• BIST 82.779
  • Altın 146,779
  • Dolar 3,7701
  • Euro 4,0274
  • Bolu 1 °C
  • İstanbul 6 °C
  • Ankara 0 °C

Eski çamaşırlar

Mustafa Namdar

Eskiye rağbet olsa, bit pazarına nur yağar demiş atalarımız. Nereden nereye geldiğimizi kıyaslayabilmek adına eskiye olan ilgiyi, bilgiyi kaldırıp bir kenara bırakıvermek o kadar da kolay değil. Atılan her ileri adım, yeni bir zemin üzerine olsa da, başlangıç izleri hep geride kalsa da, nasıl bir yol izlediğimize dönüp bakmak gideceğimiz istikametin emin olmasına ait önlemler almamıza yarar.

Geçenlerde bir dostum, “Eski kıyafetlerle ilgili bir araştırma yapılıyor. Tanıdığım yaşlı ailelerin, sandık sepetlerinde kalan eski giysiler olabilir. Ne olur yardımcı olalım” dedi. Bu araştırmada eski modellerle modanın ne olduğuna mı bakılacak? İğne ile kuyu kazar gibi göznuru dökülerek sabırla işlenen desenlere, motiflere bakılarak el işçiliğinin değeri mi ortaya çıkarılacak? Geçmişin anısına değer verilip anadan, atadan hatıra kalan bir karış bez parçasına verilen değerin ne olduğu mu ölçülecek? Yoksa eski kalıntıların yıpranmış yerleri, sökükleri, yırtıkları, yakasında, orasında burasında kalan kirleri, lekeleri cümle aleme teşhir mi edilecek?

Eskiye ilgi ölçüde niyete göre değişiyor olmalı. Niyet bozuksa, kirli çamaşırlar ortaya saçılıyor. Niyet iyi ise, eskilerden ders alınarak yeni çizilecek yol haritasında tehlikeli virajları ortadan kaldırmak için önlemler alınıyor...

Sonra düşündüm. Eski giyim kuşamdan, eski çamaşırlardan eski modalardan birşeyler öğrenebilmek için ev ev dolaşarak sandık kapağı açtırmaya gerek var mı? Nasıl olsa demokrasi gereği yapılan her genel ve yerel seçimlerde sandıklar açılıp meydanlarda teşhir ediliyor. Demokrasiye kendini adayanlar, boy boy çamaşırı kiriyle, pasıyla, söküğüyle, yırtığıyla, nakışıyla, dikişiyle toplumun önüne serip methiyeler düzmüyor mu?

O günün koşullarında yoktan yonga koparmanın önemine hiç dokunmadan, insanları karalamak için en kolay yol olmalı ki, çamaşır üzerindeki ince işlemelerde gösterilen ustalık, sabır, dayanıklılıktan hiç söz etmeden bütün kurgular beceriksizlik üzerine yapılıp toplum inandırılmaya çalışılıyor. Anlatım ve yazımda kompozisyon kalıbı aynı. Giriş, gelişme aynı olumsuzluklar sonuç bölümünde. Methiyeler hep kendine özgü sonlanıyor. Testere talaşı gibi bir sana bir bana yok. Keser yongası gibi hep kendi önümüze düşürme gayreti.

Vatandaşın çoğu bıkmış olmalı ki, pek de ilgilenmiyor meydanlarda kurulan tezgahlardaki çamaşırlarla. Alışveriş için gidenlerin çoğu, ellerine bayrak verilip oradan buradan taşınanlar.

Bir kısmı demokrasinin vatandaşlık görevini unutup kullanmayacağım diyor oyunu. Oy’unu kullan ki oynanan oyunu boz. Oy’unu kullan ki oluşacak yönetimlerde sorumluluğun olsun. Başkasının oylarıyla oluşan yönetimlerin gölgesinde serinlemek ya da sıcağından yandım diye bağırabilmek hakkın olsun.

Eski çamaşırların ne modeli, ne kiri, şu dönemde içinde yaşadığımız olayları akıl süzgecinden geçirerek özgür irademizle vatandaşlık hakkımızı 22 Temmuz’da kullanma görevimizi yerine getirelim ki, eleştiri hakkımız olsun.

16.07.2007

Bu yazı toplam 333 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim