ankara escort ankara escort bodrum escort ankara escort ankara escort ankara escort porno izle kayseri escort türk porno , adana escort , adana escort bayan , porno izle , mersin escort , escort adana , adult forum , şişli escort , hatay escort bayan , beylikdüzü escort , bodrum escort , eskisehir escort , porno indir , istanbul escort , seks hikaye ,

  • BIST 110.248
  • Altın 155,354
  • Dolar 3,8262
  • Euro 4,5259
  • Bolu 5 °C
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 6 °C

(F) Tipi mozaik tablo

Mustafa Namdar

Dönemin olaylarına tutsak olan o ele avuca sığmayan insanların suların duruluşundan sonra belli bir disiplin altında gerçek yeteneklerinin ne olduğunu gösteren ürünlerden oluşan sergiyi geziyorum. İnsan beyni doğru zamanda ve doğru yerde kullanılırsa harikalar yaratıldığını görüyorsunuz. İnsan aklı bu, disipline edilmediği sürece su misali nasıl bir yol bulursa çıkıp gidiyor.

Şu son 30-40 yıl içinde öylesine olaylara tanık olduk ki, acısı, ulusça yüreğimize kor gibi oturdu. 1960-1970’li yıllarda birçok gencimizi sokaklarda harcayarak heba ettik. Kaybettiklerimizin acıları bir yana, kalanları yaşama bağlayabilmek, topluma kazandırabilmek için neler yapıldığını görüyoruz bu sergide.

İçinde bulundukları zor durumun, beyinlerinde oluşturduğu karmaşadan kurtulmalarına neden olan (F) Tipi Cezaevi yemekhanesinden yatakhanesine, oyun alanlarından kütüphanesine, iş atölyesinden müzik çalışmalarına ve sağlık ünitelerine kadar rehabilitasyon merkezine dönüştürmekle kalınmamış, aynı zamanda meslek edindirmeye yönelik Sanatevi şekline getirilmiş.

Ressam Mehmet Yücetürk Belediye Sanat Merkezi’nde açılan karma sergide karakalem, suluboya, yağlıboya resimlerin yanında halı, kilim dokuma takımları, seramik işlerin öğretmeni Mustafa Eser, Dokuma işlerinden sorumlu öğretmenleri Abuzer Tosun’un gözetiminde yapılan bütün işlerin teknik özelliklere uyumu estetik görünümü, sağlamlığı ve renklerdeki uyumu harika. Yapılan her eserde bir mesaj ve duyguları yansıtan izler görüyorsunuz.

İşte şurada bir tablo; karanlık bir mağaranın ucundaki aydınlık. İşte sonsuzluk yolculuğuna çıkan bir adam ve yanında bir ev. Geleceğin ne olacağı belli olmayan bir görüntü, uçurumun başına gelmiş bir adam ve bir küçük ev. İşte kafes içindekilere özgürlüğün müjdesini veren ya da özgürlüğün umudu bir güvercin.

İşte bir tabanca yanında bir gül. Biraz ilerisinde bir mezar ve yanında sevgili oldukları sanılan iki genç ve “ZAVALLI ŞEYTAN” başlığında bir dörtlük. Sanki kötülüklerin sorumlusu içimizdeki şeytan der gibi.

Sen bana ne verebilirsin ki?/ Yükseklere göz dikmişsin insan bilincinle./Sendeki gıda doyurmaz insanı./Elindeki kızıl altın cıva gibi akıp gider avucumun içinden./Senin kumar masanda kimse kazanamaz./Senin vereceğin tanrısal gurur. /Kuyruklu yıldız gibi kayar gider...

Sanki içimdeki şeytan, kuyruklu yıldız gibi alıp gitti gençliğimizi elimizden der gibi. Ve bu günün koşullarında yaptıklarıyla kendilerine olan güvenlerini kanıtlamışlar gibi. Cezaevinin döner sermayesine katkı yapacak, sergilenen eşyaların satışlarından da çalışanlarına yüzde verildiğini söylediler öğretmenleri. Umarım bütün ürünler alıcılarını bulur. Gördüğüm mozaik tablo her yönüyle etkileyiciydi. Katkısı olanları ve ürünlerin sahiplerini kutluyorum. Kazandıkları yeni meslekleri geleceklerinin ışığı, ekonomik garantileri olur.

Bu yazı toplam 388 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim