• BIST 106.805
  • Altın 268,870
  • Dolar 5,6889
  • Euro 6,3007
  • Bolu 12 °C
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 9 °C

DOLMANIN YANINDA HEDİYE…

Onur USTAOĞLU

Yazıyı Özge Nur Dilber’in sesinden dinlemek için videoyu çalıştırın...

Anlatmak dertleri sorunları paylaşmak ve bunları yaparken de kendini doğru ifade etmek herhalde çoğu insanın yapmak istediği şeydir. Ancak anlatmak kadar dinlemeyi izlemeyi anlatılanı doğru algılamakta önemlidir. Günümüzde gerek yaşamın hızlı ve yorucu temposu gerekse sinir stresten anlatılanları çokta dinleyen bir toplum olmadığımızı söyleyebilirim. İşte bu yüzden çoğu zaman kendimizi karşı tarafa bir şekilde dinletmemiz gerekir

Örneğin bir sınıf dolusu insanın karşısında bir şeyler anlatmak zorundasınız ama sınıfta sizi dinleyen yok. Ne yaparsınız? Bir şekilde dikkat çekmeniz gereklidir. Böyle bir durumda en kolay yol bağırmak ve kızmaktır. Ancak böyle yapan insanlar pekte sevilmez, onun için ben böyle bir durumda kalsam herhalde anlatmaya çalıştığım şeyleri daha keyifli ve çekici hale getiririm ve dikkatleri üstüme çekmek için alternatif anlatma seçeneklerini kullanırım bakın o zaman o toplulukta kimse dinlememezlik yapabiliyor mu?

Şimdi bana “aman Onur birde alternatif anlatma yolları çıkarma başımıza zaten bizim yeteri kadar işimiz var diyecekler olabilir.”  işte zaten bizim sorunumuz bu “işim var onu yapamam, yorgunum bunu yapamam. Sen bunları yapmazsan kızarak öfkeyle birilerine bir şey anlatmaya kalkarsan tabi ki seni dinlemezler. O yüzden anlattığınız şeyler ne kadar sıkıcı olursa olsun onu eğlenceli hale getirmek ve öyle anlatmak zorundasın ki anlattıkların bir işe yarasın.

Alternatif anlatma ve kendini ifade etme yolları da müzik, tiyatro, resim ve yazmak gibi şeylerdir. Evet, farkındayım bu saydıklarıma kısaca “sanat” deniliyor yapanlara da “sanatçı” ancak unutmayın eski zamanlardaki meddahlar da bir çeşit anlatıcıdır ve eğitici öyküler anlatırlardı herkeste onu can kulağıyla dinlerdi. Niye peki? çünkü anlattıkları ne kadar ciddi olursa olsun içinde azda olsa espri barındırırdı. Bence tüm anlatıcıların hatta öğretmenlerimizin azda olsa tiyatro eğitimi alıp alternatif anlatma seçeneklerini öğrenip kendini ifade etme becerilerini geliştirmeleri gerekiyor.

Alternatif anlatma ve kendini geliştirme yollarından bu kadar çok bahsetmişken aklıma hemen engellenen arkadaşlarımız geldi. Çünkü onlarda bazen konuşma yoluyla kendilerini anlatma ve ifade etme güçlüğü yaşıyor. hâlbuki bu güçlüğü yaşayan arkadaşlarımızı incelersek kendilerini farklı yollar ile anlatmaya çalıştıklarını görürüz. Ancak son yıllarda yaşam şartları hızlandığı ve artık her şeyin hız ve maddi kazanç olduğu bir topluma dönüştürüldüğümüz için açıkçası böyle arkadaşlarımızın dertlerini sorunlarını dinleyip onların yeteneklerini geliştirmelerine yeterince önem vermediğimizi düşünüyorum.

Neden derseniz biz sanatı ve kitapları unutmaya başladık. Bakın size yaşadığım bir olayı kısaca anlatmaya çalışayım. “Biliyorsunuz benim kaleme aldığım Hey! Biz de Buradayız isimli bir kitap var. İki yıl önce Bolu’da İzzet baysal şenliklerinde gel sana da bir stant açalım kitabı imzala dediler. Bende tamam dedim. Oraya gittik standın başına geçtim başladım beklemeye insanlar geliyor geçiyor yanımdaki stantta da dolmalar poğaçalar satılıyor. Bir iki saat içinde o dolmalar bitti ve şöyle bir şey oldu oradan dolma alanlar. Bana gelip bu kitabı dolmaların yanında hediye mi veriyorsunuz dedi. İşte size bizim sanata bakış açımız. Dolma parayla kitap hediye…

Evet, belki anlatınca sizin de siniriniz bozuldu ve gülümsediniz ama durum hiç gülünecek gibi değil ve ben o günden bu güne baktığımda. Yaşadığım şehir Bolu’da engellenen arkadaşlarımızın yaptığı sanat faaliyetlerinin gittikçe azaldığını görüyorum. En basiti Alışveriş merkezlerinde bile etkinlik alanları çocukların oyun alanına dönüştürülmeye başlandı. Sergi alanlarını da kimse kullanmadığı için en ücra yerlere çekmeye başladılar. Siz düşünün sanata verilen önemi!

Hâlbuki dolma nasıl insanın karnını doyuruyorsa sanatta insanın ruhunu doyuran kendimizi ifade etmeye yarayan dünya ile doğru iletişim kurmamıza yardımcı olan bir şeydir. Hatta Mustafa Kemal Atatürk’ün  “Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuştur” sözünü de hatırlayalım. Toplum olarak ne yazık ki bizim karnımız o kadar aç ki ruhu, sanat ile iletişim kurmayı unutmuş durumdayız.

Bakın sevgili yetkililer, eğitimciler ve tabi engel sahibi bir aile ferdi olan aileler. Ne olur alternatif iletişim yollarına yani sanata dikkat edelim ve yapamaz demeyip gerekli eğitimleri engelli bireylere verelim. Ortaya çıkan eserleri de sıklıkla sergilemeye özen gösterelim. İnanın bana sanat ile iletişim kurarsak engelli bireylerin kendilerini ifade etmelerine olanak sağlarsak hem onların içine kapalı sosyal hayattan uzak bireyler olmalarını önleriz. Hem de çoğu kişiye örnek olacak dünyaca ünlü sanatçılar yetiştirip birçok engeli kaldırırız.

Yazan: Onur Ustaoğlu – Seslendiren: Özge Nur Dilber – Bolu Olay Gündem Gazetesi…

Bu yazı toplam 2208 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 215 05 52 | Haber Yazılımı: CM Bilişim