• BIST 81.712
  • Altın 147,398
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • Bolu 3 °C
  • İstanbul 5 °C
  • Ankara 1 °C

Doğadaki ayak izleri

Mustafa Namdar

Tanrı dünyayı: börtü böcek, bitki ve en değer verdiği insan için mi, yoksa bu varlıklar için dünyayı mı yarattı? Bilinmiyor. Bilinen birşey varsa, yaratılan bu güzelliklere sahip çıkamadığımız. Bir taraftan doğanın dengesini sağlayan hayvanların yaşama haklarını acımasızca ellerinden alırken, bir taraftan da kara toprağın karanlığında, hayat bulan bitkileri ve böcekleri kimyasallarla neslini bozmakta ya da yok etmekteyiz. Toprak güçsüz, sular zehirli, hava ise her geçen gün biraz daha kirli. Her geçen gün biraz daha canlıların sağlıklarını tehdit eder durumda dünyalılar...

Varolan aklı sayesinde diğer canlılardan farklı olan insanoğlu, bir tuhaf. Bir bakıyorsunuz hayal ediyor, düşündüğünü gerçekleştiriyor. Bir bakıyorsunuz bahşedilen güzellikleri, gözünün içine baka baka yok ediyor. Ardından da bu doğa, çocuklarımızın emanetidir diye ağıtlar yakıyor. Bir bakıyorsunuz ormanlar doğanın akciğerleridir diye ahkamlar kesip nutuklar atıyor, ardından sigarasıyla hem kendini, hem ormanları yakıp kül ediyor. Bir bakıyorsunuz uzakları yakın etmek için, ulaşımı rahatlatan yollar açılıyor. Dağlar ardındaki insanları birbirine kavuşturuyor. Ardından yanlış hesaplamaların sonucunda, doğanın su yollarında trafiği karıştırıyor, sellerin hışmına uğruyor. Bir bakıyorsunuz temizlik diyor, temizliğin imanın yarısı olduğunu söylüyor, evinden dışarıya çıktığında herkesin, hepimizin ortak değeri olduğunu söylediğimiz sokak, cadde, park bahçelerimizi çöplükten farksız hale getiriyoruz. Yazın sıcağında ne vantilatör, ne klima yetmiyor bedenlerin serinlemesine. Aşırı sıcaklarda su, su diye inleyenler, tek yürek olup yağmur için ellerini uzatırken semaya, aynı eller sellere bariyer olan ağaçları kesmekten geri kalmıyor, adeta birbirleriyle yarış ediyorlar. Kim yapıyor bunları? Aklıyla övünen, aklıyla ayrıcalığı olduğuna inanan insanoğlu...

Doğadaki tüm canlıların varlıklarını dengede tutmak, yaşamı güzelleştirmek için varolan akıl sermayesini tasarrufa özen gösterip varolanları yok etmek istercesine, mum örneğinde olduğu gibi hergün biraz daha eritiyoruz çevremizi...

Doğada yalnızca ayak izi bırakmıyoruz. Her ağacın altında mangal, oksijenle savaşıyoruz. Yetmiyor her ağacın altını tuvalet olarak kullanıp, güzelim oksijen deposunu asitle kirletmeye çalışıyoruz.

Belki de piknik alanlarındaki kenelerin intikamı bundandır. Belki de, ormanlardaki sessizlik, kuşların şakıması, bülbüllerin suskunluğu bundandır.

Belki de açıkta bırakılan çöpler, çam kokularını bastırırken, zaman içindeki kokuşmuşlukları yetmiyormuş gibi yeraltı su kaynaklarını da kirletiyor. Tıpkı kırık, cam şişelerine yansıyan güneş ışınlarının öfkesinden ısınıp alev alev, çıtır çıtır yanıyor otlar ağaçlar.

Ne olur günübirlikçiler, piknikçiler, bu güzellikler hepimizin ortak değerleri. Onları, yarınlar için, hem kendimiz, hem çocuklarımız adına koruyalım. Ne olur, doğada yalnızca ayak izi bırakın ve yalnızca fotoğraf çekin. Ve çektiğiniz fotoğrafı bir dahaki gelişinizde bıraktıklarınızla karşılaştırın...

13.08.2009

Bu yazı toplam 268 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim