• BIST 89.553
  • Altın 349,883
  • Dolar 6,7005
  • Euro 7,2349
  • Bolu 11 °C
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara 15 °C

EVLENELİM Mİ SENLE ?

Onur USTAOĞLU

Yazıyı Meryem Coşkunca’nın sesinden dinlemek için videoyu çalıştırın...

O sabah Zeynep her zaman ki saatte uyandı. Annesinin hazırladığı kahvaltıyı çabucak yaptı, üzerine güzel bir şeyler giydi. Hafif makyaj yaparak evden çıktı. Kalfa olarak çalıştığı eczaneye gitti. Üzerine beyaz önlüğünü giydi ve işe koyuldu. Eczanenin sahibi Nilgün gelmeden yerleri sildi, ilaçları kontrol etti. Derken Nilgün geldi. Zeynep’i çalışırken görünce “oo erkencisin bakıyorum, kolay gelsin” diyerek gülümsedi. Zeynep’te “Sağol Nilgün abla “ diyerek gülümsedi ve işe devam etti.

Zeynep işini ve Nilgün ablasını çok seviyordu. O beyaz önlüğü giyip insanlara yardım etmek, tansiyonlarına bakmak, doktorların reçete de yazdığı ilaçları hasta insanlara vermek, onu müthiş rahatlatıyordu. Eczacı Nilgün’de Zeynep’i kendi kardeşi gibi çok severdi. Bu işi ona çok yakıştırırdı. Bu yüzden okulu bitince Zeynep’i yanına yardımcı olarak almıştı. Ona basit eczacılık işlerini öğretmişti. Çünkü bazı geceler Nöbetçi oldukları için eczane açık kalması gerekiyordu. O zamanlarda kendisinin 2-3 saat dinlenmesi gerektiğinde çok önemli bir şey olmadıkça Zeynep bakıyordu eczaneye.

O gecede nöbet sırası Nilgün ve Zeynep’teydi. Yani gece evlerine gitmeyecekler eczanede sabahlayacaklardı. Akşam oldu Nöbete başladılar. Nilgün Zeynep’e “ben birazcık kestireceğim önemli bir şey olursa seslen deyip arka taraftaki koltuğa uzandı” Zeynep beklerken eczanenin kapısı açıldı. İçeriye yakışıklı bir deli kanlı geldi, deli kanlının ayakta durmakta zorlandığını gören Zeynep, hemen yanına giderek koltuğa oturttu. Neyiniz var diye sordu?

Delikanlı, yaka kartından Zeynep’in ismini okuyarak yok. “Önemli bir şey değil Zeynep Hanım, işten eve geliyordum biraz başım döndü, burada birazcık dinlene bilir miyim?” Diye sordu. Tabi ki dedi Zeynep, hatta gelmişken birde tansiyonunuza bakalım dedi. Tansiyon aletini alarak, delikanlının tansiyonunu ölçmeye başladı. Tansiyon ölçme işlemi bitince delikanlının ismini sordu. “Kadir” dedi delikanlı. Zeynep, Kadir bey tansiyonunuz biraz düşük. Birazcık burada oturun ben size bir tuzlu ayran ikram edeyim, o sırada da tansiyonunuz normale döner dedi. Hemen yandaki büfeye telefon ederek ayran istedi. Çok geçmeden ayran geldi.

Kadir, teşekkür ederim diyerek ayranı içmeye başladı. Böylece o gece 1 saat falan sohbet etme fırsatı buldular. İkisi de birbirinden hoşlanmıştı. Nilgün’ün uyanması ile sohbet bitmişti, Kadir ayağa kalktı. Zeynep’e teşekkür ederek, eczaneden çıktı. Aradan 10 -15 dakika kadar zaman geçti. Dışarıdan sesler gelmeye başladı. Nilgün ve Zeynep ne oluyor diye dışarı baktılar. Bir adamın yerde yattığını gördüler. Nilgün Zeynep’e “git bir bak orada ne oluyor?” Diyerek Zeynep’i olay yerine yolladı.

Zeynep koşarak olay yerine gitti. Birde ne görsün! Yerde yatan adam biraz önce eczanede konuştuğu Kadir değil mi?  oradakilerin konuşmasından Kadir’e bir aracın çarpıp kaçtığını anlamış ve hemen Nilgün’e işaret etmiş, Ambulansı ara ve buraya gel diye. Sonrada Kadir’in nabzını kontrol etmiş nabzı atıyormuş. Nilgün’de koşarak gelmiş Kadir’in çevresini saran kalabalığa “açılın birazcık adam rahat nefes alsın Ambulans geliyor” demiş. Oda nabzına bakmış. Yaşıyor der gibi başını sallamış.

Ambulans gelmiş. Ancak Kadir, Zeynep’e sohbet sırasında yalnız olduğunu söylediği için Zeynep’te Kadirle birlikte ambulansa binmiş. Refakatçi olarak hastaneye gitmiş. Hastanede doktorlar kontrol etmişler film çekimler Kadir’in hayati bir risk yokmuş ancak bel bölgesine aldığı darbeden dolayı bundan sonra yürümesi çok zormuş. Zeynep bunu öğrenince hem sevinmiş, hem de üzülmüş. Günler günleri kovalamış Kadir hastaneden çıkıp evine gelmiş. Tabi bu hastane sürecinde Zeynep onu hiç yalnız bırakmamış adeta ailesinden biri gibi olmuş.

Birlikte vakit geçirdikçe Kadir’in Zeynep’e olan sevgisi artmaya başlamış. Aynı şekilde Zeynep’te Kadir’e artık bir başka bakıyormuş. Ancak Kadir bir yandan da Zeynep’i düşünerek “ ben yürüyemiyorum bu kızla evlensek Zeynep’e haksızlık mı ederim? Bu kadar güzel bir kız yürüyemeyen biriyle evlenir mi?” diye düşünüyormuş.

Zeynep’e de Nilgün,” kızım bu adama kendini kaptırma, kendine yazık etme diyormuş. Anlıyorum seviyorsun ancak senin gibi güzel bir kız gidip tekerlekli sandalyede ki biriyle evlenirse olmaz. El âlem ne der. Bak Kadirin maddi durumu çok iyi seni onunla parası için evlendi sanırlar. Hem sen daha çok gençsin daha önüne neler çıkar diyormuş.” Zeynep yüreğindeki sevgiye söz geçiremiyormuş. Nilgün’e “hep daha bir evlenme teklif eden yok abla. Onu, teklif alırsam düşünürüm diyormuş.”

Bir gün Kadir’in evinde otururken Kadir, Zeynep’in gözünün içine bakarak birden “Biz evlenelim mi senle?” demiş, Zeynep bunu duyunca titrek bir sesle “ sen ne dedin?” Kadir, “Evlenelim mi senle? “ diyerek tekrarlamış. Zeynep şaşırmış ve …………..”

Evet, Yine yaptım. Yine kendi yazdığım bir öyküyü paylaşarak yarıda kestim çünkü konuyu düşünmenizi ve öyküyü sizden gelen mesajlarla ve yorumlarla tamamlamak istiyorum. “Zeynep ne Kadire Ne desin? Evlensinler mi? Zeynep’in ailesinin yerinde olsanız böyle bir durumda kızınızı Kadire verir misiniz?” Tüm bu sorularla ilgili mesajlarınızı yorumlarınızı bekliyorum… Öykünün devamı 14 Şubat Cuma günü yani gelecek haftaya…

Yazan: Onur Ustaoğlu - Seslendiren: Meryem Coşkunca - Bolu Olay Gündem Gazetesi…

 

Bu yazı toplam 2131 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 215 05 52 | Haber Yazılımı: CM Bilişim