• BIST 106.843
  • Altın 142,669
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Bolu 16 °C
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 18 °C

Eğitmek...

Mustafa Namdar

            21.09.2005

Eğitmek, halk diliyle terbiye etmek.

Görgü kurallarını öğretmek. Eğitimi, çocuklar ve gençler için düşündüğümüzde onların, toplum içinde yerlerini alabilmeleri için kişiliklerini geliştirmek, bilgi, beceri ve davranışlarını şekillendirip, öğretmek akla geliyor.

Toplumda hemen her kesimden insanın eğitmekle ilgili görevi vardır.

Her kurum ve kuruluşun kendine özgü yönetimi ile davranış özellileri, iş ahlakı, uyum, adabı muaşeret kuralları vardır kendi içindeki yöntemlerle yerine getirilmeye çalışılır. Bir bütünün parçaları gibi. Uyum sağlayamayan parça dışlanır...

Peki, çocukların eğitiminden kim sorumlu? Bu görev sağlıklı biçimde yerine geliyor mu?

Hep denir de ne kadar yerine getirilir pek de üzerinde durulmayan yada durulduğu sanılan ciddi bir konudur bu.

Denir ki eğitim, ana kucağında ailede başlar.

Peki ana ve aile bu konuda neler bilir? Bildiğini ne kadar uygulayabilir? Bilmedikleri için kimden yardım alır ve bu konuda ne kadar hassastır, bilgi birikimlidir?

Aileden hemen sonra gelen kurum okuldur.

Okulda Türk milli eğitiminin amaçları doğrultusunda eğitim-öğretim yapılır. Öğretim için gerekli programlar çeşitlendirilir, zaman şablonu içinde bilgilendirmeler yerlerine oturtularak, öğrencilerin öğrenmeleri sağlanmaya çalışılır. Neyi ne kadar öğrendiği yada öğretildiği sınavlar sonucunda ortaya çıkar. Sonuca göre önlemler alınır...

Ya eğitim?!! Eğitim için belli bir ders saati ayrılmış mıdır? Adı eğitsel kol olarak belirlenmiş olan çalışmalar gerçek anlamda yapılır mı? Her dersin 5 dakikası öğrencilerin toplum içindeki davranışlarına yönelik ayapması gerekli kurumsal öğretiye ayrılmış olmasına karşın, bu uygulama ne kadar yapılır ölçüsü var mı? Bu görevi herkes kendi düşüncesi doğrultusunda mı işler? Bunun kontrolü var mı? Atatürk ilke ve inkilapları, Demokrasi, Cumhuriyet, Laiklik kavramlarının yeri nedir bu düşüncelerin içinde?

Bu ve benzeri soruları çoğaltmak mümkün. Benim üzerinde durulması gerekli gördüğüm konu, okullarımızın açıldığı şu ilk günlerde eğitim-öğretim için taşların yerine oturmadığı gerekçesiyle öğrencilerin başı boş bırakılmamasıdır.

Rehberlik çalışmalarının en ciddi biçimde yapılacağı günlerdir bu günler. Okul tanıtımlarının, gelecekte nelerin beklediği, prensipler, çalışma yöntemleri, arkadaşlık ilişkileri, devam devamsızlık sınıf geçme işleri, disiplin durumu ve bu okulun bünyesine uygun davranışların anlatılması için en uygun ortam. Daha işin başında prensiplerin ne olduğunu anlatıp öğretemiyorsak, geç kalmaların, defter kitap taşımamanın, başarı ve başarısızlığın olumsuzlukları hakkında kimsenin konuşamaya hakkı olamaz demek sanırım yanlış olmaz.

Bu yazı toplam 284 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim