• BIST 89.085
  • Altın 341,722
  • Dolar 6,6899
  • Euro 7,3114
  • Bolu 4 °C
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 6 °C

FITRAT

İlhami Candemir

 

    Sayın okuyucular, bazı ölümlü olaylar(afet veya kazalar) sonrası medyada, “önlem alınmamış, alınsa idi bu ölümler olmazdı”  gibi eleştiriler başlar.Bazen felaketin büyüklüğü karşısında, bu kazaların olmaması için önlem alması gerekenler, yapılan eleştirilere  bilimsel bir cevap  bulamayınca bunu “ olayın veya insanın fıtratına” yani doğasına bağlarlar.Nitekim son yıllarda karşılaşılan gerek sel,gerek çığ,  gerek maden ve gerekse deprem felaketlerinde ve hatta son uçak kazası olayında olduğu gibi  sayın cumhurbaşkanımız, “kader böyle imiş,kadere inanmak imanımızdandır,böyle olaylar insanın ve olayın  fıtratında vardır” gibi söylemlerde bulunuyorlar.

        Sayın okuyucular, ben bazı gerçekler karşısında susmayı çok denedim ama olmuyor.O konudaki düşüncelerimi  söyleyemediğim zaman  TAKINTI başlıyor, o takıntı peşimi bırakmıyor. Bu durumu daha iyi anlatabilmek için bir örneğe sığınıyorum; Mekanı cennet olsun, bir büyüğüm anlatmıştı. Yaylada iken gece yattıktan sonra bir kişinin adını hatırlayamamış, sağa  dön,sola dön,kalk bir sigara yak,biraz gezin, yok, Allah yok, hatırlayamamış.Uyku kaçmış.Kalkmış ata binmiş,köye geliyor ki eşine soracak derken hatırlamış ve geri dönerek güzel bir uyku çekmiş.İşte ben de söylemek veya yazmak istediğim bir hususu şu veya bu sebeple söyleyemiyorsam veya  yazamıyorsam uykularım kaçıyor.Bu nedenle söylüyorum ve yazıyorum,sonra da OH BE diyorum.

       İşte bu nedenle bendeniz de sayın Cumhurbaşkanımızın bu söylemlerine sonuç olarak katılmakla birlikte KADER yolculuğunda yapılması gerekenlerin yapılmamasının da bir kader olmadığını düşünüyorum. Şöyle ki;

        Örneğin insan ölecek mi?Tabii ki.(Her canlı ölümü tadacak).

       Peki deprem olacak mı? Tabii ki olacak.

       Peki madem öleceğiz, hastalandığımızda bu bizim kaderimizdir deyip oturuyor muyuz.?Tabii ki hayır. Tedavi için ne gerekiyorsa yaptırmaya çalışıyoruz. Yaşımız ne olursa olsun ölümü istemiyoruz. Çocuklarına ekmek getiremediği, elektrik borcunu ödeyemediği için intihar edenler bu durumun istisnalarıdır.(İstisna kaideyi bozmaz).

        Keza deprem olacak. Bu kaçınılmaz bir durum.Ama bunun tahribatı (ölümlerden söz ediyorum)kaçınılmaz değil. Gereken önlemler alınmasına rağmen bu ölümler olduğunda  işte o zaman “Kader” deme hakkımız doğar.

         Sayın okuyucular,yeri gelmişken şu atasözünü de sizlerle paylaşmak istiyorum; Sen eşeği kazığa bağla da kurt yerse o zaman yesin.

         Yine bilindiği gibi 7143 sayılı yasa ile “imar barışı” adı altında milyonlarca binaya(depreme dayanıklılığı ve insan sağlığına uygunluğu araştırılmaksızın-yapı kayıt belgesi verildi. Bu yasanın 16.maddesinde “yapının depreme dayanıklılığı yapı kayıt belgesi sahibinin sorumluluğundadır” denilmektedir. İşte burada biraz durmak istiyorum;  Anayasamıza göre vatandaşın can ve mal güvenliğini korumak devletin asli görevlerindendir. Hal böyle iken  devlet, nasıl yapıldığı, imar mevzuatına uyup uymadığı, ne gibi malzeme kullanıldığı belli olmayan binalar için oturma izni vererek ölümcül olaylar karşısında bunun böyle olmasından ben sorumlu değilim,vatandaş sorumluluğu üstlenmiştir diyebilir mi?Bunun bir diğer yansıması da böyle bir durumda sorumluluğu üstlenen yapı sahibi- diyelim ki bu sorumluluk üstlenmesi hukuken doğrudur- o zaman bu inşaatın plan projelerini yapan-tabi varsa-mühendisler veya müteahhitler sorumluluktan kurtulmuş olmaz mı? Mal sahibi üstlendiğine göre devlet kurtulmuş oluyorsa mühendisler ve müteahhitler neden kurtulmuş olmasın.Gelin bu işin içinden çıkabilirseniz çıkın,Vallaha ben çıkamadım. En iyisi  “imar barışı” na   BU DA BİZİM  KADERİMİZ deyip geçelim.

                 Hoşça kalın.

                                                                                           İLHAMİ CANDEMİR

Bu yazı toplam 1080 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 215 05 52 | Haber Yazılımı: CM Bilişim