ankara escort ankara escort bodrum escort ankara escort ankara escort ankara escort porno izle kayseri escort

  • BIST 108.153
  • Altın 153,903
  • Dolar 3,8325
  • Euro 4,5073
  • Bolu 3 °C
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara -1 °C

“DÖNEK NE HABER”

Mustafa Nuri Gürsoy

Salı günleri encümen toplantıları için Bolu'ya geldiğimde,
Bolu Gündem gazetesine uğrar, çay içer, çalışan kardeşlerimize iyi işler diler, müsaitse,
Sayın Süha Alparslan'ın yanına da uğrar,
Sonrasında diğer sıradaki işlerime odaklanırım.
O gün de aynı şeyler oldu.
Emine Hanım'ın getirdiği çayı yudumlarken,
Süha'nın tebessüm, istihza ve şaka yollu “ne haber dönek” diye hal hatır cümlelerine muhatap olduğumda,
Her zaman olduğu üzere sevgili Süha'yı şöyle bir gözden geçirme ihtiyacı hissettim.
Kolları dirseklerine kadar kıvrılmış kırmızı ağırlıklı, şık oduncu gömleği, beyaz bakımlı saçları, sinek kayan yüzü ve elinde tuttuğu Oltu taşından mamul,
Her bir taşında, ay ve yıldızın bulunduğu siyah gümüş imame'li tespihi olduğu halde,
Bilgisayarı ile meşgul oluyordu.
Bu cümleyi kurduğu ve akabinde her gün kullandığı birkaç hapını su ile yudumladığında,
Bilgisayardan davudi bir ses yükselmeye başlamıştı.
Rutkay Aziz'in sesini hemen tanıdım.
Konuşması sırasında kullandığı,
“Duruşumda bir döneklik bir sapma olursa, bu verdiğiniz ödülü özgürce geri alma hakkına sahipsiniz.”
Cümlesine takıldım kaldım.

Belli ki,
Sayın Aziz Rutkay'ın,
Antalya Altın Portakal Film Festivalinde yaptığı ve katılımcılar tarafından ayakta alkışlanan konuşması ilham kaynağı olmuş,
Döneklik üzerinden, bir perde açma imkanı doğmuştu, Süha için.
Sorun değil, öyle görünüyor, o şekilde algılanıyor ve_veya böyle bir yakıştırma, algılama mevcut ise benim buna fazlaca yapabileceğim bir şey olamaz.
Saygı duymaktan, görüşleri dinlemekten, samimiyete güvenmekten başka yapacak bir eylem bulamayız.
Kaldı ki herkes için görünen bir köyü, varılamayan bir ülkesi mevcuttur.

Ben Aziz Rutkay'ın söylemleri ve eylemleri üzerinden bir iki kelam etmeyi uygun görüyorum.
İronik bir vakıa ile karşı karşıya kaldığımızı ifade ederken,
Aziz'in,
Hukukun üstünlüğünden, adaletsiz bir kalkınmanın hızla yol aldığından bahsedip,
Darbelere işaret ederek, film yarışma ödüllerinin 30 yıl sonra sahiplerini bulduğunu ve tüm dünyaya örnek olsun” sözlerini dinliyorum.
Ne zaman, hangi tarihte ve nasıl oluyor bunlar?
Cümle aralarına serpiştirdiği, aleniyetle eleştirdiği iktidar zamanında.
Bağdat caddesi, Nişantaşı, Şişli, Cihangir,
Bilmediğimiz yerler, mekanlar,
Burjuvazi, oligarşi,
Okumadığımız, anlamadığımız kavramlar değil.
De La Creme ile beslenip,
Botoks vari cümleler eşliğinde,
İş emek özgürlük ve sanattan söz etmeyi,
“Devrim” muhabbetleri yapmayı yemiyorlar artık,
Avusturya Lisesi mezunu sn Aziz Rutkay.

Oskar ödülleri sırasında yapılan konuşmalara bir bakın,
Amerika'da böylesi örneklere rastlarsınız.
Amerikalı sanatçılar, ödülü aldıklarında, tereye tereciye varıncaya kadar teşekkür edip,
Prodüktörlerini asla atlamazlar, yönetmenlerini ayrı bir kaba koyup,
İktidardakilere bir güzel giydirirler ya,
Aziz Rutkay'da öyle yapmış.
Ne de olsa,
Sanatta sosyal sorumluluk projesi bu.
Öyle böyle değil.

Yetenek sizsiniz deki Çoban Mehmet yapsa hoş karşılardım,
Dil sürçmesi der, üzerinde durmazdım.
Sn Aziz,
“Dünyanın hiçbir ülkesinde kadın, çocuk bu kadar tacize, cinayete, mahrum kalmıyor”
Diyerek dil sürçmesi üzerinden büyük bir gaf işliyor
Tacize, cinayete mahrum kalmak.
Ne demek bu.
Şu demek..
İhtiyaç duyulandan yoksun olmak.
Yani, tacizden ve cinayetten yoksunuz. Ne güzel.!!
Mahrum, maruz olmalıydı, emme,
Cinayete de maruz kalınmaz ki.?
Her ne ise, her ne hal ise.
Hepsini bir kenara bırakırım da,
Şu;
“Duruşumda bir döneklik bir sapma olursa, bu verdiğiniz ödülü özgürce geri alma hakkına sahipsiniz.”
Cümlesine kıl oldum.
Ne demek bu.
Sanatta sosyal sorumluluk ödülünü siyasi kimliğinle mi aldın,
Yoksa sanatçı olarak üstlendiğin rollere dayalı mı.?
Sanatın siyaseti, mevkisi, makamı olur mu.?
Temsil ettiğin, ya da rolünü üstlendiğin insanlar hep senin gibi mi düşünüyorlar.
Bu ödül sana duruşunla ilgili değil, yaptığın rol ile ilgili verildiğini unutmaman gerekiyor.
Filmlerde aldığın rol bir senaryo gereği,
Yaptığın bu konuşma da bir senaryonun ürünü ise çok acıklı ve elim bir durum söz konusu.

Şimdilerde bakıyorum.
Tüm dizilerde, tek tip bir kıyafet armonisi hakim.
Bu senaryoları, yönetmenleri, sanatçıları anlamakta zorlanıyorum bazen.
Tam bir görsel temaşa.
Belgeseller mi yalan kurgu içinde,
Yoksa diziler mi.?
Bu coğrafyanın insanları, Nişantaşı, Bebek, Cihangir'de mi yaşıyor.
Sosyal Sorumluluk projeleri yüzünü, rolünü, sanatını,
Neden hep Nişantaşı'na, Cihangir'e döner,
Libas örneklerini bu havaliden seçerler.
Sonra aldıkları ödüllerin kahramanlığında,
Suçu kendilerinde değil de, iktidardan bulurlar.

Dönek yapıştırmasını anlarımda,
Coğrafya'da yerini bulan,
Kuzey ve Doğu yönlerini istikametten saymayan,
Sanatçılara,
Rolleriyle değil,
Sözleriyle kılavuzluk yapan,
Sn Aziz Rutkay'a bir iki sözüm var.
Ses tonu süper,
Karizma muhteşem,
Heyecan harika,
Jest ve mimikler mükemmel,
Muhalefet de güzel,
Yetmez..!

Nişantaşı ile Anadolu,
Tarhana çorbası ile De La Creme arasında,
Alınacak daha çok mesafe,
Dönülecek epey kavşak var.
Ve Fakat,
İstanbul'da,
Card Finas reklamında oynayan Aziz Rutkay konuşur,
İş Bankası reklamındaki Memoli alkışlar.
Vakıa'nın,
Kısa özeti sadece budur.?

13.10.2011


Bu yazı toplam 1200 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim