• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Bolu -3 °C
  • İstanbul 3 °C
  • Ankara -4 °C

Dümensiz yelkenli

Mustafa Namdar

Açık denizlerde dümensiz kalan bir yelkenli, sizin istediğiniz yere değil, rüzgârın sürüklediği yöne gider. Ortak aklı kullanmak amacıyla bir araya gelen topluluklarda ses akordunu iyi ayarlayamıyorsanız, dinlediğiniz müzik ruhun gıdası olmaktan çıkar, baş ağrısına neden olur. Yapılacak her tür işte sebep sonuç ilişkisi hesabı yapılmadan “olsa olsa” metoduna göre rastgele bir yöntemle yola çıkılırsa, adrese ulaşmak o kadar da kolay değildir…

Onun için, yapılacak işin, işlem basamaklarına ait planlama yapılır. Onun için, işin uzmanından ya da, uzmanı olan birden fazla kişiden görüş alınır. Onun için, işin bitiminde amaca uygun ürün alınıp alınamayacağına ait eskiz çalışmaları, tasarımlara ait, kâğıt üzerinde çizimler ve mekanik hesaplamalar yapılır.

Malzeme çeşidi, miktarı, maliyet hesaplarıyla kârı zararı ortaya konarak işe başlanır.

Bize özgü bir davranış modeli olmalı. “Herkes her işi uzmanından daha iyi yapar.” Hiç kimse kendi işiyle meşgul olmaz, başkalarının yaptıkları üzerinde uzman kesilir, ahkâm keser ve inandırıcı da olur. Kahvede oturur okey oynar bir kulağı, bir gözü de duvardaki televizyon ekranında, memleket meseleleri ile ilgili hükümetleri kurar, ticareti, ekonomiyi hal ve gidişi düzene sokmaya çalışır.

Bir bütünü meydana getiren parçalarda uyum yoksa, tam kapasite çalışmaz, verim alamazsınız, enerji ve zaman kaybınız olur. Verim için koordinasyon gerek. Onun için kurumlar arası diyalog gerek. Görüşüp anlaşmak gerek. Bunun için de güven ve barışık olmak gerek. Bunlar yoksa ortada elle tutulur bir ürün de yoktur.

Nasrettin hoca bir ev yapmaya kalkar. Gelen geçen komşuları temelinden çatısına, kapısından penceresine, odasından dolabına, ocağından bacasına herkes bir öneride bulunur. Sonuçta ne olduğu belli olmayan bir ev ortaya çıkar. Bakar ki amaca hizmet etmeyen bir ev, onu bırakır yanında yeniden başlar inşaata. Komşular aynı alışkanlıkla gene önerilerde bulunduklarında: “ Komşularım; sizin eviniz aha şu. Bu benim evim olacak. Lütfen ihtiyaç sahibine ve uzmanına bırakın” der…

Son günlerde olanlara bir kulak verelim. Bolu için çok değişik düşüncelerde şekillenen bir dizi yeni yaptırımlar gündemde tartışılıyor. Siyasetin tepe noktasındakiler bir ayrı grup ayrı düşüncede, tabanda yer alan yerel yönetimler ve sivil kuruluşlar bir ayrı oluşum ve ayrı düşüncede. Nedir bu ayrılık, nedir bu kavga anlamak mümkün değil? Örneğin Abant'la ilgili görüşler; Vekiller, Belediye, Boluspor tartışması…

Bir başka olay eski Sanat Enstitüsü'nün bulunduğu alan, şimdiki adıyla Kızılay Meydanı. Bir zamanlar Vali Sn. Nusret Miroğlu zamanında gündeme geldi, fırtınalar kopartıldı vazgeçildi. Daha sonra Solmaz ve Ahmet Baysal'ın yaptırdığı Öğretmen Evi için gündeme geldi, itirazlar sonucu vazgeçildi.

Sonra o alanda içinde olacak şekilde hükümet binasına kadar olan saha ve Anıtpark'ı da içine alan bir proje, Mimarlar Odası tarafından hazırlandı, maketiyle birlikte tanıtımı yapıldı bir kenarda duruyor. Yeni bir çalışma olan kent trafiğine ait projelendirmelerde buraya ait bir dizi taslaklar varken, şimdi Kızılay Meydanı tekrar gündemde…

Bütün bu tartışmalar olurken şehir plancılarının, mimar ve mühendislerin hiç sesi çıkmıyor neden?.. Yelkenli yol alıyor da rotası ne belli değil… Hayırlı olur mu? Biri yapar biri bozarsa zor…

13.07.2009

Bu yazı toplam 357 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim