• BIST 82.363
  • Altın 147,033
  • Dolar 3,7764
  • Euro 4,0385
  • Bolu 3 °C
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 0 °C

Doğurmak mı, doğanı yaşatmak mı?

Mustafa Namdar

İnsan neslinin devamlılığı için doğurganlık önemli. Erkeği kadınıyla her bireyin işiyle, aşıyla ilgili sorunlarını halletmesinden sonra aklına gelen, mutlu bir yuva ve çocuklara sahip olmasıdır. Bu düşünce, akıl sahibi herkes için geçerlidir. Bir fidanın meyveye dönüşümündeki verimliliği görme özlemidir bu.

Doğurganlığın önemi bu düşüncede olmalı. Tüm temenniler sağlıklı doğum için gerekli koşulların oluşumu üzerine olur. Doğurmak, doğurgan olmak, sağlıklı nesillerin devamlılığı için ön koşul. Önemli mi? Önemli. Yeterli mi? Değil. Doğurmak ne kadar önemliyse, doğuranı yaşatabilmek de çok çok önemli olmalı...

Sistemin düşünürleri; bireylerin bir araya gelebilmeleri için ulus olmaları gerektiğini, ulus olabilmek için hür ve bağımsız olunmasına inanmışlar. Ulusların bağımsızlıklarını koruyabilmeleri için de, eğitimli olmalarının önemini düşünmüşler ve eğitim kurumlarının temellerini atmaya başlamışlar. Ve de atmışlar. Kalkınmışlığın, çağdaşlığın temelindeki harcın çimentosu eğitimdir demişler, dönemin koşullarına uygun olan okulları açmışlar. Doğurganlığın önemine inanmakla kalmamışlar doğanların da, uygun koşullarda eğitilmesinin gerekliliğine inanmışlar.

Doğur, sal çayıra, kurt yemiş, kuş yemiş kalan sağlar bizimdir felsefesinden uzak her doğan eğitilmeli diyerek yakmışlar aydınlığın meşalesini. Kalkınma köyden başlamalı demişler, açmışlar köy enstitülerini. Olmaz demiş birileri. İşine gelmemiş karanlıkları aydınlatmanın, geri kalmış bölgelerden başlaması... Nifak tohumları bastırmış olgunlaşmaya başlayan dolu başakları.

Sonra yenilik denmiş açılmış öğretmen okulları, eğitim enstitüleri, yüksek öğretmen okulları. Yenilik denmiş, üniversite bünyesine alınmış eğitim fakülteleri adıyla. Öğretmen buradan yetişmeli denmiş. Programı değişmiş, müfredatı değişmiş, amacı, ilkesi değişmiş, hatta en önemlisi görevlendirmelerdeki sistemleri değişmiş.

Sonuçta insan belleğini kemiren soru "Doğurmak mı? Doğanı yaşatmak mı önemli?"

Öğretmen okullarının kuruluş yıldönümü kutlaması. Ölünün mezar taşında doğum tarihi yazılıdır. Ölümle doğum arasında geçen zaman diliminde yaptıkları, yapamadıklarıyla değerlendirilir, anılır. Yalnızca doğduğu günü hatırlayıp ölümü üzerine ağıtlar yakmayız...

Öğretmen okullarını doğurmuşuz, yaşatamamışız. Çocuk doğmuş, sağlıklı olarak kucağımıza verilmiş ama, besleyip büyütememiş, öldürmüşüz. Şimdi doğumdaki sancılardan sonra yaşanan mutluluğun yaş gününü kutluyoruz güzel sözlerle, şiirler şarkılar ve türkülerle. Hani yaş gününü kutladığımız çocuk? Hani nerede pastanın üzerindeki mumları üfleyecek köy enstitülü, öğretmen okullu, eğitim enstitülü ve yüksek öğretmen okullu öğretmenlerim?

Doğum pastasının başında öğretmen liselim. 162 yıl öncesinin mutluluğuna yakılan mumları üflüyor. Sadece öğretmen olmak için değil mühendis, mimar, doktor, avukat olabilmek için. Hiç birisi olamasa da, öğretmen olabilmek için.

Tören boyunca bu düşünceler kemirdi belleğimi. Gününüz kutlu olsun.

22.03.2010

Bu yazı toplam 536 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim