniversitesi'nde Köy Enstitüleri ile ilgili panele katılmıştık. Panelden sonra panelistlerle sohbet ederken bir öğretim üyesi geldi, o Köy Enstitülerinin 1946 yılında bittiğini, yerine politeknik okullar açıldığını söylemişti. Ben de ona soru sordum. Kurumu kuruyorsunuz, 1944 yılında ilk mezununu veriyor. Sonra iki yıllık denemenin sonucunda misyonunu tamamladı, diyorsunuz. Malzemesini temin edemediniz, nasıl uygulamalarda bulunduğunu göremediniz. Bir takım engeller çıktı. '1946 yılında misyonunu tamamladığı için kapandı' dediniz. Esas kapatılış nedeni bir ise bir toplumun ekonomik yapısı siyasi yapıyı belirler. Siyasi yapı eğitimi belirler. Eğitimin o ülkenin siyasi yapısına ve ekonomik durumuna ters düşmemesi gerekir. Köy Enstitülerin kapandığı döneme bakarsanız, o dönemde feodalite, ağalık sistemi vardır. Köy Enstitüleri köyü kalkındıran toplum lideri yetiştirir ve köy halkını eğitirdi. Ağanın köyünden bir ırgatın çocuğunu alıyorsunuz, yetiştirip toplum lideri bir öğretmen yetiştiriyorsunuz. Emin Sazak Eskişehirli toprak ağasıdır, “Benim bindiğim eşek, benden akıllı olamamalıdır” diyerek köylüyü bu şekilde vasıflandırır.1946 yılında Türkiye çok partili hayata geçmiştir. Ağalar iktidar partisi olan CHP'den ayrılmıştır. Burada ağaların istemediği kurum kapatılmıştır. Köy Enstitülü öğrenci mezun olduğunda, köye döndüğü zaman beş nüfuslu aileyi geçindirecek yirmi dönümlük arazi verilecektir. Avadanlık takımı, hayvan, öküz verilecektir. Kendi bulunduğu yerde bunlarla tarım yapacak, köye örnek olacak, köyün kalkınmasını sağlayacaktır.1944 yılında bunlar verilmeye başlanmış, ihtiyaçlar sonra karşılanamamıştır.1946 yılında Köy Enstitüleri kapanmış, 1947 yılındaki mezunlarına bu imkânlar sağlanmamıştır.

Tarlalar size neden veriliyordu?
O köyde öğretmenlik yaptığınız süre içinde tarlaları öğrencilerle işleyeceksiniz. Teşkilat kanunun onuncu maddesi "Köy enstitülü öğretmen sabah güneş doğarken kalkacaktır. Güneş batıncaya kadar çalışacaktır” der.

Köy Enstitüsü ismi ne zaman değiştirildi?

Fakir, alt tabakadaki ailelerin çocukları Köy Enstitüsüne giderdi. 1946 yılında Köy Enstitüsüne son verildi.1952 yılına kadar Köy Enstitüsü ismini taşımıştır. 1952 yılında İlköğretmen Okulları'yla, Köy Enstitüsü müfredat programı birleştirilmiştir.1953 yılında mezun vermemiştir.1954 yılında İlköğretmen Okulu olarak mezun vermiştir. Feodalite öyle istediği için, bunun yerine İmam Hatip Okulları geçmiştir. Böylece Atatürk Devrimleri'nin karşısına yeni bir takım şeyler çıkmıştır.1950 yılından bu güne kadar bu devrimlerin karşısında olan siyasi partiler ülkemizi yönetmiştir. Basında okuduğumuz gibi şimdi Türkiye ılımlı İslam devleti olması için batılılar tarafından uğraşılıyor. Atatürk ilkelerinden ve devrimlerinden vazgeçmemiz isteniyor.

Sizin zamanınızdaki eğitim sistemiyle şimdiki eğitim sistemi arasında ne gibi farklar var?

Bugün yeniden Amerika'yı keşfetmeye gerek yok. Gelişmiş ülkeler kendi eğitim sistemini kurmuşlar. Türkiye görünüşte onlardan örnek almaktadır. Uygulamalarda o tarafa doğru gitmemektedir. Öğrenci okulu bırakıp dershaneye gidecek, hiçbir yerde bu görülmemiştir. Türkiye'nin mesleki teknik okula ihtiyacı var. İş adamları 'Bize ara eleman lazım' diyor.

KOMÜNİSTLİK BU İSE BEN KIPKIZIL KOMÜNİST OLURUM

Mustafa Hızarcı, 2 Şubat 1933 Mengen doğumlu. İlkokulu bitirdikten sonra, Gerede'de Arifiye Köy Enstitüsü'nün sınavına girdi ve mezun olduktan sonra sekiz yıl öğretmenlik yaptı. Gazi Eğitim Enstitüsü pedagoji bölümünü bitiren Mustafa Hızarcı, ilköğretim müfettişi olarak görevine devam etti, daha sonra emekli oldu.

Sınava girecek öğrencileri kim seçiyordu?

Beni müfettiş seçti. Sorduğu sorulara istediği cevabı alınca, “Köy Enstitüsü'nde okumak ister misin” dedi. Ben Köy Enstitüsü'nün ne olduğunu bilmiyordum. Okumak isterim dedim. Müfettiş benim kaydımı yapmış Gerede'de sınava girdim. Kazandım, Köy Enstitüsüne gittim, ikinci bir sınav yaptılar. O sınavı geçen birinci sınıfa başlıyordu, geçemeyen hazırlık okuyordu. Geçtim sınavı birinci sınıftan başladım.1953'te Köy Enstitüleri kapatılıp İlköğretmen Okulu'na dönüştürüldü. Ben Arifiye Öğretmen Okulu 1955 mezunuyum.

Arkadaşlarınızdan sınavı kazanıp Köy Enstitüsü'ne gelemeyen oldu mu?

Bizim buralardan olmadı. O zamanlar Köy Enstitüleri hakkında çok olumsuz bir söylem vardı. Köy Enstitüleri'nden mezun olanlar komünist oluyormuş. Bize Köy Enstitüsünde böyle bir şey telkin edilmedi. Kazım Karabekir, Hasanoğlan Köy Enstitüsü'ne gidiyor. Öğrenci bahçede fidan dikerken, Atatürkçülük nedir diyor? Öğrenci fidanı alıyor, açtığı kuyuya dikiyor. Atatürkçülük fidanı buraya dikmektir. Kazım Karabekir buradan öğrencilerin toplu olduğu yere gidiyor. Öğretmenler de var burada, “sizin bir komünist marşınız varmış okuyun” diyor. Uyanık hocalardan İzzet Palamar ziraat diyor. Köy enstitülerinde ziraat marşı var. Bunu komünist marşı olarak kabul ediyorlar. Komünistlik bu ise ben kıpkızıl komünist olurum.

Köy Enstitüleri'nin üstü bir okul var mıydı?

Yüksek Köy Enstitüsü vardı, çalışkan öğrenciler gidiyordu. Sağlık kolu vardı. Sağlık koluna gidenler köy sağlık memuru oluyordu. Öğretmen okuluna çevrildiği zaman da yüksek öğretmen okuluna gidiliyordu.

Köy Enstitüsü sınavında ne soruyorlardı?

İlkokul bilgilerimizle sınava girdik.

Yemeklerin pişmesi, yemekhaneye taşınmasını sizler yapıyordunuz. Öğrenciler arasında dönüşüm nasıldı?

Köy Enstitüsü'nde etkinlikler tamamen öğrenciler tarafından yürütülürdü. Yemekhane nöbetçileri olurdu. Meydan temizleme nöbetçileri olurdu. Bahçe bakım nöbetçileri olurdu. Bizden önceki öğrenciler ahırlar varmış, hayvan bakımcılığı yapıyorlarmış. Nöbetçi sınıflar olur, bir hafta bir sınıf nöbetçi olurdu. Bu sınıflar o hafta okulun bütün işlerini yürütür. Köy Enstitüleri yalnız öğrenilen, öğretilen yer değildi. Orada her şey yaşanarak öğrenilirdi.

Köy Enstitüleri ne zaman başladı, neden bitti?

Gerçek Köy Enstitüleri programı 1940–1947 arasında uygulandı.1947 yılında Marshall planıyla Amerikan virüsü Türkiye'ye girdi. Köy Enstitülerine de girdi. Köy Enstitüleri programı daha sonra yavaş yavaş törpülenmeye başlandı. Köy Enstitüleri'nin teknisyeni İsmail Hakkı Tonguç'u Reşat Şemsettin Sürer diye biri ziyaretine geliyor. Tonguç Baba'ya “siz bu çocukları böyle yetiştirirseniz biz bunları nasıl yönetiriz. Ben bindiğim eşeğin benden akıllı olmasını istemem” diyor. Bunu diyen adam, Amerikan virüsü Türkiye'ye ve Köy Enstitüleri'ne enjekte edilince, milletvekiliyken Milli Eğitim Bakanı oldu. Eğitim tarihinin en acı olayı budur.

Köy Enstitüleri devam etseydi ne olurdu?

Programı değiştirilmeden bir otuz yıl devam etseydi, Türkiye bugün yüzyıl ilerde olurdu. Türkiye'nin kalkınmasını istemeyen dış güçler içerde halkı sömüren kaynaklar, Köy Enstitüleri'nin kapatılmasında önemli rol oynadılar. Kinyas Kartal'a sormuşlar “Köy Enstitüleri gerçekten komünist mi” diye? O da şöyle cevap vermiş: “Yok oğul köy çocuklarından komünist olur mu?' Kendisine “Neden oy verdiniz kapanması için?” diye sorulunca, “Benim iki yüz altmış tane köyüm var. Bunlar benim köylere girdiği zaman ben bu köyü nasıl yönetirim” diye cevap veriyor.

Sabah kalkınca ne yapardınız?

Sabah altıda kalkardık, yediye kadar kahvaltı yapardık. Yediden sekize kadar milli oyunları oynar spor, temizlik yapardık. Dokuzda dersler başlardı. Aynı asker gibiydik.

Görüşüyor musunuz okul arkadaşlarınızla?

Biz 1955 mezunları her yıl Temmuz aynın ilk Cumartesi pazarı Bolu, Adapazarı, İzmit, Yalova, Bursa, Bilecik illerinde toplanırız. Bu sene Bolu'da toplanacağız.

Enstitüde çok kitap okuyor muydunuz?

Köy Enstitüsü'nde okuma zevkini kazandırmak için ciddi çalışmalar vardı. Hala okumak için kendimi zorluyorum. Arkadaşlara da zaman zaman söylüyorum. Öğretmenin emeklisi olmaz. Öğretmenin rahmetlisi olur, çünkü öğretmen beyni duruncaya kadar okumak zorundadır. Yeni nesil öğretmenler gazete bile okumuyor üzüntüyle söylüyorum.

Köy Enstitüsü'nde aldığınız disiplini hayatınız boyunca sürdürebildiniz mi?

Aldığım disiplin hala devam ediyor. On bir buçukta evden çıkarım. Dörtte evde olurum. Evde oturduğum bir yer vardır, sofrada oturduğum yer vardır değişmez.

Köy Enstitüleri kapatılmasaydı, ülkemizde buna ek olarak Kent Enstitüleri kurulup temel eğitimi de verebilseydi Türkiye şuan nasıl olurdu?

Kent Enstitüleri olarak bir fikir geliştiriliyor. Bu varoşlara hitap edecek, amaca tam hizmet eder mi 0bilmiyorum. Türkiye'de nüfusun yüzde yirmisi köylerde kaldı. Köyler boşaldı, bir ülkenin kalkınması üretime dayalı olması lazım. Üretim olmayan ülkede kalkınma olmaz. Kent Üniversiteleri yerine, köye insanları çekici eğitim sistemi oluşturmak lazım.
Adı ne olursa olsun bu okulun, kendi toprağını işleyebilen, hayvancılık yapabilen insanları yetiştirebilen eğitim sistemi olmalı Türkiye'nin ekonomisini kalkındırmak için bunu koşul görüyorum. Her şeyi ithal ediyoruz Dünyada dört mevsim yaşanan Anadolu'dan faydalanmak gerekirken, varoşlara yığıp insanları işsizler, sefaletler ordusu haline getirmek çok kötü. Kent Enstitüsü'nün bu yüzde olması gerektiğini düşünüyorum.

Köy Enstitülü öğretmenle şimdiki öğretmenler arasındaki farklar neler?

Köy Enstitülü öğretmen köylülerle birlikte yaşıyordu. Şimdiki öğretmenler derse giriyor çıkıyor. İsmail Hakkı Tonguç'un da bir sözü var: 'Gidin o kültür denizine, köy dediğimiz o denizin içinde yüzün, oradan alacağınız kültürü organize ederek köylüye tekrar verin.'

17.04.2010


Facebook'ta Paylaş

Dizi Yazısının Diğer Konuları:


Tüm Yazı Dizileri

 


Tüm İlanlar

Bolu Resmi İlanlar
 
 Köroğlu Eczanesi:
 Büyük Cami Mah.Taşhancılar Cad. No:1/1-A BOLU Tel:(0 374) 2180191

Tüm Yazı Dizileri


 
Email:
bilgi (@) bolugundem.com   Telefon: (0374) 215 05 72
 

 

 

Tasarım: EvrenKENT

© 2003-2014 Tüm Hakları Saklıdır. Bolu GÜNDEM Gazetesi.
Bolu Gündem Gazetecilik, Matb. ve Reklam Tic. Ltd. Şti. www.bolugundem.com 

Site Yönetimi  -  Mail Yönetimi