• BIST 97.726
  • Altın 145,645
  • Dolar 3,5781
  • Euro 4,0008
  • Bolu 15 °C
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 20 °C

Engelli anneden gelen mektup

Mustafa Namdar

Herkesin evi ayrı olduğundan bilinmiyor kim dertli, kim keyifli. Mutluluk bu, çarşıda pazarda satılsa borç harç alır insanlar. Gönüllerinin huzurlu, yüzlerinin güleç olmasını sağlamak için alır bir kenara koyarlar yedek olarak mutluluğu. Dünyanın en varlıklı adamı olmuşsunuz ne yazar? Canınız can yonganızda birşeyler noksansa.

Zihinsel ya da bedensel engelliyse, paranın, pulun, şanın, şöhretin yaşam için bir kıymeti olmasa gerek. Gerçek o ki bedenin herhangi bir yerindeki sızı o bedene sahip olanın canını acıtıyor.

İşte bir mektup. “ENGELLİ ANNESİ OLMAK” diye başlayan satırları birlikte okuyalım.

“Neden ben? Neden benim çocuğum?... Nedeni bilinmeyen, cevabı olmayan sorular.

Ne kadar zormuş kabullenmek. Hiç büyümeyen bir çocuk. Kendi kendine yetemeyen, belki de hayatını tek başına sürdürebilme şansı olmayan bir insan.

Bu durum anne için ceza mı, ödül mü? Ödül olmalı. Ödül olmalı, çünkü ben kimseyi üzmedim ki! Neyin cezası olabilir? Kendine yetemeyen bu insan hiç kötüyü bilmiyor ki. Olsa olsa o bir melek olmalı.

Bir yıl eğitim. Sadece diğer çocuklar gibi oturabilmesi için verilen mücadele. Bir yıl öyle geçti. Daha bunun öncesi de var. Evde hiç bitmeyen kazalar. Yangınlar, kaybolmalar. En zoru da kaybolan o meleği saatlerce caddede aramak. İnsanların bakışlarına aldırış etmeden karanlık sokaklarda aramak. O meleğin zarar görebileceğini düşünerek, bilinçsizce dolaşmak.

O, kötünün ne olduğunu bilmiyor ki, kim olduğunu da bilmiyor... Anne olmak gerçekten çok zormuş. Bir meleğin annesi olmak daha da zormuş."

Ayşe Çetin

Bu engelli bir çocuğun annesine ait bir mektup. Onun yaşadıklarını, yaşamadan bilme olasılığı yok. Onun çektiği acıyı ortadan kaldırma gücümüz yok. Engelli çocuğunu sağlıklı hale getirme becerimiz de yok. Ama zengin fakir tüm insanlar olarak yapacağımız bir şey var, sevgi, dayanışma ve birbirimize güven.

Şu fani dünyada doğumun güzelliği kadar ölümün acısını da biliyorsak, gerçek acının ölümden sonra kendi başlarına kalacak olan engellilerin ne olacağını düşünmek olacağıdır.

Sosyal devlet olmanın güzelliği, zor durumda olanlara, çaresizlere, hastalara, kimsesizlere kol kanat germesidir.

Sosyal devlet bedensel ve zihinsel engellilerin de sigortası olmak konumundadır.

Onları kendi yetenekleri ölçüsünde beceri sahibi yapmak, huzurevlerinde barındırmak, aşevlerinde karınlarını doyurmak sosyal devlet olmanın gereğidir.

Toplumda dayanışmayı ilke edinen insanlar, sevgiyi yüreklerinde duyanlar, çaresizlerin mutluluğundan keyif alanlar bu zincirin halkalarını mutlaka birbirine eklemesini bileceklerdir.

İşte Kurban Bayramı. Paylaşmanın en güzel örneği, Sağlıkla nice bayramlara.

18.12.2007

Bu yazı toplam 509 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim