• BIST 98.524
  • Altın 239,778
  • Dolar 6,2122
  • Euro 7,3075
  • Bolu 28 °C
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 30 °C

Eğitimde Malzeme Kalitesi

Nizamettin YILDIRIM

Literatürde kalite kısaca kullanım amacına uygunluk derecesi diye tanımlanır. Sağlamlık, dayanıklılık, güvenlik vs kalitenin boyutlarıdır.

Eğitimde kalite bir eğitimcinin bir de eğitilenin kalitesi ile ilgili. Eğitimcinin kalitesi doğrudan bizi ilgilendiriyor. Bir eğitimci kendini yetiştirmeli, yeni bilgileri yeni teknolojileri takip etmeli. Bu konuda ülkemiz eğitimcilerinin eksik olduğunu düşünüyorum. Özellikle orta öğretimde böyle bir teşvik de yok çaba da yok.

Esas değineceğim konu eğitimde öğrenci kalitesi. Okuyucularım bilir Meslek Yüksekokulunda öğretim görevlisiyim. Mesleğe ilkokul  öğretmenliği ile başladım ve 32 yılımı tamamladım. 

Yöneticilerimiz ülkemizdeki üniversite sayısıyla övünüyor. Her ile bir üniversite her ilçeye bir fakülte yüksekokul kulağa hoş gelebilir, ancak bunların kalitesi önemli. Son yıllarda okullardaki kontenjanlar dolmuyor. Bunun en büyük sebebi kalite eksikliği. Gelen öğrenciler de eğitim düzeyi açısından yetersiz. Özellikle meslek yüksekokullarına sınavsız alınan öğrenciler eğitim kalitesini çok düşürdü.

Birkaç örnek.

Dersini verdiğim bilgisayar grubu derslerinde Word editör programına başlarken öğrencilere önce bir konu verip o konuda ilgili makama bir dilekçe yazmalarını söylüyorum. Bu konu genellikle okulla ilgili sorunlarıyla ilgili oluyor. 35-40 kişilik sınıfta kabul edilebilir bir tane dilekçe çıkmıyor.

Her konuyu internetten araştırma kolaycılığına gidiyorlar. Basit bir dilekçenin bile internetteki örneğini araştırıyorlar.

Yanlışlık ilk satırdan başlıyor. Eğitim başlayalı bir ay oldu daha okuduğu üniversitenin tam adını bilmeyenler var. Rektörlüğe dekanlık, müdürlüğe rektörlük, yüksekokula fakülte diyenler var.

Meramını anlatmada da çok büyük sıkıntıları var. Ne istediklerini düzgün cümlelerle ifade edemiyorlar. Dilekçe formatını bilmiyorlar. Halbuki bunlar ilköğretimden itibaren öğretilen temel konular. Bu sıkıntı sadece iki yıllık öğrencilerde değil dört yıllık bölümlerde de var.

Bir toplumda herkesin yükseköğrenim görmesi gerekmez. Biz her isteyen öğrenciyi meslek yüksekokullarına alıyoruz, bunlar bir şekilde bitiriyor işsizler ordusuna katılıyor. Bu okulları bitiren öğrenciler haliyle yüksek beklenti içinde oluyorlar. İyi yada kötü statüsüyle bağdaşmayan işlerde çalışmak istemiyor. Uygun iş bulamıyor sonunda karamsar ümitsiz bir gençlik ortaya çıkıyor.

Eğitimde kalite artsın istiyorsak;

Her ile her ilçeye yükseköğrenim kumru açmak yerine bunların kalitesini yükseltmeliyiz. Nüfus ve konum itibariyle yetersiz bölgelere okul açılmamalı zaten kontenjanı da  dolduramıyorlar.

Öncelikle temel eğitim ve orta eğitimden başlanmalı. Bir öğrencinin hangi üniversiteye gideceğini büyük oranda eğitimi sürecindeki performansı belirlemeli.

Yükseköğretim bir bölgenin gelişimine katkısı olsun mantığıyla açılmamalı.

Kısacası eğitim sistemimizin her kademesi alarm veriyor. Bunu Türkiye’nin bilme katkısına bakarak da söyleyebiliriz.

Eğitim kurumlarımızı mutlaka dünya gerçeklerini göz önünde bulundurarak gözden geçirmeliyiz.

 

 

Bu yazı toplam 1168 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim