• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Bolu 13 °C
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 14 °C

DOSTLUK ÜZERİNE

Umut Erdoğan

DOSTLUK ÜZERİNE

 

Kış gecelerinde ninemden dinlediğim masallar, hikâyeler ve türküler, gönül telime dokunurken, ondan aldığım öğütler bir bir akıl heybeme doluyordu. “Dost, dost didiğün goŋül erüdü, dostluk didüğün sevgüynen örülü” derdi tatlı şivesiyle ninem. Çünkü dost diye herkese gönül kapısını açmak kolay değildir. Her şeyden önce gönül adamı olacaksınız, devrin adamı olmayacaksınız ama adamlığın devrini yaşayacaksınız. Ben yıllar yılı ninemin bu sözü üzerine düşünürdüm. Nihayet bir derste tahtada gördüğüm iki mısrada bu sözün anlamını buldum:  “Dost dost diye nicesine sarıldım/Benim sadık yârim kara topraktır.” Âşık Veysel’e ait bu dizeleri okuyunca dostluk üzerine bir daha düşündüm. Bu hesapla dostluk yapanları sorguladım, hakikî bir dost mu yahut bî-vefa bir post mu? Bazı insanlar, Terentius’un ifadesiyle “Bütün umudum kendimde” diyerek geri çekilirler, kendi dünyalarına gömülüp sükût ederler, ancak kimileri ise gıybet kazanını kaynatan bir ateş olur. Dün gül uzattığınız “menfaat şövalyeleri” ve “mükâfat avcıları”, bugün size taş atıyorsa hiç şaşırmayın. Zira dost, dost diye sarıldığınız kimseler “gülün kokusunu” alamıyorsa bu onların suçu değil. Gül kokusunun yerini para kokusu almış, Allah korkusunun yerini makam korkusu almışsa kimseyi hoşnut edemezsiniz… Hulasa, dost olmak kolay değildir. O nedenle insanların birbirini boğazlamak için kol gezdiği, edebin mahcubiyet, edebsizliğin gurur olduğu günümüzde, hakikî dostlar asla unutulmaz. Onlar, Allah’ın armağanı Zühre yıldızı gibi gece bir parlayıp bir sönerler. Efendiler Efendisi bir hadis-i şerifinde “Sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selamı yayınız!” buyurmuştur. Çünkü dostluk, aynı zamanda selam, sevgi ve dua demektir. Hakikî dost maske takmaz, şiir gibi akan sözleriyle derdinize derman, hastalığınıza şifa olur. Ancak her sözünde adeta gizli kalmış cinayetlerini gün yüzüne çıkaran binbir suratlar, Persius’un da ifade ettiği gibi “kendi içine girmeye çalışmaz”. Sahte kahkahaları, yalancı bakışları ve münafık diliyle, sun’i bir sevgi meydana getirme çabası içinde olan riya âbideleri, Hakk’ın rızasını gözetmezler, ceplerinin arızasını gidermeye çalışırlar. Dostluk değil bir hesap vardır akıllarında. “Ahmaklık”, “korkaklık”, “haram” ve “menfaat” ekseninde dönen dünyalarında size pek yer yoktur. Sizin “sevgi”, “vefa”, “feda”, “samimiyet” ve “ahlak” renklerini taşıyan gökkuşağınız, onların karanlık dünyasında duramaz. Böyle insanlar, Mehmet Akif Ersoy’un halkımız arasında bir mesel haline gelen şu vecizesinde tarif edilmiştir: “Aldanma insanların samimiyetine! Menfaatleri gelir her şeyden önce. Vaad etmeseydi Allah cenneti; O’na bile etmezlerdi secde”. Hz. Ebubekir’in “vefasından”, Hz. Lokman’ın “öğütlerinden”, Hz. Eyyub’un “sabrından” nasibini almış dost bulmak kolay mı?  Ünlü bir düşünür, “Kendine dost olan, bilsin ki herkese dosttur.” diyor. O halde “benim hiç dostum yok” demeyin. Önce kendinizin dostu olmaya çalışın. Kendine dost olamayan bir insan ne sağlam bir mizaç ve meşrebe ne de hakikî bir dosta sahip olabilir. Mevlana Hazretleri “Sen dost olursan, sayısız dost görürsün”, ünlü düşünür Cicero ise “Dost insanın ikinci kendisidir” sözleriyle dostu ve dostluğu önce kendimizde aramamıza işaret eder. “Düğmesiz efendilerin”, “ithal soytarıların” çorak bir çöl ortasında dostluğu anlattığı şu günlerde, bizler dostluğu yaşayabilmek adına “bereketli topraklar üzerinde” hakikî dostumuza sımsıkı sarılıp, sevgi ve samimiyet tılsımını kuşanacağız. Pir Sultan Abdal’ın deyişiyle “Dostum dostum dostum gelsene canım” diyerek kıymet verdiğimiz insan, dostluğunun aynı zamanda kendi çizdiği edeb ve iman tablosu olduğunu bilmelidir. Ünlü düşünür Voltaire der ki: dostluk, “duygulu erdemli iki insan arasında kendiliğinden meydana geliveren bir anlaşmadır.” O halde dostluk için erdem ve fazilet şarttır. “Gönlüm can içinde dosta bir yol vardır” diyen Mevlana Hazretleri gönlünü dosta giden bir yol olarak görürken,  “Dostumuzla beraber yaralanır kanarız” diyen Hacı Bektaş-ı Veli dostluğu ikilik ile ayrılık gayrılık değil, vahdet ile bir olma düşüncesi olarak görmüştür. Mutasavvıfları ve filozofları yaşatan biraz da dostluk duygusudur sanıyorum. Şimdi sorun kendinize gönlümüzün ona yol olduğu, ruhumuzun ruhuna sevgi ve samimiyet zinciriyle bağlandığı, bakışlarıyla merhamet demeti dağıtan bir dostunuz var mı?

Bu yazı toplam 2550 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim