• BIST 90.687
  • Altın 214,244
  • Dolar 5,3790
  • Euro 6,0941
  • Bolu 5 °C
  • İstanbul 11 °C
  • Ankara 9 °C

Edep ya hu!

Yüksel Gültekin

Başkaları bizi eleştirmeden, zaman zaman kendimizi eleştirmek, bir başka deyişle özeleştiri yapmak, en sağlıklı yol şüphesiz.

    Bugünkü yazımda Bolu yerel basınında yer alan ve hasbelkader benim gibi bir köşeyi işgal eden, meslektaşlarımın durumunu kendi şahsımda irdelemek istiyorum.

    Öncelikle, yazma birikimi bir okuma birikiminin ürünü şüphesiz. Yani, bir gazete köşesini işgal edip, hasbelkader ahkam kesen adam, önce bir bilgi birikimine sahip olacak, bunun da yolu okumaktan geçiyor. Şimdi kendi kendime soruyorum; yeterince okuyor muyuz? Yani, bir köşeyi işgal eden bizler, iyi bir okuyucu muyuz? Güncel eserleri takip ediyor muyuz? Yayınlanan haftalık dergilerden haberimiz var mı? Kaçımız günde mutlaka bir gazeteyi okuyoruz. Kaç köşe yazarı yazdığı konuyla ilgili belgelere ulaşıyor ve bunları okuyor? Yani kısaca bizler okuyarak ve bir birikim sahibi olarak mı yazıyoruz? Şayet böyle değilse, okuyucuya karşı bir sorumluluğumuz yok mu?

    Diğer yandan yazma, bir bilgi ve kültür birikiminin ürünü. Merak ediyorum, kaçımız yazdığımız konularda yeterli ve gerekli bilgiye ve kültür donanımına sahibiz. Benim de aralarında bulunduğum meslektaşlarım, öyle konularda öyle cesur yazılar yazıyorlar ki, insanın ağzı bir karış havada kalıyor. Gördüğü en uzak yer yaylası olan meslektaşlarım, yazılarında turizm konusunda öyle ahkamlar kesiyorlar ki, donup kalıyorum. Yine iktisat ilminin i’sini bilmeyen meslektaşlarım iktisat ve piyasa ekonomisiyle ilgili öyle yazılar yazıyorlar ki, insanın bu kadar cahil cesareti karşısında hayretten dudağı uçukluyor. Hayatla ilgili, iştigal ettikleri mesleklerle ilgili öyle cüretli yazılar yazan köşe yazarı genç meslektaşım var ki, okuyunca yerin dibine giriyorum. Tecrübenin mutlaka zaman içinde oluşacak bir kavram olduğunu birileri bu genç meslektaşlarıma mutlaka anlatmalı.

    Bir de, gazete köşelerini iştigal eden, hiç bir edep ve ölçü tanımadan yazan, uzmanlık alanı milletin apış arası olan, makam ve mevki sahibi peştemalci köşe yazarları var. Okuyunca insanın yüzü kızarıyor. Şüphesiz her kem söz sahibini bağlar ama, bu arkadaşların tüm köşe yazısı yazma iddiasında olan meslektaşlarına da kötü örnek oldukları bir gerçek.

    Bir de, yerel basında profesyonel siyasetçi yazarlar var. Köşeleri temsil ettikleri siyasi partinin basın bülteni gibi. Bir fikre sahip olmak, hatta bir siyasi partiye, bir derneğe, bir fikir kulübüne sempati duymak farklı bir şey, profesyonel anlamda bir siyasi partide yer almak farklı bir şeydir.

    Şimdi biz diyoruz ki, yerel bir gazetede yazan köşe yazarının görevi, bölgesiyle ilgili doğru yapılanları alkışlamak, yanlış yapılanları tenkit etmektir. Siz bir partide siyaset yapınca, başka partideki bir idareci Bolu ile ilgili doğru ve güzel şeyler yapsa da, ona güzel ve iyi diyemiyorsunuz. Güzel yapılanı da alkışlamak yerine eleştiriyorsunuz. Bu da köşe yazarlarının inandırıcılığını kaybetmesine ve itibar kaybetmesine sebep oluyor. Diyeceksiniz ki, bizim için bunun önemi yok. Sizin için yok da beyler, bizim için var!

    Sonuç olarak, her gün ya da her hafta köşesinde birilerini eleştiren bizlerin, bir an önce kendimize çeki düzen vermemiz lazım.

    Okumadan yazmayı, saygı göstermeden saygı beklemeyi, bilmediğimiz konularda ahkam kesmeyi ve en önemlisi milletin avret yerleriyle uğraşmayı artık bırakmalıyız.

    Saygılarımla.

26.12.2005

Bu yazı toplam 209 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim