• BIST 106.843
  • Altın 142,669
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Bolu 17 °C
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 19 °C

Ermenilerden özür dilemek

Mustafa Öz

Özür dilemek için bir kabahat işlemiş olmak gerektirir. Kabahatli (suçlu) olduğunu kabul eden için özür dilemek şüphesiz bir ERDEMDİR. Ancak Anadolu'nun TÜRKLERCE yurt yapılmasından itibaren Ermeniler, Rumlar, Yahudilerle SOYKIRIM kabul edilebilecek hiçbir olay olmamış, sürekli itiş kakış içinde bir yaşam sürdürülmemiş. Tersine huzurlu bir yaşam sürdürülmüş. Aynı aile fertleri arasında bile zaman zaman küçük çaplı münakaşalar olduğu düşünüldüğünde, 1900'lü yıllara kadar Osmanlı’nın azınlıklarla bir sorunu olmamıştır. Hatta vergi kolaylığı, askerlik yapmama gibi muafiyetlerle azınlıklar Türk insanından daha refahlı bir yaşam sürmüştür.

Özellikle Tanzimat ve Meşrutiyet dönemlerinden itibaren İNGİLTERE, FRANSA, AMERİKA, ALMANYA ve RUSYA Osmanlı’nın içini karıştırmaya hız vermiş 1789 Fransız ihtilalinin sonunda ortaya çıkan YENİ FİKİRLER (hürriyet, milliyetçilik, eşitlik v.b) de Osmanlı TEBASI üzerinde etkili olmuştur.

Ermenilerle Türkler her yönüyle en iyi anlaşabilen bir anlayışta iken (TEBAYI SADIKA) karşı karşıya gelmeye başlamışlar.

Ermeniler kurdukları KOMİTELERLE dün beraberce yaşadıkları insanları katletmeye başlamış, her vilayette bu tür olaylar artmış, insanların birlikte yaşama ümidi kalmamış.

Peki, Osmanlı ne yapmış? Huzursuzluğu önlemek için 1915’de TEHCİR (yer değiştirme) kanunu çıkarmış. Bu kanunu çıkarırken de, bu insanların bir yerden gidecekleri yere güvenle gitmeleri için de talimat vermiş, takip etmiş. Ülke yangın yerine dönmüş herkes acı çekiyor. Tabiî ki bazı asayiş hadiseleri de olacak.

SIRPLARIN daha dün Boşnaklara Hırvatlara yaptıkları, İsrailli Yahudilerin Filistinlilere yaptıkları yapmaya devam ettikleri ortada. Yaptıklarından hiç özür dileyen var mı?

Osmanlı onların yaptığını hiçbir zaman yapmamışken biz neden özür dileyeceğiz!

Ermenilerin KARABAĞ’DA, FUZULİ’DE, HOCALI’DA yaptıkları katliam ortada. Bir milyon insan yersiz yurtsuz, en az bir o kadar katliama tabi tutulan var. Azerbaycan'ın topraklarının %25’i işgal altında. Hiç özür falan dileyen yok.

Bu fikri ortaya atan LİBOŞ DÖNEKLER için her yol mubahtır. Eğer kişisel bir kabahatleri varsa yani DEDELERİ kişisel olarak SUÇ işlemişlerse, kendi yaptıkları kişisel suç için özür dileyebilirler. Ama millet olarak bizim özür dileyecek bir şeyimiz yoktur.

Neden biz ARŞİVLERİMİZİ her türlü araştırmaya açtığımız halde onlar açmıyor? Neden ortak TARİHİ ARAŞTIRMA YAPMA TEKLİFİMİZİ kabul etmiyorlar? Neden 20. yüzyılın sonunda onca DİPLOMATIMIZI katlettiler? Neden PKK'yı destekliyorlar? Neden topraklarımız için hak iddiasında bulunuyorlar? Bu sorulara ÖZÜR FİKRİNİ İNSAFSIZCA, DÜŞÜNCESİZCE ortaya atanlar cevap vermelidir.

Bu millete içerden ve dışardan suç isnat edenlerin muhakkak bir hesapları vardır. Masum gibi görünseler de, zaman zaman zehirlerini akıtmaktan çekinmezler. Eğer uyanık olur, bu TESLİMİYETÇİ, MANDATER, HİMAYECİLERİ iyi tanırsak, bunlar ZAVALLI olmaktan öteye gidemezler.

Kimseye düşman olmayacağız, düşman gözüyle bakmayacağız. Ama bize karşı DÜŞMANCA YAKLAŞAN, DÜŞMANLIK BESLEYENLERE DE fırsat vermeyeceğiz. Vermemeliyiz. İster içerde, ister dışarıda olsunlar.

DERYADAN DAMLALAR

Başlık Hasan DİNÇ beyin son yayınlamış olduğu KİTABIN adıdır.

Türk milletinin çok uzun soluklu bir tarihi ve kültürel geçmişi var. Bu geçmişte kahramanlıklar, değerli devlet adamları, bilim adamları, gönül erenleri var.

Zaten tarihimizi, kültür derinliğimizi onlara borçluyuz. Hz. Mevlana Anadolu'yu aydınlatan milletimizden yetişmiş gönüllerin sultanı olmuş, mesnevi gibi büyük bir eser bırakmıştır. Onun eserlerini FARSÇA yazısından dolayı ACEM (İranlı) olduğu yayılmaya çalışılsa da, o özbe öz Türk'tür. Onun anlayışında herkese, her inanca yer vardır. Onun ölümünün 800. yılı anısına mesnevideki 370 hikâyenin arasından seçilip sadeleştirilen vermek istediği mesajla birlikte verilen 72 hikaye geçmişin muhasebesini, geleceğin yönünü size gösterecek.

Bizim insanımız çok konuşuyor. Dedikodu yapıyor. İşin aslını öğrenmek yerine söylentilere, kulaktan dolma bilgilere itibar ediyor. Yazılanı okumak, birikimlerini yazmak., Tarihe, gelecek nesillere not düşmek sanıldığı kadar kolay değil!

Emek istiyor. Bilgi istiyor. Sabır istiyor. Hasan DİNÇ bey emekli tarih öğretim görevlisi.. Köşesine çekilip oturmayan üreten bir insan.

İlk eseri KUTSAL TOPRAKLAR, ikinci eseri doğduğu Çoğullu Köyünün her yönüyle anlatıldığı bir kitap. Üçüncü eseri KUTSAL KİTAPLAR, ORTAK KONULAR FARKLI HÜKÜMLER (Bu kitap işlediği konu itibariyle konusunda tek denecek bir eser)

Evet, son eseri ise; Mesnevi’den seçme hikâyelerin yer aldığı: “DERYADAN DAMLALAR”

Özellikle gençlerimizin Hz. Mevlana'yı ve onun en değerli eserini tanımaları, ondan ışık almaları için çok önemli.

Görsellik son dönemin özelliği. Ancak yazmadan, çizmeden görselliğin alt yapısı oluşmaz. İnsanlarımız duygularını düşüncelerini, bilgi birikimlerini yazmalıdır. Yazılanı okumalıdır. Yazana destek vermelidir. Destek kitapların okunmasıyla olur. Bu kitap okunması, başucunda sürekli bulundurulması gereken bir kitap.

Hasan beyi, böyle bir eseri bizlere kazandırdığı için kutluyorum.

19.12.2008

Bu yazı toplam 714 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim