Bugün:

 

  Yazı Dizisi

Bolu Gündem Gazetesi: Geçmişe Yolculuk: ULUSAL KURTULUŞ SAVAŞI'NIN KADIN KAHRAMANLARINDAN KARA FATMA BOLU'DA (bolu haber, basın, son dakika, gazete, spor, yazar...) Yazı Dizileri

Geçmişe Yolculuk

ULUSAL KURTULUŞ SAVAŞI'NIN KADIN KAHRAMANLARINDAN KARA FATMA BOLU'DA
(18 Ekim 2011)

Facebook'ta Paylaş

 

ULUSAL KURTULUŞ SAVAŞI'NIN KADIN KAHRAMANLARINDAN KARA FATMA BOLU'DA

Hazırlayan: Mehmet Tunçkol

    Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın simge haline gelmiş kadın kahramanları içinde, en yaygın olarak bilinen isim, Kara Fatma’dır(Fatma Seher Erden).1888 Erzurum doğumlu olan Kara Fatma, subay olan eşi Derviş Bey’in Edirne’de vefatından sonra silaha sarılarak, yüzlerce savaşçıdan oluşan bir çete kurar. Doğu Cephesi’nde Ermeni Komitacıları’na, Güney Cephesi’nde Fransızlara karşı savaşır. Daha sonra Batı Cephesi’ne geçerek, Kocaeli-Sakarya çevrelerinde eşkıya takibinde görev alır ve Batı Cephesi’nde Yunan Kuvvetlerine karşı yapılan savaşlara katılır. (Kara Fatma adının, farklı tarihi dönemlerde birden fazla kadın kahraman için kullanılması sebebiyle, bu isimle anılan kişilerin, bazen karıştırıldığı görülür. Ör; 1853-56 Kırım Savaşı’nda adı geçen Kara Fatma, 93 Harbi-1877-78 Osmanlı Rus Harbi’nde adı geçen Kara Fatma, Ulusal Kurtuluş Savaşı’nda adı geçen Tarsuslu Kara Fatma vb.)

    Erzurumlu Kara Fatma Seher Erden,1920’li yılların başında yaşanan, İç Savaş-Hilafet İsyanları’nın bastırıldığı günlerden sonra, Bolu-Mudurnu’ya da gelir ve törenle karşılanır. Haziran 2008 tarihli Mudurnulular Derneği Bülteni’nde yayımlanan “Kara Fatma Mudurnu’da “başlıklı yazıda yer alan, İhsan Akseki ile yapılan söyleşide bu ziyaret şöyle anlatılıyor:

    “… Mudurnu’da Kuvayı Millicilerin başı, en yamanı Sabri Karaçayır idi. Hem sözü dinlenirdi, hem de silahşor adamdı. Mudurnu’da Kuvayı Millicilerin borusu öterdi. Bizim vardığımızda Mudurnu efelerle doluydu. Oyalı fesleri, işlemeli cepkenleri ve bakımlı atlarıyla şehirde dolaşırlardı. Çocuk aklımızla hem onlara özenir hem de korkardık.

    Bir gün, Kara Fatma geliyormuş dediler. Bütün ahali toplandı. Büyük Kapı’dan (Mudurnu’ya, Nallıhan güzergâhından gelen yolun şehre giriş noktası)  Büyük Camii (Yıldırım Beyazıt Camii) meydanına kadar yol boyunca çoluk çocuk, kadın erkek herkes yollara dizildi. Karayokuş’tan, Kara Fatma ve on beş atlısı pür silah kasabaya girdiler. Büyük Cami Meydanı’nda davul zurnayla karşılandılar.

    Kara Fatma; çapraz fişekli, mavzerli, kamalı, çatık kaşlı, heybetli, erkek gibi bir kadın. Adamlarının elinde, yaldızla yazılı siyah bir bayrak ile Orta Çarşı’nın içinden geçtiler.

    Hiç unutmam, bayraktaki yazıda; “İnna fetahnaleke fethan mübina” yazısı işlenmişti. Anlamı da; “Biz fethettik, kardeşlerimizi kucaklamaya geldik.” demektir…

    Kara Fatma, Sabri Karaçayır’ın konağında ağırlandıktan sonra Beşkavak’tan doğru Karacakaya tarafına gittiler…”

(Mudurnulular Derneği Bülteni 3.Sayı. Haziran 2008.Sh:29,30.)

     “Kara” ünvanını, Sivas Kongresi sırasında bizzat Mustafa Kemal Paşa’dan alan, savaşçı bir kadın olarak Üstteğmen rütbesine kadar yükselen Kara Fatma, Kurtuluş Savaşı’nda gösterdiği cesaret ve kahramanlığı sebebiyle, TBMM tarafından İstiklâl Madalyası ile onurlandırılır, subay maaşına bağlanır. Fakat O,savaştan çıkan ülkesinin zor koşullarını gerekçe göstererek maaşını Kızılay’a bağışlar. İzmir İktisat Kongresi’ne delege olarak katılır. Sovyetler Birliği’ne davet edilir,Kırım’a gider..

    Ulusal Kurtuluş Savaşı yıllarında bir efsane gibi Anadolu’da yayılan Kara Fatma adı, 1940’lı yıllardan sonra unutulmaya yüz tutar… Kara Fatma yoksullukla geçen zahmetli bir yaşlılık dönemi yaşar.

         1949’yılında, bir Ankara yolculuğu sırasında Kara Fatma’nın Bolu’ya uğradığını, 20 Ocak 1949 tarihli“Bolu” Gazetesi’nde yer alan bir haberden öğreniyoruz. Bolu Gazetesi’nde bu ziyaret, bir ara haber olarak, şu bilgilerle verilmektedir:

    “ İstiklâl Savaşı Mücahitlerinden (Kara Fatma) Ankara’ya Geçti:

    Kurtuluş Savaşı’nın, bidayetinden sonuna kadar bütün cephelerde kahraman askerlerimizle birlikte omuz omuza savaşarak Üsteğmen rütbesini ihraz etmiş ve ayrılmış olan vatan sever Türk kadını kahraman Kara Fatma dün Bolu’ya gelerek Valimizi makamlarında ziyaret etmiş ve kendilerile hasbıhalde bulunmuştur.

    Ankara’ya geçmekte olduğunu bildiren bu vefakar ve vatan sever  Türk kadınının bu günkü durumu nazara alınarak bir kısım ihtiyaçlarına cevap vermek üzere C.H.Partisi ve Bolu Halkevi ve Bolu Yardım Sevenler Derneği ile Kızılay Derneği Bolu Şubesi tarafından münasip miktarda yardımda bulunulmuş ve bu memnunlukla  Ankara’ya gitmek üzere Bolu’dan ayrılmıştır. Cumhuriyet devrinin yetiştirdiği yeni nesle her bakımdan örnek olmaya layık bu kahraman kadına hayırlı yolculuklar dileriz.”

    Yaşamının son günlerini yoksulluk içinde geçiren Kara Fatma’ya, 1954 yılında TBMM kararı ile yeniden maaşa bağlanırsa da, bu maaşını (170 lira) bir yıl alabilir ve 1955 yılında vefat eder…

    Yakın dönem tarihimizde, Türkiye’nin “Kurtuluş ve Kuruluş” sürecinde emeği geçen insanlarımızın mücadeleleri, fedakârlıkları unutulmamalı ve toplumun tarih bilinci içinde temellendirilerek genç nesillere aktarılmalıdır. Uluslaşma; feodal temele dayanan, ümmet ideolojisi ile şekillenmiş yapının içinde doğarak gelişen; iktisadi, sosyal, siyasi bir gelişim sürecidir. Gelecek; geçmişimizin ileriye dönük, aydınlık ve onurlu temelleri üzerinde inşa edilecektir.

    Uluslaşma sürecinin üst aşamalarına ulaşmış bir Batı toplumunda Kara Fatma adı yaşasaydı; O’nun adına anıtlar dikilir,müzeler açılırdı.Toplumun tarih bilincine Kara Fatma adı ve mücadelesi kazınırdı.Yaşamı ve kavgası,romanlara,filmlere konu olurdu.Hatta Jan Dark (Jeanne d’Arc)misali, tüm Dünyaya,Ulusunun onuru olarak tanıtılır ve yüceltilirdi….

           ULUSAL KURTULUŞ SAVAŞI’NDA KAHRAMAN KADINLARIMIZ

       Ulusal Kurtuluş Savaşı, Türk Ordusu'nun işgalci ordulara karşı verdiği bir savaş olmanın ötesinde, çok daha derin bir öz ve anlam ifade eder. 1918–1922 yılları arasında yaşananlar;

         Bir" Anadolu İhtilali" ,bir  “Kutsal İsyan” , 20. yüzyılda  " Mazlum Ulusların Emperyalizme Karşı Kazandığı İlk Zafer” ve Batılı Sömürgeciler’in kahredici savaş gücüne rağmen yenilebileceğini, bütün Dünya’ya gösteren bir "Bağımsızlık Kavgasıdır”.

       Aynı zamanda; Batılı emperyalistlerin yok etmek, Anadolu’dan çıkarıp Asya bozkırlarına sürmek istediği bir Ulusun "Diriliş, Bağımsızlık ve Var Oluş Destanıdır."                                                                  

       Bu destanın yazılışında, kadınıyla erkeğiyle, genciyle yaşlısıyla yurtsever insanlarımızın tümünün güç birliği, belirleyici ana unsurdur. Fakat özellikle Anadolu kadınının emeği ve mücadelesinin, Kurtuluş Savaşı içinde çok daha ayrıcalıklı bir yeri vardır.

        Balkan Savaşları, 1. Dünya Savaşı ve izleyen Ulusal Kurtuluş Savaşı yıllarında, ülkedeki genel üretim faaliyetlerinin yükü büyük ölçüde kadınların omuzlarına yüklenmiştir. Özellikle de Kurtuluş Savaşı döneminde; tarım, hayvancılık faaliyetleri, ailenin geçimi, çocukların yetiştirilmesi, cephedekilerin yiyecek ve giyecek gereksinimlerinin karşılanması vb. yoğun emek gerektiren işler, bütünü ile kadınların eline kalmıştır. Bunların yanı sıra; cepheye silah ve cephane nakliyatı, propaganda çalışmaları, işgalleri telin ve orduya yardım mitinglerinin düzenlenmesi, cephe gerisine taşınan yaralı ve hasta askerlerin tedavi hizmetleri, Kızılay etkinliklerinin sürdürülmesi, işgal bölgelerinden gelen göçmenlerin barındırılıp, beslenmesi vb. pek çok görev de kadınların sorumluluğuna bırakılmıştır.

         Anadolu kadınının Kurtuluş Savaşı 'nda verdiği mücadele ve gösterdiği özveriyi, Mustafa Kemal Paşa, şöyle dile getiriyor:

         M. Kemal’in Konya Hilâli Ahmer Kadınlar Şubesi'nde,21 Mart 1923 'te yaptığı konuşma;

                "…Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir milletinde, Anadolu köylü kadınının üzerinde kadın mesaisi zikretmek imkânı yoktur ve dünyada hiçbir milletin kadını ' Ben Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar gayret gösterdim’ diyemez.

    ( …)Erkeklerimizin teşkil ettiği ordunun hayat kaynaklarını kadınlarımız işletmiştir. Memleketin mevcudiyet vasıtalarını hazırlayan kadınlarımız olmuş ve kadınlarımız olmaktadır. Kimse inkâr edemez ki, bu harpte ve ondan önceki harplerde, milletin hayat kabiliyetini tutan hep kadınlarımızdır.

    Çift süren, tarlayı eken, ormandan odunu, keresteyi getiren, mahsulâtı pazara götürerek paraya çeviren, aile ocaklarının dumanını tüttüren, bütün bunlarla beraber sırtıyla, kağnısıyla, kucağındaki yavrusuyla yağmur demeyip, kış demeyip, sıcak demeyip cephenin mühimmatını taşıyan, hep onlar, hep o ulvi, o fedakâr, o ilahi Anadolu kadınları olmuştur.

    Dolayısıyla hepimiz bu büyük ruhlu, büyük duygulu kadınlarımızı şükran ve minnetle ebediyen taziz ve takdis edelim."

                       CEPHEDE KADIN KAHRAMANLAR

          Ulusal Kurtuluş Savaşı'nda Anadolu kadınının cephe gerisinde olduğu kadar, bizzat cephede, savaşın en ön saflarında da yer aldığını görüyoruz. Birlik komutanlıklarına yükselen, askeri rütbeler kazanan, İstiklal Madalyası alan kadınlarımız konusu ne yazık ki bu güne kadar gerektiğince irdelenip, işlenerek topluma aktarılamamıştır.

      Elde silah, bilfiil cephelerde savaşan kadınlarımız içinde ilk akla gelen isimler:

     Kara Fatma (Seher Erden), Gördesli Makbule, Osmaniyeli Tayyar Rahmiye, Kastamonulu Şerife Bacı, Aydınlı Emire Ayşe, Pozantılı Kılavuz Hatice, Vanlı Süreyya Hanım, Halide Edip (Adıvar), Binbaşı Ayşe, Nezahat Onbaşı, Kastamonulu Halime Çavuş, Tarsuslu Kara Fatma, Gaziantepli Yirik Fatma, Samsunlu Fatma Çavuş, Domaniçli Habibe, Bitlis Defterdarının Hanımı, Asker Saime, Ankaralı Ayşe Kadın ve benzeri nice adı bilinen ve bilinmeyen kadın kahraman, bu toprakların bağımsızlığı için mücadele etmiş, destanlar yaratmıştır.

     Fakat borçlu olduğumuz kadın kahramanlarımızın pek çoğuna, toplum olarak ne yaşadıkları dönemde, ne de günümüzde gerekli ilgiyi gösterdiğimizi, onlara karşı vefa borcumuzu ödeyebilme çabası içinde olduğumuzu, onların mücadelelerini, yaşam öykülerini topluma aktarabildiğimizi söylemek pek mümkün değildir...

          KARA   FATMA (FATMA SEHER ERDEN)' İN YAŞAMI VE MÜCADELESİ

         Fatma Seher, 1888 yılında Erzurum'da doğmuştur .Babası,yörenin önde gelen isimlerinden Yusuf Ağa' dır. Subay Derviş Erden ile evlenen Fatma Seher, iki çocuk annesi olmuştur. Balkan Harbi sırasında Edirne Yanıkkışla'da görev yapan eşinin yanında iken, Edirne' nin işgaline tanık olmuştur. Eşi bir süre sonra vefat edince memleketi Erzurum'a dönmüştür. Burada da Ermeni Komitacıları'nın saldırıları ile karşılaşınca silaha sarılıp, kardeşi ile birlikte oluşturduğu çetenin başına geçerek Ermeni Komitacılarla savaşmıştır. Daha sonra; Güney Cephesi'nde Fransız ve Ermeniler'e karşı, Batı Cephesi'nde Yunanlar'a karşı, İzmit, Adapazarı, Düzce, Bolu yörelerinde de Hilafet İsyancıları ve eşkıyaya karşı mücadele etmiştir.

          Fatma Seher Erden'e "Kara" unvanını 1919'da, Sivas Kongresi sırasında bizzat Mustafa Kemal vermiştir. Bir sıfat tamlaması olarak "Kara” sözcüğü, lakap olmaktan öte, bir unvandır. Yaygın olarak kullanılan ve yüceltici bir anlam ifade eden "Kara unvanı" ;yüksek karakterli, korkusuz, yiğit, kahramanlıklar gösteren kişilere verilir...

         Kara Fatma, silahlı mücadeleye atıldığı dönemi, kendisi ile yapılan bir röportajda şöyle anlatıyor.

    Kara Fatma ile Röportaj. Yakın Tarihte Gördüklerim ve Geçirdiklerim.

     Ahmet Emin Yalman

                ( …)"Balkan Harbi'nde kocamla beraber Edirne'de mahsur kaldık. Yanıkkışla'da askerlik hayatını paylaştım. Mütarekeden sonra eşim öldü. Onun orduda boş bıraktığı yeri doldurmayı aklıma koydum. Adana Cephesi'nde Fransız ve Ermeniler ile savaş vardı, oraya koştum. Oradan Dinar, Afyonkarahisar, Nazilli, Sarayköy ve Tire'de bir asker gibi çalıştım. Sonra Kocaeli'ne geçtim. İznik Cephesi'nde vazife gördüm. İznik’e 380 gönüllü getirdim, İntikam Taburu'na teslim ettim. Oğlum ve kardeşim de bunlar arasındaydı. Bir defa da 180 gönüllü topladım, İzmit'e getirdim. Bir müddet birlik kumandanlığında bulundum. ( …)"

           9 Ağustos 1933 tarihli Yeni Gün Dergisi'nin 22. sayısında, Makki Sait’in Kara Fatma ile yaptığı röportaj;

          "Askere 24 yaşımda gittim. Seferberlikte Kars, Kağızman, Beyazıt taraf­larında çalıştım. Bereket ve Karadere taarruzunda, Düzce'de eşkıya ile müsadememde, Sivrihisar’da, bir de Değirmendere'de yaralandım. Bunlardan başka ufak tefek çizikler, sıyrıklar da var, onları saymıyorum. Kızımın parmaklarını da şarapnel kesti. Zavallı şimdi yarı deli vaziyettedir .... "

(Devam edecek)

 

Facebook'ta Paylaş

Dizi Yazısının Diğer Konuları:


Tüm Yazı Dizileri

 


Tüm İlanlar

Bolu Resmi İlanlar
 
 Bolu Eczanesi:
 Gölyüzü Mah. Fevzipaşa Cad. No:20/A BOLU Tel:(0 374) 2157495
 Meral Eczanesi:
 Sağlık Mah. Şehitler cad. Yüksel Apt. No:32/9 BOLU Tel:(0 374) 2704166

Tüm Yazı Dizileri


 
Email:
bilgi (@) bolugundem.com   Telefon: (0374) 215 05 72
 

 

 

Tasarım: EvrenKENT

© 2003-2014 Tüm Hakları Saklıdır. Bolu GÜNDEM Gazetesi.
Bolu Gündem Gazetecilik, Matb. ve Reklam Tic. Ltd. Şti. www.bolugundem.com 

Site Yönetimi  -  Mail Yönetimi