• BIST 106.736
  • Altın 141,095
  • Dolar 3,5210
  • Euro 4,0955
  • Bolu 17 °C
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 18 °C

Geleceğin Kalemleri…

Aykut Karagüzel

 Değerli okurlar yer yer bu köşeden öğrencilerimin yazılarını da sizlerle paylaşmışımdır. Yine bu yazılardan biri daha bana ulaştı. Eskimeyen öğrencilerimden biri olan Ayşenur SERT'in bir yazısını bu hafta sizlerin beğenisine sunacağım. Şu anda derslerine ben girmiyorum. Bu nedenle de bu harika yazıyı yazmasında ışık tutan değerli öğretmen arkadaşımı da ayrıca kutlamak isterim. Yazımızın başlığı “Haydi, Kadehler En Saf Halimize”.
Çocukluk, yaşamımızda yarı hatırlayıp yarı hatırlayamadığımız bir dönemdir. Bazı anılar çok nettir; bazıları hayal meyal, büyüklerimizin anlatmasıyla hayalimizde canlanandan ibarettir.

Her insanın birçok çocukluk anısı vardır. Bazıları anlatır, bazıları kendilerine saklar anılarını. Herkes oyuncakla oynamış, herkes parka gitmiş, en sevdiği çizgi filmleri izlemiş, hayvan beslemiş, uçurtma uçurmuştur çocukluğunda. Bunları özel kılan hatıralarımızda yanımızda olan kişilerdir aslında. Çoğumuz güvercinlere yem atmışızdır, belki hatırlamayız bile. Oysa benim en güzel anılarımdandır. Kırtasiyeye her gidişimde çok sevdiğim dedemle Yukarıçarşı'da yaşlı amcadan yem alıp, güvercinleri beslerdik. Çok severdim o zaman güvercinleri. Dedemle kovalardık onları, isim koymaya çalışırdık. Bunları dedemi çok sevdiğimden severdim. Onu kaybettiğimden beri beslemeye gitmem kuşları, pek sevmem de artık.
Çocuklukta sahip olduğumuz en değerli eşya oyuncaktır elbette. Ben hala en sevdiğim oyuncağımı saklarım. Doğduğum gün hastaneye gelen dedemle babaannemin hediyesidir, Su bebek. Adını neden “Su” koyduğumu hatırlamasam da çok severim onu. On beş yıldır hep benimle. Eskiden hep onunla oynardım, teyzem ile kıyafet dikerdik ona. Saçını turuncuya boyamıştık yağlı boya ile. Su bebek şimdi en güzel giysisini giymiş dolabımın üst rafında yatıyor. Gelen misafir çocuklarına vermiyorum onu, veremiyorum bir şey olur diye çocukluk anılarıma götüren bebeğime. On beş yaşındayım, onu hala saklıyorum. Yirmi beşimde benimle üniversitede olacak, otuz beşimde evimin bir köşesinde içimdeki çocuğu yaşatacak.

Kaç yaşında olursak olalım. Aynaya baktığımızda karşımıza çıkan aynı göz, aynı gülüş. Biraz büyümüş, ruhumuz biraz kirlenmiş olsa dahi annemizin gözünde aynı çocuk. İçimizdeki çocuk bizimle olduğu sürece her işten hayal gücümüzle, yaratıcılığımızla, saf inancımızla kurtarırız.

19.12.2012


Bu yazı toplam 1516 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim