• BIST 82.779
  • Altın 146,779
  • Dolar 3,7701
  • Euro 4,0274
  • Bolu 2 °C
  • İstanbul 6 °C
  • Ankara -1 °C

Futbol seyir oyunu ise!!!

Mustafa Namdar

Dünyanın her yerinde oynanan futbol, sadece kazanmak kaybetmek için oynanmıyor. Diğer sporlardan farkı, onbinlerce seyirciyi bir araya getirebilmesidir. Binlerce insanın peşinden koştuğu futbol, eğlenme ve hoşça vakit geçirmenin yanında, sempati duyduğu takımın ortaya koyduğu oyunu yorumlayıp keyfini yaşamak da olmalı. Günümüzde kar, yağmur demeden takımının arkasından, selde sürüklenen toprak gibi akıp gidiyor insanlar. Her maça gidişte, seyircinin umudunu taçlandıran, zaferle dönmenin tadını çıkarmak istiyor taraftar. Kazanmak, kaybetmek, çoğu kez teknik heyetle kulüp yönetimlerini ilgilendirse de, seyirci olarak bizlerin de 90 dakikalık sürede keyifli, hoş vakit geçirmek hakkımız olmalı.

Taraftara seyir zevkini yaşatan, elbette ki sahadaki oyunculardır. Oyuncular, kendi bireysel becerilerini takım oyununa yansıtabildikçe, oyun seyredilmeye değer oluyor.

Takımı oyuna hazırlayan teknik adamların görevi; kendi oyuncularının zayıf ve kuvvetli yanlarını bildiği kadar, rakip takımı da bu özellikleriyle mercek altına almasını bilmesidir. Başarının faturası teknik heyete, aksi durumlarda futbolcuya çıkarılması etik bir davranış olamaz. 1968-1970 yıllarında, seyir zevkini tattığım Boluspor'un maçlarına İzmir'den gelir giderdim. Şimdi aynı özlemi duymuyorum. Çünkü koro ve saz ekibi arasında ses uyumu yok, hele de maistronun hiç biriyle uyumu söz konusu değil.

Futbol takım oyunuysa, takım şefinin görevi, önce takımdaki oyuncuların bireysel yeteneklerine göre uyumu sağlamak olmalı. Şef; yalnızca taktik veren, kondisyonu sağlatan hareketleri yaptıran olmamalı. Şef, aile babası gibi oyuncuların sorunlarıyla ilgilenmeli, onların aynı zamanda psikolojik danışmanı olmalı, rehberlik yapmalı. Böyle olursa, sevgide, saygıda, buluşma sağlanır. Böyle olursa başarıda buluşma şansı elde edilir. Şef tribündekileri değil, saha içindekileri coşturmak için şov yapmalı.

Ya takımı oluşturan oyuncular!.. Onlar her maçta görücüye çıkan kızlar gibi. Transfer dönemlerinde Pazar bulabilmesi, yeteneklerin sergilenmesi yanında arkadaşlarıyla uyumu, takım içindeki çalışması, verilen görevi yerine getirme gayretini kapsayan performans değerlendirmesine göre değerinin tespit edileceğini ve alıcı bulacağını bilmesi gerek.

Zaman zaman belleğimizde yer eden geçmişini hatırladığımız Boluspor'a Kolej Takımı yakıştırması yapılmasının nedeni, oyuncuların gösterdiği davranışlardan olduğu herkes tarafından bilinen bir gerçektir.

Toplum içinde popüler bir yeri olan futbol emekçisinin toplum içindeki yeri tartışılmaz. Gösterilen bu ilgiyi hak edip etmediklerini acaba futbolcu kardeşlerimiz hiç düşünüyor mu?

Aldıkları transfer bedellerinin karşılığını verip vermediklerini hiç düşündükleri oluyor mu?

Çoğu kez Allah'ın verdiği yeteneğin karşılığı olan transfer ücretini yazmasını beceremeyenlerde ahlaklı davranışlar sergilenmiyorsa, başarıda hedefe ulaşmak çok zor.

Futbolcu aldığının karşılığını vermek yerine, başarı için aynı düşüncede buluşmak yerine, hedef saptırıp istemezük senaryosu peşinde koşturup efor harcıyorsa, oynanan oyunda seyir zevkinin

olmadığının bilinmesi gerek.

Umarım özlemini çektiğimiz başarının mimarı bulunur. Herşeyin hayırlısı.

06.11.2009

Bu yazı toplam 495 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim