• BIST 83.067
  • Altın 146,627
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Bolu -1 °C
  • İstanbul 5 °C
  • Ankara 0 °C

Gazetecinin zorlandığı an

Mustafa Namdar

Dünya hayatının her kesimini etkileyen olayların olumlu olumsuz yönleriyle bilgilendirme görevini üstlenen gazetecinin de zorlandığı zamanlar vardır. Haberci doğru haberin kaynağına ulaşmakta zorlanır. Fotoğrafçı istediği kareyi yakalamakta zorlanır. Yorumcu günün gelişmelerinde etkin olan haberlerin istihbaratında zorlanır. En önemlisi de, olayların bir numaralı kişilerine ait söylemi ile eyleminin çelişkisini gözlemlediğinde, kişinin kafasında dolaşan tilkileri saymakta zorlanır.

Yapılan görevin her çeşidinde zaman zaman toplumun beğenisini, zaman zaman da, tu kaka diyerek dışlanmaya çalışılan gazetecinin en çok zorlandığı an, belgesiz tanıksız gelişen olayların kulağa fısıldanması ve toplumun bu konuda haberdar edilmesi istemidir.

Böylesi çelişkili durumda en çok zorlananlar da, yerel gazetelerde yeri olan köşe yazarı tanımlamasıyla toplumu bilgilendirmeye çalışan kişilerdir. Çoğumuzun profesyonel yazarlar gibi, her alandan haber ulaştıracak istihbarat kuşlarımız yoktur. Bazen, alacakaranlıkta ayağımıza takılan bilgi kırıntılarıyla, bazen takip edilen toplantılarda söylenenlerle, bazen okuyup öğrenmekle, bazen olayların içinde tesadüfen bulunarak bizzat duyduklarımız ve gördüklerimizle, bazen elimize geçen ya da tutuşturulan bilgi notlarıyla olayın doğrusu hakkında görüşümüzü belirtir, konunun özü hakkında bilgilendirme yaparız.

Peki, çok ciddi gelişmelere ışık tutabileceği iddia edilen belgesiz, tanıksız, kayıtsız bilgilendirmelerin yapılmasını istemek! Dedim ki dediydinin köşebaşı sohbetlerinden süzülüp gelen ortalık dedikodusunun çamur atmalarından kulağa takılanları yazıp çizmek. Ya da siyasi düşünce polemiklerine tutsak olan düşünce mahsulünün pazarlanmasını istemek. En kötüsü de, topluma yön veren bir takım ciddi kuruluşların iç dinamiğine ait, gelişmelere ait, ciddi veya gayri ciddi olduğunu kanıtlayan belgeden yoksun, kurumların güvenini sarsacak gelişmelerin duyurulmasını istemek. Yaptığımız iş her ne kadar profesyonelliğin cambazı rolünden uzak, amatörce yapılıyorsa da, bazı ucu karanlık bilgilerle toplumu aydınlatmaya çalışmak, kör cahilliğe ayna tutmak gibidir, bizden bunu istemeyin.

Elimde bir mektup var. Dışı gibi içi de özenle yazılı ifadelerle dolu. Bir mektubun alıcısına ait açık adresi olduğu kadar, göndericisinin de kimliğinin olması gerekirken, zarf üzerinde sadece 14.08.2006 ve Eceabat damgası varsa, mektup içinde kimlikle ilgili en ufak bir açıklama olmamakla birlikte, çok ciddi iddialardan sonra son cümlesi “İlgilenmeyeceğinizi bilsek de sizi bilgilendirmeyi görev bildik” diye biten mektubun yazanı olarak en küçük bir bilgiyi vermekten kaçınılıyor, karanlıkta göz kırpılmaya çalışılıyorsa, kimse kusura bakmasın, maşa olarak kullanmayı da kimse beklemesin ve de istemesin.

Her kimseniz! Gene de yazılanlar hakkında kendi ölçülerimde araştırma yapmaya özen gösteriyorum. Bulanık olaylara balıklama atlamak yerine, duru suda dibin daha net göründüğünü meslek yaşamımın birçok kesitinde çok net gördüm. Keşke yanlış da olsa bir isim, soyad, ünvan. En önemlisi de bir telefon numarası verileydi. Onları yüreğimizde saklamasını bilirdik. Bu davranışımız da övüncümüzdür.

31.08.2006

Bu yazı toplam 204 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim