• BIST 97.533
  • Altın 145,745
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Bolu 10 °C
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 10 °C

Geçen hafta rahmetli İzzet Baysal için düzenlenen etkinlikler

Mustafa Öz

            21.05.2004

Türkiye’nin en önemli sorunları nedir dendiğinde, geri kalmışlık, fakirlik ve eğitimsizlik diye hepimiz bir çırpıda sayarız.

Peki çözümü için ne yapmalı dendiğinde ise, herkes bölük pörçük bir şeyler söyler.

Rahmetli İzzet Baysal; Cumhuriyet’in ilk yıllarında hem fakirliği, hem eğitimsizliği hem de geri kalmışlığı yaşayan birisi olarak konuşmak LAF üretmek yerine; emsalleri gibi HORTUMLAMADAN, BAŞKALARININ HAKKINI YEMEDEN edindiği servetini ülkesine yani doğduğu coğrafyaya BOLU’ya harcamış eli açık gönlü açık bir Türk insanı idi.

Onun ortaya koyduğu eserler insanı beşikten mezara kadar taşıyan eserler. Her biri birer abide...

Gerek hayat felsefesinden, gerekse hayırseverliğinden herkes için alınacak çok ders var...! Her geçen yıl Bolulular ve Türk insanı onu daha iyi anlamaya ve anlatmaya başladı.

Bolulu sorumlular, Bolu halkı onu unutmamak için 11 MAYIS-16 MAYIS arasında İzzet Baysal Haftası düzenliyor. Bu hafta onun şahsında Bolu’nun tanıtımında büyük fayda sağlıyor. Bolulular, unuttukları kültürlerini tanıma imkanı elde ediyor.

Haftanın daha organize, daha kapsamlı ve ulusal boyutta ele alınması ilerisi için iyi olacaktır. Etkinliklerin her yıl aynı kapsamda olması kanıksanma (Bıkkınlık) yaratabilir.

Her yıl İZZET BABA’NIN VAKFINCA yeni bir müjde verilmesi adet olmuştu. Bu yıl da VAKIF o beklenen sevinçli haberi verdi.

Üniversitenin Mimarlık ve Mühendislik Bölümü binası BAYSAL VAKFI tarafından yapılacak.

Bolulu hemşehrilerim, İzzet Babamızın VAKFINA sahip çıkalım ve onu daima gönlümüzde yaşatıp; rahmet ve minnetle analım.

Çocuklarımızın hayatında ülke geleceğinde onu ÖRNEK gösterelim. Bu vesile ile etkinliklerin düzenlenmesinde emeği geçenleri kutluyorum.

13 MAYIS TÜRK DİL GÜNÜ KUTLAMALARI

Geçen hafta Güzel Türkçemizin yaşaması ve yaşatılmasına dikkat çekmek amacıyla “TÜRK DİL” günü kutlamaları yapıldı.

İnsanoğlunu diğer canlılardan ayıran özelliği düşünme ve düşündüklerini kendi LİSANI ile karşısındakilere anlatabilme özelliğidir. Hepimiz yeni doğan çocukların konuşmayı öğreninceye kadar ne istediğini anlayamamaktan çok şikayet ederiz. Çokları bir iki kelime öğrenip konuşunca da sonsuz bir sevince kavuşuruz. Dilsiz biri ile anlaşmanın zorluğunu yaşayan bilir. Türk milleti varoluşundan buyana değişik lehçelerle olsa da hep TÜRKÇE konuşmuştur. Kendi dilinin kıymetini anlayamayan aydınlarımız ise yabancı kelimelerle konuşmayı ve yazmayı bilgililik ve görgülülük sanma gafletine girmişlerdir. Selçuklular Farsça Edebiyat ve yazı kullanmış. Osmanlı ise Farsça, Türkçe, Arapça karışımından oluşan OSMANLICA’yı edebiyat ve yazı dili olarak kullanmıştır. Halkın kullandığı ÖZ BE ÖZ TÜRKÇE ile sarayın ve bürokrasinin, aydınların kullandığı dil farklı olmuştur.

Türk dilinin her yerde konuşulmasını KARAMANOĞLU beyliğinin lideri Karaman Bey ferman buyurmuştur.

Kendi dilinin dışında bir dil kullanan insanın düşünceleri, hayalleri edebiyatı hep kullandığı o dile doğru meyleder. Zaman gelir dilini kaybeden insan KİMLİĞİNİ de kaybeder. Alman gibi konuşan biri zaman içinde ALMANLAŞMIŞTIR..! Buna en güzel örnek Almanya’da çalışan işçilerimizdir..!

Dil demek kimlik demektir. İnsanın genetik şifresi varsa milletin de genetik şifresidir.

Türkçe tüm yozlaştırmalara ve üzerindeki oyunlara rağmen dünyada konuşulan diller arasında 5. sıradadır. Bu sırayı yukarılara taşımak her TÜRK insanının görevidir.

250 milyonluk Türk dünyası ile irtibatımızın kopmaması, tarihi ve milli hafızamızın devamı için TÜRKÇE’ye sahip çıkmalı, geliştirmeliyiz. Bu amaçla teknoloji sonucunda ortaya çıkan yeni terimlerin TÜRKÇE karşılıklarını bulmalı, bu karşılıkları yazı ve konuşma dilinde kullanmalıyız.

İşyerlerinde, günlük hayatımızda, edebiyat dünyamızda, bürokraside her yerde TÜRKÇE’yi yaşatacak şekilde hareket etmeliyiz.

İletişimde gelinen sonuçlar ve global düşüncenin baskısına boyun eğmeden; Türkçeyi kullanmalı, geliştirmeli ve yaşatmalıyız.

Kültür emperyalizmi; insanı başkalaştırmaktadır. Başkalaşmak ise YOK olmanın bir başka biçimidir. Türkçe’nin yaşatılması için özellikle devletimizin Kültür Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı’na üniversitemize, Atatürk’ün kurduğu TÜRK DİL KURUMUNA büyük görev düşmektedir. Halkımıza da diline sahiplenme görevi düşmektedir.

İhtiyaç duyulan bir dili öğrenmek ile; kendi dilini öğretmemek karıştırılmamalı. Elma ile ayvanın aynı meyve olmadığı iyi bilinmelidir.

Bu yazı toplam 357 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim