eryaman escort , ankara escort bayan, escort ankara, bursa escort - ankara escort
  • BIST 108.277
  • Altın 151,616
  • Dolar 3,6780
  • Euro 4,3348
  • Bolu 22 °C
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 22 °C

EĞİTİM TARİHİMİZDE BİR DÖNÜM NOKTASI (2)

Hasan Dinç

 

Geçtiğimiz hafta 17 Nisan Köy Enstitülerinin kuruluş yıl dönümü dolayısıyla EĞİTİM TARİHİMİZDE BİR DÖNÜM NOKTASI başlığıyla bir yazı kaleme almış ve yazının birinci bölümünü yayınlamıştım. Bu bölümde Köy Enstitülerinin kuruluşu için Eğitim tarihimizde bir dönüm noktası olarak nitelemiş, bu okullarla ilgili kimi övgü ve kimi de yergi yazılarının pek önem taşımadığını ifade etmiştim. Yazımızın bu ikinci bölümünde bu okulların ilk öğrencilerinden olan ve 1948 yılında mezun olarak uzun yıllar Türk eğitim hayatına hizmet vermiş Mustafa Büyükkırlı öğretmenimizin bu okullarla ilgili müşahedelerinden oluşan değerlendirmelerini konu edineceğimi ifadeyle yazıma son vermiştim.

Mustafa Büyükkırlı öğretmenimizin elime tutuşturduğu dosyadaki yazılarını önemine binaen bir değil üç defa okuduğumu yazımın ilk bölümünde ifade etmiştim. Öğretmenimizin notlarında bu okullarla ilgili değerli bilgilere ulaştığımı ve bu nedenle okuyucularımla paylaşma ihtiyacı duyduğumu belirtmek isterim. El yazısıyla kaleme aldığı bu notları 27 sayfadan oluşmaktadır. Sevgili öğretmenimiz notlarının daha başında “Köy kalkınmasında büyük hizmetler yapan, cumhuriyet döneminin en önemli kuruluşu olan Köy Enstitülerine o tarihlerde neden ihtiyaç duyulduğunu ve kurulduktan sonra neler yaptıklarını yaşlı bir mensubu olarak ellerim titreyerek anlatmaya çalışacağım” demekte ve bir cümle ile ifade ettiği bu amacını bütün değerlendirmelerinin içine sindirdiğini söylemeliyim.

Mustafa Büyükkırlı öğretmenimiz notlarına XX.yy başlarındaki felaketli yıllardan başlamakta çok kısa olarak sadece başlıklarla Trablus Savaşı, Balkan Savaşı, Birinci Dünya Savaşı, Çanakkale Savaşından bahsederek Osmanlı İmparatorluğu olarak bu savaşlardan yenik çıktığımızı ve Mondros Mütarekesiyle birlikte son kale Anadolu’nun da  düşman işgaline uğradığını kaydetmektedir. Yine kısaca Mustafa Kemal Paşa’nın 19 Mayıs 1919 da Samsun’a çıktığını, Yurdun çeşitli yerlerinde kongreler düzenlediğini, bu kongrelerde topyekûn savaş kararı aldığını ve İstiklâl Savaşını kazanarak düşmanı yurttan attığını anlatmaktadır.

Mustafa Büyükkırlı Öğretmenimiz Mustafa Kemal Paşa’nın sadece düşmanı yurttan atmakla kalmadığını cumhuriyet ilân ettiğini, büyük devrimler yaptığını kaydetmekte ve Türk Milletini medeni milletler seviyesine çıkarmak için her türlü ileri adımları attığını söylemektedir. Lakin uzun süren savaşlarda milletimiz yorgun ve bitkin düşmüştür. Ekonomisi çökmüş, fakirlik yaygındır. Cepheler yetişmiş insanlarımızı değirmen misali öğütmüş, cehalet bütün fertlerimizin ortak özelliği haline gelmiştir. Ülkenin ve yeni kurulan devlet çarkının dönmesi geniş çapta her sahada yetişmiş elemana ihtiyaç göstermektedir. İşte bu şartlarda Mustafa Kemal Paşa Çankaya’da arkadaşlarıyla bu konuları görüşmekte ve çözümler aramaktadır. Öncelikle köylünün kalkınması için onlara öncülük yapacak eğitimciye, ziraatçıya, sanatkâra ve sağlıkçıya ihtiyaç vardı. Yeni kurulan cumhuriyetimizin ise her köye bir öğretmen, bir ziraatçı, bir sanatkâr ve bir sağlıkçı göndermesine bütçesi yeterli olmadığın gibi bu işleri yapacak yetişmiş elemanları da yoktu. Sonunda hem öğretmen, hem ziraatçı, hem sağlıkçı ve hem de sanatkâr yetiştiren okullar açılmasına karar verildi.

Bu okullara köy çocukları alınacak, bu çocuklara öğretmenlik eğitimi verilecek ayrıca uygulamalı olarak tüm tarım bilgileri verilecek, yine uygulamalı olarak tüm sanat dalları öğretilecek ve ön sağlık bilgileriyle donatılacaktır. Beş yıllık bir eğitim süresinden sonra mezun olan bu çocuklar yine köylerine gönderilerek halkımıza önderlik yapacak ve medeni dünya ile aramızdaki mesafeyi e3n kısa zamanda kapatacaklardır. Mustafa Büyükkırlı öğretmenimiz diyor ki: “ O okulların adı Köy Enstitüsü olacak, mezunları köy öğretmeni olacak, köyde ikamet edecek ve köylü ile baş başa olacaklar”

Köy Enstitüleri 1940 yılında yedi bölge ve 21 ilde birden kuruldu. İlk yıllarda gerekli alt yapının hazır olmadığı bu okullara alınan öğrencileri çalışmaları Mustafa Büyükkırlı öğretmenimizin yazılarına yürek burkan bir şekilde yansımıştır. “Çadırlarda eğitim ve öğretim yapıldı, eğitim ve öğretime kendi yaptıkları kerpiç binalarda başladılar, yaz tatillerine bile gitmeyen bu çocuklar 3-5 yıl gibi bir süre içinde okullarını yerleşke haline getirdiler” diyerek o yılları büyük bir heyecanla hatırlamaktadır.

Öğretmenimiz Mustafa Büyükkırlı’nın ifadelerine göre Köy Enstitülerinde eğitim ve öğretim kültür ağırlıklı olmak üzere “ kültür, tarım, sanat ve sağlık” dallarından oluşmaktaydı. Sanat ve tarım dersleri uygulamalı olarak yapılırdı. Kültür dersleri bilinen müfredatlardan oluşurken tarım dersleri “Tarla tarımı, bahçe tarımı, sebzecilik, meyvacılık, sanayi bitkileri, arıcılık, süt ürünleri, su ürünleri ve aşılamadan” oluşuyordu. Sanat dersleri ise “ plân yapma, yapıcılık, beton işleri, marangozluk işleri, dülgerlik işleri, sıcak demir, soğuk demir, motor bilgileri, sıva işleri, biçki dikiş, dokuma, ütü işleri, onarım işlerinden” oluşurken sağlık konularında ise ilk yardım konularında gerekli bilgilerle donatılırdı.

Köy Enstitülerinden mezun olan öğretmenler bu bilgilerle mücehhez olarak köylere dönecekler, kendi ihtiyaçlarını karşıladıkları gibi başkalarına da öğreteceklerdir. Bu okullarda ilke “Yaparak yaşayarak öğrenme, ihtiyaçlarını karşılama ve başkalarına öğretme” şeklinde tesbit edildiğini öğretmenimiz Mustafa Büyükkırlı’nın notlarından öğrenmekteyiz. Ayrıca bu okullardaki ana temanın “ İNSAN- YAŞAM- ÜRETİM” olduğunu hemen hemen bütün sayfaların altına özenle yerleştirdiği notlarından anlamaktayız.

Mustafa Büyükkırlı öğretmenimiz bu okullardaki gerek tatil dönemlerinin ve gerekse eğitim içi diğer çalışmalarından, milli bayramlara gösterilen coşkulu katılımlardan, müsamere, müzik, resim ve şiir çalışmalarından da bahsetmekte, öğrencilerin kişisel yeteneklerini geliştirici her türlü fırsatın kendilerine tanındığını belirtmektedir. Öğretmenimiz bundan sonra İkinci Dünya Savaşını, İnönünün ülkeyi savaşa sokmamak için politik gayretlerini ve Köy Enstitülerinin neden kapatıldığını anlatmaktadır. Biraz da politik içerikli değerlendirmeler olduğu için o kısımlar buraya kaydedilmemiştir. Ben konuyla ilgili değerlendirmeleri de bu bölümde ele almayı düşünüyordum. Ancak yazı uzadığı için değerlendirmeyi önümüzdeki haftaya bırakıyorum. Önümüzdeki hafta aynı konuda buluşmak üzere kalın sağlıcakla.

 

 

Bu yazı toplam 1450 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim