• BIST 99.547
  • Altın 237,445
  • Dolar 6,1013
  • Euro 7,1788
  • Bolu 14 °C
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 16 °C

“EVET” İÇİN SÖYLEDİKLERİ

Hasan Dinç

 

 İki haftadır ENSAR VAKFI’NIN Bolu’muzda yaptığı bir toplantı ile ilgili düşüncelerimi yazmaktayım. Bir önceki yazımda bu toplantıda konuşulanları ve konu ile ilgili düşüncelerimi yazacağımı söylemiştim. Bu yazımla sözümü yerine getiriyor, konuşmalardan önemli bulduğum kısımlarla bu konular hakkındaki düşüncelerimi okuyucularımla paylaşmak istiyorum.

ENSAR VAKFI’NIN Köroğlu otelde yaptığı ve konularında uzmanlıkları tartışmasız kabul gören konuşmacıların katıldığı toplantının konusu yaklaşan referandum idi. 16 Nisanda yapılacak referandumda neden “EVET” oyu kullanılması gerektiği konusunda katılımcılara düşüncelerini ifade ettiler ve Anayasa değişikliğinin kabulü konusunda destek talebinde bulundular.

Konuşmacılardan ikisi ekranlardan tanıdığımız ve çok sık evlerimize konuk ettiğimiz ve düşüncelerini bildiğimiz kişilerdi. Neredeyse ekran akrabası olduğumuz kişilerden biri Prof.Dr. Yaşar Hacı Salihoğlu diğeri ise Ayhan Ogan’dı. Hemen, hemen bütün okuyucularımın kişilik ve düşüncelerini bildiği bu konuşmacıların söylediklerini burada tekrar etmeye gerek görmüyorum. Ama özetle 94 yıllık cumhuriyet tarihimizin bütün eksik, aksak ve sıkıntılarının faturasını hürriyetçi demokratik parlamenter sistemin üzerine yıkmakta büyük maharet gösterdiler. Onlara göre kurulan ve kısa ömürlü olduklarını iddia ettikleri koalisyon hükümetleri hızlı ilerleme ve kalkınmamızın yegâne engelini teşkil etmektedir. Anayasa değişikliği gerçekleşirse ve teklif edilen sistem gelirse Türkiye bütün engellerden kurtulacak, büyük bir kalkınma hamlesi ve medeniyet yarışında görülmemiş hız kazanacaktır. Kısaca anayasa değişikliği ile bize cennet vaadetilmekte, cehennem olarak kabul ettikleri demokratik parlamentersistemin azabından kurtuluşun reçetesi olarak takdim edilmektedir. Her türlü geri kalmışlığın, iç karışıklığı ve terörün anası olarak da hürriyetçi parlamenter sistem telin edilmekte ve sistemin savunucuları suçlanılmaktadır.

Konuşmacılardan diğer ikisi ise bizim pek aşina olmadığımız kişilerdi. Bunlardan birisi eski vali ve Emniyet Genel Müdürü Kemal Çelik, diğeri ise Bursa Uludağ Üniversitesi Sosyoloji Anabilim Dalı başkanı Doç. Dr. Bengü hanımdı. (Soyadını yazamadığım için okuyucularımdan özür dilerim) Konuşmaları sırasında aldığım geniş notları burada ayrı, ayrı zikretmeye gerek görmüyorum. Ancak bazı düşünceleri var ki onların okuyucularım tarafından bilinmesini ve 16 Nisanda yapılacak EVET-HAYIR oylamasına bu bilgiler ışığında gitmelerini faydalı bulurum.

Emekli vali ve Emniyet Genel Müdürü Sayın Kemal Çelik’in söyledikleri arasında en dikkate değer düşüncesi “mevcut hürriyetçi demokratik parlamenter sistemin darbelere açık bir sistem olması ve her zaman sistemin Recep Tayyip Erdoğanlar çıkaramaz olması” şeklinde özetlenebilir. 94 yıllık cumhuriyet tarihimizde 27Mayıs 1960 ihtilâli, 12 Mart 1971 muhtırası, 12 Eylül 1980 ihtilali ve 15 Temmuz 2016 FETÖ ayaklanması hep parlamenter sistemin ürünüdür. Eğer parlamenter demokratik sistem olmasaydı tarihimizdeki bu kötü hatıralar yaşanmamış olacaktı. Tarihimizde bu gün teklif edilen başkanlık sistemine en yakın sistem padişahlık sistemidir. Altı asır süren padişahlık sisteminde cereyan eden ihtilal, isyan ve ayaklanmaların sebebini neyle izah edeceğiz. Mesela Yavuz Sultan Selim’in babası Bayezit’i zorla  tahtan indirerek yerine padişah olmasını; Patrona Halil isyanını, Genç Osman’ın Yedikule zindanlarında boğdurulmasını; III. Selim’in tahtan indirilmesini; günümüze en yakın olan 31 Mart vakasını ve Sultan II.Abdulhamit’in tahtan indirilmesini neyle ve nasıl izah edeceğiz. Tarihimizdeki hele de yakın tarihimizdeki üzücü olayları tek yanlı ve de doğru olmayan yorumlarla hürriyetçi demokratik parlamenter sistemin sırtına yüklemek hem doğru değil hem de kolaycı bir yorum olur. Bu üzücü olayların 16 Nisanda yapılacak referandumda EVET oyu için kullanılması izahı mümkün olmayan bir saptırma ve tarihi bir gafletin eseri olur.

Yine Sayın Kemal Çelik’in mevcut sistemin “ her zaman Recep Tayyip Erdoğanlar çıkaramaz olması” tezi ise tamamen saptırma ve insanları aldatmaktan başka bir yol değildir. Cumhuriyrt Türkiyesinde uygulanan demokratik parlamenter sistem birbirini takip edecek şekilde Sayın merhum Süleyman Demirel’i, Sayın Mehum Turgut Özal’ı, Sayın Mesut Yılmaz’ı, Sayın Tansu Çiller’i. Sayın Merhum Necmettin Erbakan’ı, Sayın Abdullah Gül’ü, Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı ve günümüz başbakanını halkın arasından alarak devletin en yüce makamlarına getiren sistemdir. Eğer demokratik parlamenter sistem olmasaydı bu saydığımız ve milletimize büyük hizmetler veren kişileri halk arasından ve tarlalarından çıkarıp devletin yüce makamlarında görmemiz mümkün olmazdı. Denilenin aksine demokratik parlamenter sistem halkın iyi, doğru, güvenilir, dürüst ve ahlâklı tanıdığı bütün insanların yine halkın iradesiyle iş başına geldiği sistemin adıdır. Teklif edilen başkanlık sisteminde ya da Sayın cumhurbaşkanının adını CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİ olarak ifade ettiği sistemde halkın arasından yetişen mümtaz insanların yüce devlet makamlarına gelmesi mümkün değildir. Çünkü Cumhurbaşkanının kendinden sonra işbaşına gelecek naiplerini tayin ve teklif etmeye açık olan bu sistemde başka insanların yükselme ve yüce makamlara gelme yolu kapalı ya da tıkalıdır. Günümüzde dünyada ve geçmiş tarihimizde bunun örnekleri hep görülmüştür. Bu savlarla demokratik parlamenter sistemi mahkûm ederek başkanlık sistemine davetiye çıkarmak en hafif tabiriyle izansızlıktır.

Sayın Doç.Dr. Bengü Hanım ise “ yapılanın rejim değişikliği değil sistem değişikliğidir” diye başladığı konuşmasında en dikkate değer değerlendirmesini mevcut sistemin vesayete açık olduğunu ifadesiyle dile getirmiştir. Bu vesayetlerin ordu vesayeti, hukuk vesayeti, bürokratik vesayet diye sıralamasını yaptıktan sonra en önemlisinin de KÜRESEL VESAYET olduğunun üzerinde durmuş, Yabancı emperyalist devletlerin ( ABD; Avrupa birliği ve Rusya) müdahalesine açık bir sistem olduğunu özellikle belirtmiştir.

Muhterem konuşmacının değerlendirmesi de bir önceki konuşmacının değerlendirmesi gibi gerçeklerden uzak ve ilmi yanı zayıf olan; hele de sosyolojik değeri bulunmayan bir değerlendirme olarak dikkatlerden kaçmamıştır. Yakın tarihimizin müzmin sıkıntılarından olan ordu müdahale ve isteklerinin mevcut hükümetlere dikte ettirilmesi, hukuk kurumlarının belli görüş ve düşünce merkezlerinin kontrollerine geçmesi ve siyasi iktidarların liyakatten ziyade kendi düşüncelerini paylaşan kişileri devletin önemli kademelerinde değerlendirmeleri yönetimde önemli sıkıntılara sebep olduğu bir gerçektir. Ama bunu sadece sistemin bir kusuru olarak görüp sistemin değiştirilmesinin biricik sebebiymiş gibi takdim edilmesini insaf ölçüleriyle telif etmek mümkün değildir. Hele de küresel vesayetin önemli atlama tahtası olarak değerlendirmek demokratik parlamenter sisteme büyük bir bühtandır ve de iftiradır. Bunun tam zıddı Başkanlık sistemi küresel vesayete demokratik parlamenter sistemden daha müsaittir. Küresel güçlerin bir kişiyi kontrol ederek istediklerini yaptırması, meclisin çoğunluğunu kontrol ederek isteklerinin meclisten geçirmelerinden daha kolaydır. Bunun yakın uygulamaları tarihimizde bizzat görülmüştür. Mesela 1 Mart 2003 teskeresi AKP Çoğunluğuna ve o günün başbakanının istemesine rağmen meclisten geçmemiş ve topraklarımızdan 90 bin kişilik Amerikan Ordusunun geçişine izin verilmemiştir. Mesela 15 Temmuz gecesi ülkemiz başkanlık sistemiyle yönetilmiş olsaydı FETÖCÜLERİN işleri daha kolay ve başarmaları daha mümkün olabilirdi. Çünkü sadece cumhurbaşkanını ele geçirmek devleti ele geçirmek için yeterli olacak ve FETÖ amacına ulaşabilecekti.

Bir köşe yazısının sınırları içinde ENSAR VAKFI’NIN düzenlediği ve önemli konuşmacıların katılarak düşüncelerini paylaştığı bir programla ilgili değerlendirmelerimi burada tamamlamış oluyorum. Benim değerlendirmelerime de katılmayanlar olacaktır. Her türlü düşünce saygıya müstahaktır. Kimseyi düşüncelerinden dolayı kınamak doğru değildir. Ancak 16 Nisana giden yolda ülkemiz ve milletimiz için verilecek en doğru karar bu şartlardan doğacaktır. Kalın sağlıcakla 

          

 

 

Bu yazı toplam 2083 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim