• BIST 107.206
  • Altın 143,369
  • Dolar 3,5533
  • Euro 4,1312
  • Bolu 19 °C
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 20 °C

Eski toprak -4-

A. Şerafettin Şenyüz

Gelinalma günü geldiğinde, damat evinden gelin evine gidilir, gelin arabasının kız babası tarafından getirilerek, bineceği zaman bir hoca tarafından dua okunur, ev efradından veya mahalle gençleri tarafından arabanın önü kesilir, damat tarafının söz sahibinden bahşiş alana kadar bırakmazlardı.

Gelin, damat evine gelince, damat tarafından karşılanır (koltuk merasimi denilen) koluna girerek evin boş bir odasına kapanırlar, baş başa oturulurken kapı tıklanarak kahveleri gelir, kahveler içildikten sonra damat tepsiye bahşiş bırakır, aşağı doğru inerken daha evvel cebinde hazırlanmış olan bozuk paralar ve kuruyemişleri ata ata saçarak kapı önüne inerdi. Akşam damada sadıcı tarafından öğretilme talimatıyla güvey koyma adeti olur, o anda orada bulunanlarca sırtı yumruklanarak yatak odasına girerdi.

Ertesi gün de damat gelinle kız evine el öpmeye giderlerdi.

Evlerin ekserisinde bahçe civarında ekmek fırınları olur, tahta teknelerde hamur yoğrulur, yirmi yirmibeş civarında ev ekmeği ve hamursuzlar yapılır, onbeş yirmi gün soframızda dilimlenerek yenilirdi. Bayatladığı zaman soba üstünde veya mangallarda kızartılırdı. Yemekler, maltız, pompalı gaz ve ispirto ocaklarında pişirilirdi.

Evlerin kapılarında çeşit çeşit şakşaklar olur, eve gelen birisi oldu mu onları vurarak geldiğini duyururdu. Gelen kişilerin kim olduğu çıtalarla örülü cumbadan bakılarak, kapının ipi çekilir açılırdı.

Evlerde elektrik olmadığından, gazlı lambalar ve idarelerle aydınlanırdı. Gezmelere giderken el fenerleri ile gidilirdi.

Şimdiki saraçhane camisi altındaki otogarın batı kesiminde, ilk elektrik santralinde odunlarla ısıtılan, istimle çalışan çuf çuf eden ve daha sonraları yerlerine dizel motorlar konularak dinamolara çevrilen elektrik temin edilirdi. Nihayet Çatalağzı'ndan getirilen hatla, şehir rahatladı.

Milli bayramlarda caddelerin bazı yerlerine çam pürleri, çiçekler ve bayraklarla süslü taklar kurulur, üst orta kısmına da Atatürk'ün canlı resmi konulurdu. Çarşıda bulunan esnaflar, mesleğini simgeleyen sopalar üzerine gerilen flamalar eşliğinde yürüyerek, bayramlara iştirak ederlerdi.

Ayakkabı yerine çarık, yemeni giyilir, ayakkabılar çabuk eskimesin diye altlarına kabaralar, topuklarına da nalça çakılırdı.

(Beygir) atların ve koşum hayvanlarının ayak altlarına nalbantlar tarafından nallar çakılır, saraçlar tarafından koşum malzemeleri yapılır, semerciler tarafından semerler yapılırdı.

Yaşlı ve sakatlığı dolayısıyla işine gitmek isteyen bazı esnaflar, semerli eşeklerine binerek gidip gelirlerdi.

İlk hastane şimdiki Kızılay Otoparkı olarak kullanılan yerde iki katlı taş binada iken, 1940'lı senelerde şimdiki Doğum ve Çocuk Hastanesi olan üç katlı binaya taşındı. İlk hastane olan bina, bilahare

Erkek Sanat Okulu olarak ve daha sonraları da talebe yurdu olarak hizmet vererek kullanıldı. Daha sonra yıktırıldı.

Devamı var.

13.06.2009

Bu yazı toplam 756 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim