• BIST 96.400
  • Altın 144,302
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,0009
  • Bolu 9 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 9 °C

ENGELLİ KOŞU GİBİ

Mustafa Namdar

Devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatını benimsemiş olanlar görüşlerini, düşüncelerini uygulayabilmek için ilkelerine uygun siyasi oluşumlar varsa girerler, yoksa oluştururlar.

Bu oluşumda, kimileri yönetmek için görev alırken, kimileri de muhalefette kalır, yapılanları, gelişmeleri takip ederler. Demokrasilerde çok partili sistem içinde, iktidar için bu yarış başlar. Milletin hakemliğinde başlayan aynı kulvardaki bu yarış üzerinde, yarışanların oluşturduğu engeller vardır. Aynı kulvardaki bariyerleri aşıp, ipi göğüslemek çok önemlidir. Devlet yönetimine ait koltuğa oturmak, varış noktasına birinci gelenlerin hakkıdır...

Koşunun bitiminden sonra kulvar üzerindeki bariyerler kalkar mı? Aksine kulvardaki engeller biraz daha yükseltilerek, iktidar olanların hizmette vadettikleri hedefe ulaşmada, doğrular yanlışlar değerlendirilir. Adım adım kural hatasının yapılıp yapılmadığı kontrol edilir. Bu denetim, muhalefet tarafından yapılır, yanlışlar halka rapor edilir.

Koşu bandında yürüyüş daha da zor hale gelmiştir. İktidarda yürüyenlerin tökezlemesi için değişik yöntemler, değişik varyasyonlar da uygulamaya konur. Ayrı düşüncelere sahip olan muhalifler, bazen bir araya gelerek seslerini yükseltirler. Bu davranışlar keyfiliğin öne çıktığı zamanlarda, hükümet politikasının, devlet politikasının önünü kestiği düşünüldüğü, gözlemlendiği dönemlerde, kulvar üzerindeki bariyerler daha da yükseltilir ve sıklaştırılır. Olumlu icraatlar olsa da görmezden gelinir. Olumsuzluklardaki eleştirel baskı dozu daha da artırılır...

1950 yılında çok partili döneme geçildiğinden günümüze, içinde bulunup izlediğimiz filmlerin senaryolarına ait ana temanın görüntüleri farklı olsa da, içeriği hep aynı olmaktadır. İktidar muhalefeti, muhalefet iktidarı hep eleştirmiştir, eleştirmektedir...

Aslında eleştiriler, doğruyu bulmakta yardımcı olan yöntemlerin parçası olduğu bilinmiş olmasına karşın eleştiri, anayasa gibidir vazgeçilmez.

Politikanın olmaması gereken yerlerde bile, yapılan çalışmalarda karşılaşılan engellemelerle başlanır söze. Güzel kazanımların güzelliklerine ait çalışmalarda hedef, projelerin anlatılması yerine, önce karşılaşılan karşı engeller gündeme getirilir. Esasa geçmeye fırsat tanımadan başlar bir tartışma. İçinden çıkılamayan, sonu olmayan "benim dediğim doğru" tartışmasıdır gündeme oturan. Ortak aklın güzelliğinden bahsederiz de, ortak akıl taraflarını hep bizim gibi düşünenlerden oluşturmaya çalışırız. Karşı görüşten gelen doğru bir öneri olmuş olsa da, bizden değil felsefesiyle elimizin tersiyle iter bir kenara koyuveririz. Sahi neden böyleyiz?

31.08.2010


Bu yazı toplam 553 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim