• BIST 108.052
  • Altın 143,033
  • Dolar 3,5299
  • Euro 4,1310
  • Bolu 15 °C
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 26 °C

ESKİCİ !...

N. Gürkan Yetkin

“Eskiye rağbet olsaydı, bit pazarına nur yağardı.”

Şu an şişirilen balon sayesinde müthiş bir galeyan meydana gelmiş halde. Örneğin, CHP'ye gönül vermiş, yıllarca sempatizanı ve militanı olarak görev yapmış, bilgili, kültürlü, toplumda saygı gören adam gibi adamlar, demokratik bir şekilde görüşlerini beyan ettikleri için bulundukları görevlerden genel merkezin ve genel başkanın direktifleri doğrultusunda alınmamışlar mıydı? Bu vahim olayın ardından bu kişiler oldukça onurlu bir davranış sergileyip partiden istifa etmemişler miydi?

Bu kişilerden çok değerli bir isim olan Sayın Nihat Başer kendi açıklamalarıyla o süreci nasıl değerlendirmiş beraber inceleyelim.

“Partide görev aldığımız süre içersinde Cumhuriyet Halk Partisi'nin daha iyi yerlerde olabilmesi için, başarılı olabilmesi için elimizden geldiğince gayret sarf ettik. Parti için düşündüklerimizi parti büyüklerimize ve yöneticilerimize ilettik. Ancak zaman içersinde gördük ki bizim düşüncelerimizle genel merkez yöneticilerinin düşünceleri birbirinden tamamen farklı.

İlk ciddi kopuş tüzük değişikliği ile başladı. Genel merkezin hararetle istediği tüzük değişikliğine parti büyüklerimizin görüşlerini alarak, Kurultay'da 'Hayır' dedik. O tüzük kurultayından sonra, parti ile bağlarımızda zayıflama olduğunu biz de hissettik.

Daha çok genel merkeze muhalif görünen, genel merkezle düşünceleri örtüşmeyen bir örgüt yapısı oluştu. Daha sonra benden sonra gelen il başkanı arkadaşımızın ve ilçe başkanımızın görevden alınıp yerine atamalar yapılmasıyla bu fikir uyuşmazlığı tam olarak ortaya çıktı.

Ben ve benim gibi düşünen arkadaşlarımın düşünceleri tasvip görmedi.

Onların istediği gibi düşünen arkadaşlarımın düşünceleri hoşlarına gittiği için onlarla birlikte çalışmaya karar verdiler.

Biz o tarihten sonra belli bir müddet parti içinde kalmaya karar verdik. O süre yaklaşık iki buçuk yıl sürdü.

Daha sonra parti içinde genelin yanında yerelde de birlikte çalıştığımız arkadaşlarımızla fikir uyuşmazlığına girince, artık partide kalmanın bireysel anlamda üyeliğin bizi tatmin etmediğini, bizim üyeliğimizin de partiye zarar verdiğini düşünerek partiden istifa etmeye karar verdik. Bu durumu da açıkça söyleyerek partiden ayrıldık.”

Bu güne gelindiğinde, genel başkanın değişmesi dışında ne gibi bir değişiklik oldu?

Görüşlerde köklü bir değişim mi meydana geldi?

Köklü bir tüzük değişikliğine mi gidildi?

Eleştirilen genel başkanın kendi ekip arkadaşlarını görevden alarak yerine atadığı ve bu atanan kişilerle yaşanan fikir uyuşmazlığında değişim mi yaşandı? Yahut bu kişiler mi değişti?

Bu soruların cevabı herkesin bildiği gibi kocaman bir HAYIR!

O halde tekrar geriye dönüşün sebebi nedir?

Sorumluluk! Ve Umut!

Peki bu sorumluluk bilinci içersinde canla başla çalışmaya tekrar başlanıldığı halde değişen hiçbir şey olmaz ise, yani kısaca umutlar boşa çıkar ise ne olacak?

“Biz parti içi demokrasi istiyorduk. Bolu'daki belediye meclis sıralamasının bile genel merkez tarafından yapılıyor olması, parti içi demokrasinin olmadığının en güzel kanıtlarından bir tanesiydi.

Bolu küçük bir il. Bu süreçte Bolu'daki milletvekili sıralamasının Bolulular tarafından değil de genel merkez tarafından yapılıyor olması, Bolu'daki belediye başkan adayının halkın istemlerine rağmen genel başkan tarafından tespit ediliyor olması; bütün bunlar parti içi demokrasinin olmadığının en güzel kanıtıydı.

Biz kendi içinde demokrasiyi sağlayamayan bir siyasi partinin Türkiye'de 'Demokrasiyi sağlarım' iddiasını taşıyamayacağını düşünerek istifa etmeye karar verdik. O günden bu güne kadar partiden istifa ettiğimiz arkadaşlarımızdan hiçbiri herhangi bir siyasi partide görev almadı. Bir başka siyasi parti arayışında olmadı. Diğer siyasi partilerden gelen teklifleri de bir şekilde reddettiler.”

Peki bu talepler yine eskiden olduğu gibi aynı şekilde sonuçsuz kalırsa?

İşte bu öyle bir balon ki şiştikçe daha fazla kişiyi gök yüzüne çıkaracağı düşünülüyor. Ancak balon bizim bildiğimiz eski balon! Hani o yamalı bohça dediğimiz türden!

İl, İlçe ve belde Teşkilatları aynı! Kurultaydan daha bir hafta önce “Baykal! Baykal! Baykal!” naraları atan ekipler!

“Efendim genel merkez yönetim kadrosu değişti. Yüz seksen yöneticiden yüz elli üçü değişti.”

Umut Oran var,İzzet Çetin var.

Bu isimler o kadar büyükler ise, gelsinler de seçimlerde Bolu'dan aday olsunlar! Hep beraber boylarının ölçüsünü görelim! Baykalzede tüm eski üyeler tekrar partilerine geri dönüp üye olsunlar, hatta tüm teşkilat gece gündüz çalışsın! Herkes beyaz gömlek giysin! Kravatlar çıkarılsın, yerine şapka veya kasket takılsın!

Liste başı Umut Oran olsun, ikinci sıra İzzet Çetin, üçüncü sıra kim olursa olsun!

Sizce en ufak seçilme şansları var mıdır?

Acaba kendilerinde Bolu'dan seçilme umudu var mıdır?

Hep birlikte göreceğiz!

Hiçbiri Bolu'dan aday olmak için bir uğraş içersine girmeyeceklerdir!

Biri gider İstanbul'a, diğeri Kocaeli'ne!

Koskoca Genel merkez Yöneticisi hiç Bolu'dan aday olur mu?

Hele %100 garanti yok ise!

Hadi canım sende diyenler, var mısınız mini bir ankete?

Bu haftanın kamyon arkası yazına gelince:

“Demir tava geldi, kömür bitti. Akıl başa geldi, ömür bitti.”

10.06.2010


Bu yazı toplam 1024 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim