• BIST 97.903
  • Altın 144,028
  • Dolar 3,5595
  • Euro 4,0020
  • Bolu 12 °C
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 19 °C

EĞİTİM TARİHİMİZDE BİR DÖNÜM NOKTASI (3)

Hasan Dinç

Köy Enstitülerinin kuruluş yıldönümü dolayısıyla kaleme aldığım bu seri yazım, öğretmenimiz Mustafa Büyükkırlı’nın hazırladığı notların ışığında kişisel değerlendirmelerimle sona erecektir. Cumhuriyet döneminde kurulan ve toplumun üzerinde en çok tartıştığı okulların başında şüphesiz Köy Enstitüleri gelmektedir. Köy Enstitülerinin bu kadar çok tartışılması okulların kuruluş amacı, eğitim müfredatı, öğrencilerin ülke eğitimine ve cumhuriyetimizin çağdaş uygarlık seviyesine ulaştırma konusunda yüklendiği görevler üzerinden değil, tamamen siyasi maksatlarla okulları ve mezunlarını toplumda itibarsızlaştırmaya yönelik karalamalardan kaynaklanmakta; yakın siyasi tarihimizdeki CHP ve Demokrat parti çekişmesinde CHP’nin bu okulları arka bahçe gibi görüp değerlendirmesinden neşet etmektedir. Bu okullar ve öğrencileriyle ilgili itibarsızlaştırma çalışmaları halkımızın hassasiyet duyduğu konular üzerinden yapılmış, bu okullar Türkiye’yi komünistleştirme faaliyetinin öncü karargâhları olarak tanıtılmış, din ve bilhassa İslâm düşmanı öğrenciler yetiştirildiği propagandası yaygınlaştırılmış, Kız-erkek öğrenci ilişkileri hiç olmayacak şekilde abartılarak anlatılmış ve bu okullara ve mezunu öğretmenlerine karşı halkımızda derin bir infial uyandırılmıştır. Nadiren görülen bazı olumsuz örnekler ise bu faaliyetlere tuz biber etkisi yapmış, süreci hızlandırmak için alenen ölçüsüz biçimde istismar edilerek okulların kapatılmasında resmi belge niteliğinde kullanılmıştır.

Öğretmenimiz Mustafa Büyükkırlı’nın yaşanmış notlarından anlaşıldığına göre bu okullar cumhuriyetimizin ilk yıllarındaki yokluklar dikkate alınarak ve nüfusumuzun %80 nini oluşturan köylümüze devlet hizmetinin imkânları nispetinde götürülmesini amaçlayan konjoktürel okullardır. Yani sadece günün şartlarında bazı ihtiyaçlara cevap vermek için kurulmuş okullardır. Cumhuriyetimizin ilk yıllarında devletin köy kalkınmasına katkıda bulunması ve köylüye her konuda önderlik yapması mümkün değildi. Bu ihtiyaca cevap verecek ne maddi imkâna sahipti ne de yetişmiş kadroları vardı. Var olan kadroları da başta Çanakkale Savaşı olmak üzere İstiklâl savaşı alıp götürmüştü. O nedenle Köy enstitüleri sadece öğretmen yetiştiren kurumlar değil aynı zamanda öğrencilerine pratik veterinerlik, ziraatçilik, sağlıkçılık bilgileri veriyor; teknik eleman ve sanatkâr olarak da yetiştiriyordu. Köylerden toplanan bu çocuklar beş yıllık bir eğitim sürecinden sonra yine köylere gönderiliyor, köylümüze her alanda öncü olması göreviyle programlanıyordu. Mustafa Büyükkırlı öğretmenimize göre okulların ana teması İNSAN-YAŞAM VE ÜRETİMDİR. Yani insanı yüceltmek, hayatı kolaylaştırmak ve üretimi artırmaktır. Genel ilke ise YAPARAK ÖĞRENME, İHTİYAÇLARI KARŞILAMA VE BAŞKALARINA ÖĞRETME esasına dayanmaktadır. Müfredatları da bu ana tema ve genel ilke esaslarının hayata geçirilmesini amaçlayan ders programlarından oluşmaktadır. Mezunları tekrar köylerine dönerken esas olarak öğretmen ama yeteri kadar veteriner, ziraatçı, sağlıkçı, teknik konularda bilgili ve çeşitli sanat kollarına öncülük yapacak bilgilerle mücehhez dönüyorlardı.

Kendim ilkokulu Köy Enstitüsü mezunu bir öğretmenden okudum. Meslek hayatım boyunca da bu okullardan mezun olmuş birçok öğretmenle tanıştım. Bir gerçeği ifade etmeliyim ki bulundukları her ortama gayet kolay intibak eden, ele aldıkları her konuyu başarıyla sonuçlandıran, köylümüze gerçekten her konuda iyi öncülük yaparak cehalet ve gerilik cephesini çökerten, üretime büyük katkı sağlayacak bilgiler aktaran, onların çocuklarını en iyi şartlarda hayata atılmasını sağlayacak önderlik yapan kişiler olarak gördüm. Aralarından yetenekliler ise eğitim kademelerinin en tepelerinde önemli görevler almayı da başardılar. Çok azı diyebileceğimiz bazı uç örnekler ise maalesef bu okulların ve mezunlarının itibarsızlaştırılmasına sebep olacak davranışlarda bulundular. Ancak bu uç örneklere bakarak bu okulları ve onların çok başarılı ve şerefli kadrolarını bir çırpıda gözden çıkarmak insafla ve vicdanla bağdaşmaz

Bugün Köy enstitülerinin kapatılması her yıl mezunları tarafından çeşitli programlar vasıtasıyla dile getirilmekte, bu okulların kapatılmasını pek haklı bir şekilde önemli bir kayıp olarak değerlendirmektedirler. Bu okulların kapatılması siyasi sebeplerle çabuklaştırılmış olabilir. Ancak okulların açılış amaçları dikkate alındığında zaten kapatılmaları zorunlu hale gelecekti. Bugün ülkemizin ihtiyaç hissettiği öğretmen tipi artık ne bu okullardan ne de amacı öğretmen yetiştirmek olan o günkü öğretmen okullarından yetişmektedir. Bu nedenle 1974 tarihinden itibaren öğretmen okulları yerini iki yıllık Eğitim Enstitülerine, 1984 ten sonrada onlar yerlerini dört yıllık Eğitim Fakültelerine terk ettiler. Şu açıkça görülmektedir ki ihtiyaçlar karşılandıkça kalite öne çıkmakta, öğretmen yetiştirmede kaliteye dönülmektedir. Bu gün sınıfa giren öğretmen Köy Enstitüsü mezunları gibi öğretmenlik mesleği dışında diğer bazı meslek bilgilerini bir tarafa bırakın branşlaşmak ve meslekte uzmanlaşmaya yönelmiş durumdadırlar. Yani sınıf öğretmenlerimiz, beden eğitimi öğretmeni, müzik öğretmeni, resim öğretmeni, din ve ahlak bilgisi öğretmeni gibi özel yetiştirilmiş öğretmenlerle takviye edilmekte, bu dersler sınıf öğretmeninin okutacağı derler olmaktan çıkarılmaktadır. Okul öncesi eğitim ve özel eğitim gibi şimdi gündemimizde olan birçok eğitim dalı ise Köy enstitülerinin programında zaten bulunmamaktadır.

Köy Enstitüsü mezunları o günkü köy gerçeğimize göre ve o köylerde görev almak üzere yetiştirilen öğretmenlerdir. Şehir merkezlerinde görev yapmaları ise zaten söz konusu değildir. Bugün çok hızlı sosyal bir değişimle köylerimiz boşalmış, genel nüfusumuzun ancak % 15-20 si köylerde ikamet eder duruma gelmiştir. Köylerdeki bu nüfus da yaşlanmış kesimi oluşturduğundan okuyacak çocuk sayısı ya hiç kalmamış ya da bir elin parmakları seviyesine düşmüştür. Bu nedenle eğitim sistemi TAŞIMALI sistem adı verilen bir şekle bürünmüş, köy okullarımız tamamen kapatılmıştır. Köy enstitüleri günümüze kadar yaşasaydı görev yapabilecekleri köy okulu ve önderlik yapacak köylüyü bulmak mümkün olmayacaktı. Bu nedenle zaten bu okullarda çoktan müfredat değişikliği ve revizyon kaçınılmaz olacaktı.

Cumhuriyetimizin kuruluş yıllarındaki şartlar düşünüldüğünde ihtiyaca cevap vermek üzere çok iyi düşünülmüş bu okullarımız bir dönem gerçekten de düşünüldüğü gibi çok önemli hizmetler ifa etmiş, eğitim tarihimizin dönüm noktası olan okullardır. O dönemin köy kalkınmasında yüz akı kabul edilmeyi çoktan hak etmişlerdir. Bırakınız haklarında yakışıksız laflar etmeyi millet olarak o okullara ve mezunlarına yürekten teşekkür etmeliyiz. Çağdaş medeniyet seviyesinin yakalanmasında bu okulların yaptığı alt yapı hizmetleri her türlü takdirin üzerindedir. Siyasi sebeplerin öne çıktığı ve zamansız denilecek kadar erken dönemde kapatılmaları karşılanmaz kayıp olarak telakki edilmemelidir. Her kurum gibi Köy Enstitüleri de millet hayatımızda rollerini tamamlayıp tarihe mal olmuşlardır. Bıraktıkları boşluk hem yeni kurumlarla hem de kaliteyle kapatılmıştır. Kapatılmamış olsalardı bile şimdiye kadar çoktan kendilerini revize edecekler ve günümüz şartlarına uymak mecburiyetinde kalacaklardı. Hiçbir kurum kurulduğu gibi kalmaz. Gelişir, büyür ve rolünü tamamlayarak yerini daha sonraki şartlara uygun kurumlara terk ederler. Devletlerde böyledir. Günümüzde cumhuriyeti anlamayarak Osmanlılık rüyası görenler ya da geçmişi ihya edeceklerini zannedenler tarihi yanılgı içindedirler. Zaman ikinci kez yaşanmadığı gibi bir yerden de aynı su ikinci kez akmaz. Bazı koca, koca insanların medreseleri ihya edelim demeleri ne kadar garip ise, Köy Enstitüleri içinde bazılarının hala yas tutmaları o derece anlamsızdır.

   

Bu yazı toplam 1180 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim