• BIST 107.245
  • Altın 143,617
  • Dolar 3,5618
  • Euro 4,1644
  • Bolu 33 °C
  • İstanbul 31 °C
  • Ankara 32 °C

Döküm modele göre şekil alır

Mustafa Namdar

Arpa ekilen yerden buğday hasadı beklenir mi? Beklenmez. Ama biz bekleriz. Olmayacağını bile bile bilmişlik adına birilerinin her söylediğini doğru kabul edip şartlanmış isek, yanlış da olsa doğrudur her söylenen.

Demokrasi anlayışımız da öyle. Gelişen olayları tarafsız gözlemleyip akıl yürüterek yorumlamak yerine, peşinden gittiğimiz birisinin her söylediğini kabullenip, uygulayıcısından çok sahiplenerek korumacılığını yapıyoruz.

Seçilmiş kişiler, seçmenlerine karşı sorumlu olduklarını düşünerek, olması gerek yasal prosedürü "İstim sonradan gelir, ben kazmayı vurur işleme başlarım" diyebiliyorlar. Onların hesap verecekleri öncelikli yerleri seçmenleri oluyor.

Atanmışlar ise, yasa ile sınırlandırılmış alan içinde icraatlarını yapmak durumunda kalarak, hesabı seçmene değil, yasanın öngördüğü denetleme kurullarına vermek zorundalar. Onun için de, seçilmişler atanmışlar, kavgası hiç bitmiyor. Bitecek gibi de görünmüyor.

Seçimle iş başına gelme halinin yaşandığı her kurum ve sivil toplum kuruluşlarının seçim dönemlerinde, demokrasi adına haklı haksız mücadeleler yapılıyor.

Demokrasinin olmazsa olmazı olan çok partili siyasete geçtiğimizden günümüze, eğitim kurumlarımızda yeni modeller oluşturulmaya başlanıyor. Önce, ülkenin geleceği olan gençleri hazırlayan kurumlar oluyor hedefte. Herkes çok iyi hatırlar geçmişte olanları. Eğitim Enstitüleri, öğretmen okulları ele alınan ilk ekim alanları olarak seçilmiş, buralarda saçılacak tohumların belli bir bölümü toprağa uyum sağlamasa da, belli bölümü yeşerecektir. Öyle bir model olmalı ki, ürün bozulmadan kalıba uygun olarak çıksın...

Sonra düşünceler üniversitelerimizde filizlenmeye başladı. Özerklik düşüncesi akademisyenden, öğrencilerimize geçti. Herkes kendi düşüncesinin doğruluğunda diretti, çatışmalara neden oldu, ölümlere tanık olduk... O dönemlerde üniversitede yakını, çocuğu olanlar, TV'nin son programcısı Can Akbel'in gece yarısı haberi olan "Güne Bakışı" beklerdi merakla. Nerede ne olmuş, hangi üniversitede olay var! Kim yaralı, kim ölmüş! Ne sıkıntılı günlerdi o günler...

Şimdi rektör seçimlerine yansıdı aynı kaygılar. Güzel ve çirkini birbirinden ayırma yetisi olduğuna inandığımız akademisyenlerin tercihlerine karışır, modeller yarattık. Olayların mağduru olanlar, modelden yarar sağladıklarında memnunlar. Sağlayamadıklarında şikayetçi olup ağlama duvarı gibiler.

Dün gelişmelerin doğru olmadığını savunanlar, özgür iradeye müdahale olduğunu düşünenler, aynı sistemden yararlandıklarında yanlışın devam etmesinin sakıncası yerine, "Dün de böyle devam ediyordu" diyerek teselli bulmaya çalışıyor. Yanlış olan bu düşünce.

Bizim kaygımız; İzzet Baysal gibi saygın bir hayır efsanesinin adını taşıyan bir üniversitenin, böylesi olumsuz düşüncelerin tohumlarının saçıldığı alan haline getiriliyor olması. (Gazetelerden)

İzzet Baysal Vakfı Başkanı Sn. Ahmet Baysal Ağabeyimizin kaygısı da bu olsa gerek. Böylesi hassas bir konuda hassas bir düşünceye sahip olan ağabeyi, sürekli olarak manşetlerde tutmak yıpratıcı olabilir. Bir dizi düşünceler, konunun muhatapları ile kamuoyuna yansıtılmadan konuşulabilinirdi diye düşünüyorum.

Tüm bu gelişmelerden sonra gerçekleşen devir teslim töreninden sonra, Rektörlük hizmetini tamamlayan Prof.Dr. Sn. Atilla Kılıç'a teşekkürler. Yeni rektörümüz Prof.Dr. Sn. Hayri Coşkun'a bundan sonraki çalışmalarında başarılar diliyorum.

12.02.2010


Bu yazı toplam 697 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim