• BIST 97.726
  • Altın 145,645
  • Dolar 3,5781
  • Euro 4,0008
  • Bolu 15 °C
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 20 °C

"DUR!" diyelim

Aykut Karagüzel

Önce “Öğretmenler Günü”, ardından da “Kurban Bayramı”.

Bu yıl peş peşe geldi bu önemli iki gün. Mesleğinde on bir yılı eskitmiş bir öğretmen olarak, eski öğrencileri oldukça yoğunlaşmış bir kişiyim. Tabi ki mevcut öğrencilerimin günümüzü kutlayışı bizi mutlu etmektedir. Ancak gerçek mutluluk, onları mezun edip üzerinden yıllar geçtikten sonra hatırlanabilmek ve bu duyguyu yaşayabilmektir.

Düşünsenize yakın bir zamana kadar il dışından bile öğrencilerimiz gelirdi günümüzü kutlamaya. Şimdilerde ise zavallı çocuklar yok SBS, yok ÖSS davasına öğretmenler gününü bile hatırlamaya fırsat bulamıyorlar.

Ya bayramlarımıza ne demeli? Artık bayram denilince ilk akla gelen şey “tatil” oluyor. Akrabalardan, arkadaşlardan, komşulardan uzakta bir tatil! Nasıl fikir ama müthiş değil mi? Ya sonra? Sonra ne olacak düşünüyor muyuz? Yirmi yıl sonra çocuklarımız da bizden kaçıp uzaklarda bir tatil geçirme isteğini dile getirdiğinde ne diyeceğiz onlara?

Allah sonumuzu hayır ede!

Geçmişte bayram kartları satılırdı.

Bazen kırtasiyelerde bazen de postanelerin önündeki tezgâhlarda.

Önce bayram kutlaması, ardından da sağlık ve huzur dolu günler dileğiyle sonuçlandırılan tebrik kartları…

Bayramın adı, Ramazan Bayramı ise cami manzaralı kartlar; Kurban Bayramı ise aslan gibi süslü koçlar süslerdi gönderdiğimiz kartpostalları.

Öğretmenler Günü kartında ise Başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk süslerdi kartpostallarımızı. Gerçi bu dönemde öğretmenler gününde kart atılsa bile Ulu Önderimizin kartpostalını gönderecek öğretmen sayısı da pek kalmadı ama neyse!

İşte onlar mutluluğumuza mutluluk eklerlerdi. Şimdi ne mi oluyor.

Şimdi her şey bir telefon mesajına terk edilmiş. Çoğunluğu da hazır mesaj, çalıntı mesajlardan oluşan tebrik iletilerinden oluşuyor.

Hayat temposu bu kadar arttıkça, her şeyi –yemeğimizi, merhabamızı, çayımızı dahi- hızla halledebilme telaşına düşmemizin sonucudur bence bu yaşananlar. Artık bazı alışkanlıklarımızı ve davranışlarımızı kontrol etmemizin zamanı gelmedi mi sizce? Bence geldi de geçiyor bile.

Haydi, buyurun “DUR!” demeye.

Samimiyetsizliklerimize, “DUR!” diyelim!

Çıkar uğruna tebrik mesajı göndermeye “DUR!” diyelim!

Sokakta karşılaştığımız dostlara “Çok acele işim var, sonra görüşürüz” demeye “DUR!” diyelim!

Aslında bitimiz kadar sevmediğimiz; ancak ileride işim düşebilir düşüncesiyle gülümseyerek “merhaba”larımıza “DUR!” diyelim!

Aşklarımızı yozlaştırıp, sevdiğimize “lan” diye hitap etmeye “DUR!” diyelim!

Siyasi düşüncelerimizi üç kuruşa satıp, “Bunlar da bizim arkadaşlarımızdan” dalkavuk söylemine “DUR!” diyelim.

Bu ülkenin gerçek sahiplerini bir kenara atıp soysuzlara pirim vermeye “DUR!” diyelim.

“Her doğru her yerde söylenmez. Susmasını bilmelisin.” Aptallığından vazgeçip, korkaklıklara “DUR!” diyelim.

Bolu doğalgaz ile mükemmel ısınır yalanına “DUR!” diyelim.

Sokaklarımız delik deşik olmuş vaziyetteyken şehrimizi “Davos” yapacağız palavrasına “DUR!” diyelim.

Yapacağımız işler arasında sadece eleştiri değil de çözüm üretme de olmalı düşüncesinde olmayan siyasilere “DUR!”diyelim.

Sadece okullarda değil her alanda olması gerektiğini aklına yerleştiremeyen okumuş cahillerimize “DUR!” diyelim.

09.12.2009

Bu yazı toplam 1011 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim