eryaman escort , ankara escort, ankara escort, bursa escort
  • BIST 105.324
  • Altın 146,628
  • Dolar 3,4727
  • Euro 4,1687
  • Bolu 25 °C
  • İstanbul 31 °C
  • Ankara 28 °C

Fakirin bayramı

Mustafa Namdar

Fakirin bayramı, yemek sofrasıyla gönül sofrasında ağırladığı konuklarıyla anlam kazanıyor. Fakir, yalnızca sofra nimetlerinin olmayışıyla değil, yaşama renk katan dostların bulunmayışıyla da yalnızlığa ait fakirliği yaşıyor.

Ayşe Nine diyor ki; “Bayramda köpek tavlanır mı ay oğul.” Tavlamanın buradaki anlamı, demire şekil vermek için ocakta kızdırılması değil. Tavlanmak; beslenmek, semizlenmek anlamındadır diyerek açıklamasını yapıyordu.

Ayşe Nine varlıklı bir ailenin kızıydı. Dünya misafirliğini tamamlayan birer birer terk etmişti Ayşe Nine'yi. Torun torba olsa da o bırakıp gidemiyordu kokmuş yatağını, ocağını, bucağını. Hem gitse ne olacaktı? Herkesin işi gücü kendine yetiyordu.

Bayramlar güzeldi güzel olmasına da, o istemiyordu bayramın üç-dört gün olmasını. “Ayşe Nine ver elini öpem” diyen getirdiği kurban payını bırakıp gidiyordu. Böyle mi olmalıydı bayramın coşkusu?

Vaktiyle cıvıl cıvıl olurdu bayramlarda evin içi. El öpenlere beyaz mendil içinde şeker ikramı olurdu. Bilirdi bunu mahallenin çocukları da arkadaşlarına da anlatırlardı Ayşe Nineyi. O hep sorardı gelenlere kimin çocuğusun, kimin torunusun? Okuyor musun? Maşallah maşallah der verirdi mendillerini. Mendili alan hemen gitmeye hazırlanırken ne o! Elimi öpmeden mi gidecen der, elini uzatırdı. Maksadı elini öptürmek değil, yumuk elin içine çaktırmadan para bırakıvermekti. “Hadi bakalım çocuklar, ananıza babanıza selam söyleyin. Allah tekrarına erdirsin. Allah zihin açıklığı versin. İyi okuyun ha!”diye arkalarından seslenirdi çocukların.

Ayşe Nine yaşlanmıştı. O artık eskisi gibi elini uzatamıyordu çocuklara, ama gözü gene de kapıdaydı. Gülen bir yüzün nasılsın nine! bir şeye ihtiyacın var mı demesini bekler gibi kapı gözetliyordu.

Maşallah iyisin Ayşe Nine. Kendi işini kendin görebiliyorsun dedim. Yeter mi ay oğul. İnsan iki lafı paylaşmanın fukarası olursa, kendi işini görebilmek yeter mi? Niye demişler “Gönül ne kahve ister ne kahvehane, gönül sohbet ister oğul, kahve bahane.” Söz zenginliği iki kişi ile goguldaşma olmayınca damak tadı da kalmıyor…

Hem biliyor musun fakir, sofrasını paylaşacak insan arıyor. Altına bir minder koyacağı, iki lafın belini bükeceği dost arıyor. Zenginse fukaranın evinde oturacağı sandalye. Hayatın önü bahar ay oğul bahar! Çiçekle, böcekle geçiyor zaman. Baharın ılık rüzgarıyla şişen hayaller uçurup konduruyor sizi daldan dala. Arılar gibisiniz her çiçekten bal alan.

Bahar güzel be oğlum. Onlar gelemezse sen gidersin gönül rahatlığı içinde. Kış öyle mi oğul! Kış öyle mi?

Kapı pencere kapalı. dışarıdakinin içeriye girmeye, içerdekinin dışarıya çıkmaya cesareti yok. Yaşamın son demleri soğuk mu soğuk. Ne kadar kök salsanız da, bir gün kuruyup düşüyor dalından yapraklar kara toprak üzerine…

Bu yazı toplam 611 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim