• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Bolu 10 °C
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 11 °C

Eski toprak -3-

A. Şerafettin Şenyüz

Ilıcalara, Aktaş Meydanı'nda sıra ile bekleyen yayla at arabalarıyla gidilir ve gelinirdi. Daha sonraları, bu arabaların işini 8-10 kişilik minibüsler devam ettirdi. Şehir içi ve civarında gidilecek yerlere, faytonlarla veya o zamanlarda Belediye Meydanı'ndaki taksi durağında duran Üzeyir (Arabacı) usta, Eşekçi Nurettin (Sapmaz) Usta ve Arapların Mehmet (Alıcı) gibi eski şoförlerin 34-40 model taksi otomobilleriyle gidilir, gelinirdi.

Sanayi dörtyolunun güneydoğu kesimindeki düzlükte, Balıklı Su denilen, tahminen 50 cm enindeki deredeki su dolaşa dolaşa hız kazanır ve şehrin muhtelif çeşmelerinde, maslaklarında ve hayratlarında devamlı akardı.

Akpınar, Semerkant, Aktaş ve Karaçayır mahallelerinde ve de bazı köylerde bulunan hayratlarda çamaşırlarını yıkamak isteyen semt sakinleri, saçayak üzerlerindeki kazanların altlarını kalkama ve odunlarını çıra ile yakarak su kaynatırlar, çamaşırlarını çamaşır kili, çivit ve sabunlarla tokmaklayarak yıkarlardı. Bu hayratlardan hala ayakta duran Akpınar ve Semerkant hayratları, yerinde duruyor, arada sırada kullanılmaya devam ediliyor.

Köylüler, eşek yükü ve öküz arabaları ile kalkama denilen yarma, meşe ve köknar dalı odunlarını getirirler, evlere ve işyerlerine satarlardı.

Taşoluk ve Hıdırışlar Köylerinin tatlı sulu çeşmelerinden at arabaları ile ağaç fıçılarla içme suyu getirirler ve evlerin avlularında yere toprağa gömülü küplere boşaltılarak satarlardı. Küplerde soğuyan su, sofralarımızda taslarla içime sunulurdu. Evlerde banyo olmadığından, soba tenekelerinde su ısıtılır, kuslane dolaplarında bakraç ve ibriklerle yıkanılırdı.

Şimdi tuvalet denilen (abdesthane, hela, yüz numara) ihtiyaç giderici yerlere (geceleri de idare lambası ile) gidilir, ibrikteki su ile temizlenilirdi.

Eski düğünlerde, oğlan evi ailesiyle kız evi aileleri, anlaştıkları takdirde birbirlerine dürü bohçası verip alırlar, başlık parası verilir, sonra çarşıda manifatura vs.satan dükkanlara giderler, çeyiz ve takı işlerinin masrafları damat evi tarafından ödenirdi. Arkasından hep beraber Helvacı dükkanına giderler, helva ekmek yiyerek ağız tatlandırılırdı.

Düğünden evvel gelin ılıcası yaparlar, daha sonra çeyiz sermeler yapılırdı. Hısım, akraba ve komşular tarafından gözden geçirilirdi.

Devam edecek…

06.06.2009

Bu yazı toplam 948 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim