eryaman escort , ankara escort bayan, escort ankara, eskişehir escort - ankara escort
  • BIST 105.026
  • Altın 162,655
  • Dolar 3,9187
  • Euro 4,6430
  • Bolu 3 °C
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 4 °C

Geçmişten Günümüze Ramazanlar

Cevat Özsoy

Müslümanlar için Ramazan coşkusu tarih boyu hep devam edegelmiş. O Müthiş güzelliği ruhu ve bedeniyle yaşamayı sürdürmüşlerdir. Bunun yanında, Bektaşi'nin dediği gibi, "11 mübarek ay nasıl da çabuk geçti?" diyenler olmuyor değil. Bu da işin farklı bir yönü...

Biz Ramazanı 11 ayın sultanı olarak görü­rüz. Bu ayda ne kadar güzel şeyler yaparsak yapalım, nedense, hep geçmişi hatırlar hep geçmişi özleriz. Geçmişte insanlar Ramazanı daha farklı yaşayabilmek için seferber olur, farklı şeyler yapar, değişik yiyecekler hazırlanırdı. Bunlar hep Ramazana has olurdu. Şimdi ise Ramazanda yediğimiz her şeyi Ramazandan sonra da alıp yeme imkanımız var. Onun için de yiyecek içecek konusunda diğer aylardan farkımız yok.

Fakat Ramazan artık eskiye göre, hemen hemen, her yerde görülüyor, hissediliyor. İslami hassasiyeti olan insanlar zenginleştikçe, fakir fukara daha da gözetilir oldu. Hayır kurumlarına destekler arttı. Bir yerde Ramazan  eskiden daha canlı bir hale geldi. Ulusal medya ise halkın bu isteği doğrultusunda dolu dolu iftar ve sahur programları yapmaya başladı. Halbuki 1940'lı yılların gazete fideliği vücuda getirilmesine taraftar değiliz diyordu. (T.C. Dahiliye Vekalet Umum Müdür­lüğü sayfa 62817 Mayıs 1942)

O günün rejiminde bu tür düşünceler yasaklar olsa da halkımızda Ramazan ve oruç konusunda pek kesinti olmadı. Ramazan coşkusunu hep yaşadı. Hemen hemen hepimizin hafızasında Ramazanla ilgili hep güzellikler, hoş anılar vardır.

Bizim Ramazanla tanışmamız köyde oldu. Ramazanı köy hayatı ile yaşadık, öyle Ramazan davulu ve top atışı yoktu. Biz evi­mizin üst penceresinden hocanın minareye çıkmasını gözetlerdik. Halen köyümüzde sağ olan Hafız İbrahim minareye çıkar, ama ezana başlamazdı. Artık onun elini kulağına götürmesini beklerdik. Elini kulağına götürüp ezan başladığında büyüklerimize haber vermek büyük bir mutluluktu. Köyümüzde elektrik yoktu. Ramazan kış mevsimine denk geldiği için kar ortamında açılan tek yoldan, elde gemici feneri ile camiye giderdik. Ramazanda gaz lambası yerine o günlerde yeni piyasaya çıkan pompalı lüks lambalar aydınlatırdı camiyi...

O lüks lambalar boy boydu. Bazıları kü­çük, bazıları büyük. Bazı hanelerden o büyük lamba geldiğinde cami daha da aydınlanırdı.

O lüks lambanın tıslaması altında kılınan teravih namazını unutmak ne mümkün?

O çocuk aklımızla en arkada bazen gülme krizine girerek kıldığımız teravih namazları hoş bir anı olarak hafızalarımızda hep yer etti.

Daha sonra şehirde Ramazanlarla tanış;-tık. Şehirde daha da büyük ışıl ışıl camiler… bütün camilerden aynı anda başlayan ezanlar, teravihten sonra pastahaneye salep içmeye gitmeler...

İşte o günlerden bugünlere geldik. Son yıl­larda farklı kurum ve kuruluşların çok kalabalık iftar sofralarına şahit olduk. Artık bu iftar sofraları dünyanın önemli merkezlerine taşındı. Bu sene gerçekleşti mi, bilimyorum; ama geçmiş yıllarda Avrupa Parlementosu'nda iftar veriliyordu. İlk defa burada ezan okundu..Demek ki tüm Dünya Ramazanlaşmaya başladı.

Ben yine de o gaz lambasının altında kıldığım teravihi, iftarda sofraya konan zeytin, peynir ve reçele ve  aile ortağımda kaşık salladıhğım tarhana çorbasını, ve yine sdahurda rahmetli  Zeyneti ninemin gece kalkıp, tıkır tıkır oklava ile sesleri ile yaptığı makarna börkleri özlüyorum.

Bu yazı toplam 762 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim