• BIST 99.547
  • Altın 235,274
  • Dolar 6,0862
  • Euro 7,1677
  • Bolu 30 °C
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 31 °C

EVET-HAYIR YARIŞINDA ENSAR VAKFI

Hasan Dinç

 

Geçtiğimiz Cuma günü namazdan sonra yanıma eski milletvekilimiz Mustafa Yümnüoğlu yaklaştı ve Cumartesi günü saat 11.30 da Köroğlu Otel toplantı salonunda yaklaşan halk oylaması ile ilgili bir toplantımız var. Bu toplantının tertip ve tanzimi görevini bana vermişler. Sizi de toplum önderi olarak aramızda görmek istiyoruz dedi. Bende bu nazik davete bir engel çıkmadığı takdirde katılacağımı ifade ettim.

Cumartesi günü saat 11.15 de Köroğlu Oteline gittim. Otel lobisinde birkaç kişiyle karşılaştım. Selam vererek bir koltuğa oturdum. Toplantının Saadet Partisi tarafından tertiplendiği zannı kafamda yer etmişti. Ancak lobide bulunanların bu partiyle bir ilişkilerinin olmadığını gördüm. Onların da benim gibi davet edildikleri için burada olabileceğini düşünürken kapıdan içeri 8-10 kişilik bir topluluk girdi. İçlerinde televizyon ekranlarında sıkça gördüğümüz simalar yanında Mustafa Yümnüoğlu’da vardı. Onlarda lobide oturdular. Karşılıklı merhabalaşmalardan sonra konukları salona davet ettiler. Hepimiz kalktık toplantı salonuna doğru yürümeye başladık. Salon itina ile hazırlanmıştı. Masa üzerinde her konuk için üzerinde ENSAR VAKFI yazan bir dosya, içinde bir kalem ve bir sayfalık konukların not almaları için konulmuş dosya kâğıdı bulunmaktaydı.

Sayın Mustafa Yümnüoğlu toplantının açış konuşmasına başladığında toplantının ENSAR VAKFI tarafından tertiplenmiş olduğunu anladım. Ensar vakfını, kurucularını ve amaçlarını bilmem. Ama çok iyi bir faaliyete öncülük yaptıklarını, diğer kuruluşlara örnek olduklarını söyleyebilirim. Kavga, itham ve iftiradan öte tek yanlı da olsa konu hakkında toplumun bilgilendirilmesi ve konunun uzmanlarıyla bir araya getirilmesi bence her türlü takdirin üzerinde bir davranıştır. Kendilerini bir kez daha tebrik ediyor ve teşekkürlerimi sunuyorum.

Sayın Mustafa Yümnüoğlu’nun kısa takdim konuşmasından sonra sıra toplantıya konuşmacı olarak katılanlara geldi. İlk konuşmayı Sayın Ayhan Ogan yaptı. Arkasından televizyon ekranlarında sıkça gördüğümüz Sayın Prof.Dr. Yaşar Hacı Salihoğlu, eski Emniyet Genel müdürü ve vali Sayın Kemal Çelik ve son olarak da Uludağ Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Doç.Dr. Sayın Bengü hanım konuştu. Hepside yaptıkları kısa konuşmalarda konunun farklı taraflarından yaklaşarak 16 Nisan’da yapılacak halk oylamasının önemi ve neden EVET oyu kullanılması gerektiği üzerinde durdular. Kendilerine göre haklı ve milli gerekçeleri anlattılar. Ortak olarak yakın tarihimizdeki bütün eksik, aksak ve hatalardan kaynaklanan yanlışlıkların faturasını Demokratik parlamenter sisteme ve koalisyon hükümetlerinin üzerine yüklediler. Konuşmalarında “Biz buraya EVET-HAYIR kampanyası için gelmedik, daha çok sizin sorularınıza cevap vermek için buradayız” demeyi de ihmal etmediler.

Konuşmacılar üçer, beşer dakika konuştu. Şimdiye kadar duyduklarımızın dışında bir şeyler işitmeye o kadar arzuluydum ki konuşmaları pür dikkat dinledim ve notlar aldım. Ancak ne Sayın Ayhan Ogan’dan ne de Sayın Hacı Salihoğlundan yeni bir şeyler duymadım. Hemen hemen şimdiye kadar söylediklerinin kısa tekrarlarını yaptılar. Sayın Kemal Çelik ise bunlara bir ilave ile mevcut sistemi eleştirirken “Bu sistem darbe yaptıran sistemdir. Bu sistem her zaman Recep Tayyip Erdoğan çıkarmaz. Bu sistemde Başbakan bir şey yapamıyor. Cumhurbaşkanı da yetkisiz” dedi. Sayın Doç.Dr. Bengü Hanım ise “Bu bir rejim değişikliği değildir, Hükümet sistemi değişikliğidir” diye başladığı konuşmasında “mevcut sistemin vesayetler sistemi olduğunu, ordu vesayeti, hukuk vesayeti, bürokrasi vesayeti ve küresel vesayetlere imkân tanıdığını” söyledi. Yeni sistemin “millet için olduğunu ve sistemin ruhunun değişeceğini” ifade etti. Ama sistemin yeni ruhunun ne olduğunu söylemedi. Bu suskunluk ise basında ifade edildiği gibi “Türk’lükten ve Türk’ten vazgeçme şeklinde anlaşılacağı şüphesini güçlendirdi.

Yeni sistemin adını koyma konusunda bir anlaşmazlık olduğu görülmektedir. Hepsi yeni sistemi kendine göre isimlendirdi. Kimi milli sistem dedi, kimi başkanlık sistemi dedi. Kimi de millet hükümeti sistemi dedi. Her konuda olduğu gibi bu konuda da son sözü Sayın Cumhurbaşkanı Cuma günü Elazığ’ da halka yaptığı konuşmada söyledi. Yeni sistemin adı CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİ dedi.

Sıra dinleyicilerin sorularına geldiğinde sivil toplum kuruluşları temsilcileri söz alarak düşünce ve endişelerini ifade ettiler. Hemen hepsi dikkate değer şeyler sordular. Konuşmalar içindeki değerlendirmelere katılıp katılmadıklarını ifade ettiler. Bir tanesini dikkate değer bulduğumdan burada paylaşmak istiyorum. İsmini kaçırdığım bu konuşmacı Bolu Hafızlar Derneği temsilcisi idi. Konuşmacılara “ Kanuni Sultan Süleyman zamanında kamu hayatında görevlendirilenler genelde hafızlar arasından seçilirmiş. Teklif edilen sistem geldiğinde kamu görevlileri için hafızlık bir tercih sebebi olacak mı? Bugün Türkiye’de resmi rakamlara göre 135 bin hafız bulunmaktadır. Sayı hızla artmakta olup önümüzdeki yıllarda bugünkünden çok fazla olacaktır. Ama yine de yetersizdir. Nüfusumuz 80 milyondur. Somali 10 milyon nüfuslu olmasına rağmen hafız sayısı bir milyondur” dedi. Bu sorunun cevabını ne olduğunu çok merak ediyorum. Yeni sistemin örnek modeli Somali mi olacak?

Sayın Ayhan Ogan bana dönerek not aldığımı ve soru sormak isteyip istemediğimi sordu. Bende önce ENSAR VAKFINA sonra Sayın Mustafa Yümnüoğluna ve konuşmacılara teşekkür ederek konuşmama başladım. Kendimi tanıttım. Hiçbir sivil toplumunu temsilen bulunmadığımı ifade ettim. Bir siyasi çizgimin ve fikri bir rengimin bulunduğunu söyledim. Ancak soru ve değerlendirmelerimin bu çizgi ve rengimle bir ilgisinin bulunmadığını, bir Türk aydınının endişelerinden kaynaklandığını söyledim. Aldığım notlar çok uzundu. Hepsini ne söylememe ne de sormama imkân yoktu. Seçtiğim birkaç tanesini sormaya karar verdim. Ancak konuşmaya başlarken bazılarını tanıdığımı konu ile ilgili hiç konuşmasalar da ne söyleyeceklerimi bildiğimi ifade edince başta Sayın Yaşar Hacısalihoğlu ve Ayhan Ogan gülümsediler. Sayın Kemal Çelik’e de bir şeyler söylemem gerektiğine inandım. Çünkü kendisini tanıtırken Eski Emniyet Genel Müdürü olduğunu, Doğru Yol Partisi Antalya milletvekili olduğunu söyledi. Arkasını getirmedi. Hâlbuki Sayın Kemal Çelik aynı zamanda son yerel seçimlerde MHP Antalya Büyük Şehir Belediye Başkan adayı, son genel seçimlerde de MHP Antalya milletvekili adayı idi. Bunları tanıtım konuşmasında söylememesini yadırgadığımı ifade ettim. Sanki bu partiden aday olmasını saklar gibi bir durumu hissettim. Ve kendisine MHP’li olmak ve o siyasi kanata hizmet etmek herkes için büyük şereftir. Bu sözlerim üzerine biraz da mahcup bir eda ile “o partinin düşüncelerini paylaşıyorum” demek zorunluluğu duydu.

Önce koalisyon hükümetlerinin demokratik bir model olduğunu, demokratik parlamenter sistemlerde geçerli bir hükümet modeli olduğunu söyledikten sonra bizde de koalisyon hükümetleri kurulduğunu ve pek de güzel hizmetler verdiğini söyledim. Eksik, hata ve yanlışların hükümet modelinden ziyade hükümet edenlerden kaynaklandığını dile getirdim. Sonra da şu üç soruyu sordum. 1 Mart 2003 tarihinde bugün teklif edilen sistem yürürlükte olsaydı Amerikan ordusunun Türkiye üzerinden Kuzey Irak’a girmesine TBMM engel olabilir miydi? Adı Kürt meselesi, sonra Kürt sorunu, sonra demokratik çözüm daha sonra da açılım politikası olarak takdim edilen PKK terörüyle mücadele konusu nasıl sonuçlanırdı? Kıbrıs, Suriye, İran, Irak Ermenistan politikalarımıza Meclis müdahale edebilir miydi? Eğer varsa tek kişiye küresel vesayet daha kolay egemen olamaz mı?

Sorularımı dediğim gibi daha da uzatmak mümkündü. Ancak bu sorulara ve diğer katılımcıların soru ve değerlendirmelerine zemin hazırlamak için kısa kestim. Tam da soruların cevaplandırıldığı ve sıranın benim sorularıma geldiği bir sırada telefonum çaldı. Acil bir sebep dolayısıyla toplantıdan özür dileyerek ayrılma zorunda kaldım. Bana sorularıma verilecek cevaplarının olduklarını söylediler. Ben de kendilerine vereceğiniz cevapları katılımcılar dinler diyerek ayrıldım.

Sorularıma verilen cevapları dinlemek ve karşılıklı kanatlarımızı aktarmak imkânım olsaydı çok mutlu olurdum. Bütün bunlara rağmen toplantının çok verimli olduğunu tahmin ediyorum. Bu sebeple ENSAR VAKFI Yöneticilerine böyle güzel faaliyetleri için teşekkürlerimi ve başarı dileklerimi bir kez daha yineliyor, saygılarımı sunuyorum.

   

  

 

Bu yazı toplam 2298 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim