• BIST 97.610
  • Altın 145,173
  • Dolar 3,5733
  • Euro 4,0106
  • Bolu 12 °C
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 12 °C

Eşkiya şehre indi

Mustafa Namdar

Yüce Yaradanın en değerli varlığı insanlar sanki, kendi kendinin kurdu oldu. Kemiriyor içten içe. Bitkilerden sonra sanki, insan neslinin de genetiği ile oynanmaya başladı. Kedi, köpek gibi ısırır oldu birbirini aynı karında yatanlar. Ne hakka riayet eden, ne adalete inanan, ne devletin güvenliğini sağlayanlardan korku var. Sanki eşkiya şehre inmiş. Çalmak bir tarafa, yakıp yıkmak moda oldu. Haya, edep, utanma, arlanma o da ne ki!. Bütün bunlar lügatların satır aralarında kaldı. Ne anlamını bilen var, ne de açıklamaya çalışan. Adaletin zayıf düştüğü yerde, zulüm söz sahibi olur. herkes kendi hükmünü verirmiş. Eşkiya dağdan şehre inmiş, kendi bindiği dalı kesmeye çalışıyor. Etraf kan gölü. Karanlıklar molotoflarla aydınlatılmaya çalışılıyor. Sevgi zincirinin halkaları parçalanıyor, dünden bir fazla. Üretmenin yerini yok etme, sevginin yerini kin, barışın yerini düşmanlık almış. Gülen yüzler asık, kuşkuyla bakıyor gözler.

Eşkiya şehre indi. Alın terinin yerini aldı haksız kazanç, helalin yerini alan haram, sürdürür oldu egemenliğini. Bilim laboratuvarlarında üretilir oldu kundakçılık malzemeleri. Bilimin GDO'su değişir oldu kafalarda ortak yaşam, adaletli paylaşım, hukukun üstünlüğü her geçen gün sanki biraz daha erozyona uğruyor. Bir avuç çapulcu koca bir tarihi geçmişe sünger çekip, kendi yarattığı anarşisinin karmaşasını yerleştirmeye çalışıyor kardeşlik tohumlarının atıldığı topraklarda...

Eşkiya şehre inmiş.. Koca başlar sutre gerisinde hazırladıkları senaryoyu oynatıyorlar sahnede. Oyun kanlı belli ki, oyun yazarları sadist... Gençlerden oluşan oyuncuların beyinleri, kan ve intikam hırsıyla doldurulup, geleceğin acısına hazırlanıyor. Çocuklar masum olmalı olmasına da ya büyükler!!! Onlar Çanakkale'de, Kurtuluş Savaşı'nın destanlaştığı Sakarya Dumlupınar gibi yerlerde can pazarlayanların yazdığı tarihten uzaklaşarak, bölünmüşlük üzerine yazılmış oyunları sahnelemenin aymazlığı içindeler. Seyircisi olmayan kanlı bir oyun...

Yürüdüğü yolun kaldırım taşını söken, bindiği otobüsü yakan, karın doyurduğu marketin camını çerçevesini indiren, mal ve cam emniyetini koruyanlara taş yağdıran, gençlik için nasıl bir gelecek hazırlanıyor anlamak mümkün değil. Bir gün gelip kendi oyunlarından arda kalan kan ve gözyaşında, gene kendilerinin boğulacağının aymazlığı içinde olanlara kim dur diyecek?

Analar ağlamasın derken, huzur ve güven kovanına çomak sokan çocukların anaları, oynanan oyunun tehlikesinden korumak adına ne yapıyorlar?..

Yüzünü yıkamasını öğretemediğimiz çocukların yarattığı karmaşayı seyretmek gerçekten acı veriyor. Bitsin artık bu kanlı sokak oyunları...

11.12.2009

Bu yazı toplam 532 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim