• BIST 109.111
  • Altın 367,906
  • Dolar 6,7333
  • Euro 7,5613
  • Bolu 10 °C
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 14 °C

GELECEK BÖYLE OLMAMALI !

Onur USTAOĞLU

Yazıyı Özge Nur Dilber’in sesinden dinlemek için videoyu çalıştırın...

 

Hayatta bazı şeyler bizi geleceğe hazırlamak için yapılır. Bence bu yapılanların başında da bilim kurgu filimler ve kitapları gelir. Her ne kadar yapılan işler hayal ürünü olarak tabir edilip kurgulansa da gelecek için bize ipuçları verir bunun en güzel örneği herkesin bildiği Uzay yolu filmleridir. Düşünürsek o yıllarda bize bilim kurgu diye sunulan uzay yolu filmlerinde gördüğümüz birçok aleti günlük yaşamda kullanır hale geldik. Bir tek ışınlanmayı bulamadık ama oda yakındır.

“Konu nereye gelecek bakalım diye merak ettiniz değil mi? Bakın o filimdeki gibi düşüncelerinizi bile okuyabiliyorum.” Şaka bir yana gecen akşam televizyon kanallarını karıştırırken “ Uyumsuz “  isimli bir filme denk geldim. Türü bilim kurgu olunca ilgimi çekti izlemeye başladım. Filim bundan yıllar sonra insanlığın nereye geleceği konusunu işliyordu. Savaşların olmadığı bir dünya hedeflenmiş bunun içinde insanlar belli bir yaşa gelince bir testte tabi tutuluyor ve belli yetenekleri olanlar topluluklar halinde ayrıştırılarak ait olduğu toplulukta verilen görevleri yapıyordu böylece savaşların olması engellenmişti

Ancak birde uyumsuz diye sınıflandırılan ülkeyi yönetenlerin istemediği insan toplulukları vardı ve filmde en korkulan şey uyumsuz olmaktı. Uyumsuzlara yemek, giysi falan verilmiyordu. Asi oldukları ve farklı düşünüp farklı kararlar aldıkları, bir kalıba girmedikleri için dışlanmış, fakir, hor görülen bir grup insan topluluğuydular. Neyse daha fazla filmi anlatmayayım izlemek isteyenler izlesin.

Dedim ya bu tür filimler insanları geleceğe hazırlamak için vardır diye. ancak ben filmi izledikten sonra filimde anlatılan o dünyayı ve o geleceği hiç sevmedim. Tamam, savaş yoktu. Uyumsuzlar hariç herkes işini yapıyordu. Ancak insanlar ayrıştırılıyor gruplara dahil olunca ailesi farklı bir gruptaysa onları görmesine, aramasına bile izin verilmiyordu.  Bunları düşünüp günümüze baktığımda gerçekten hızlı bir şekilde filimde anlatılan dünyaya doğru gittiğimizi görmek hiçte zor değil!

Örneğin içinde bulunduğumuz haftayı yani 10 – 16 Mayıs tarihlerine denk gelen ismi engelliler haftası olan bu haftayı düşünelim.  bu haftanın amacı aslında empati yani karşımızdakini anlamak, insanları ayrıştırmamak değil midir? Ancak daha ismini söyleyince bile başlıyoruz ayrımcılığa, neymiş efendim pozitif yani olumlu ayrımcılıkmış. Neymiş, farkındalıkmış, bırakın bu bahaneleri, 3 Aralık dünya engelliler günü ve 10 – 16 Mayıs engelliler haftasının varlığı bile insanlar arasında ayrımcılık yapmak, birazda “biz bu hafta engelliler için bir şeyler yaptık diyerek gösterişe kaçan hareketler yapmaktır” Yılda bir gün ve bir hafta farklı insanların akla gelmesi sonra unutulmasıdır.

Mesela şu salgın günlerinde bir yetkili televizyonlara ya da gazetelere çıkıp “Biz bu Özel gereksinimli çocukların eğitim aldığı yerleri kapattık, rehabilitasyon merkezlerini kapattık bu çocuklar yada insanlar evde ne yapıyor. Diye sordu mu?”  Takip ettiğim kadarıyla bu soruları soran olamadı. Sonra engelliler haftasıymış, falanmış, filanmış

Evet, doğru sinirliyim. Çünkü fiziksel özelliklerimden dolayı Engelli diye ayrıştırılmaktan bıktım. İnsan Hakları Evrensel bildirgesinin birinci maddesinin ilk cümlesi şöyle der; 'Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar.'  Evet, sizden farklı değiliz, ancak bakış açınızı değiştirirseniz bunu fark edebilirsiniz ve eşitlenebiliriz. Bunun içinde engelliler haftası ve engelliler günü gibi günlere ihtiyaç yoktur. Hele hele ayrımcılığa hiç ihtiyaç yoktur. Bizimde insan olduğumuzu unutmamanız yeterlidir.

Bakın şimdi bunları yazdım ve söyledim diye bana kızanlar olabilir ama onlarda farkında bu söylediklerimin doğru olduğunun. o yüzden gelin böyle sadece ismi havalı içi boş ve bence ayrımcılıktan başka bir işe yaramayan günleri ve haftaları bırakalım. Yılın her gününü “insanlar günü” ilan edelim hiçbir insanı ayrıştırmadan insanca yaşamanın üretmenin yollarını arayalım. Tekrar söylüyorum. Uyumsuz isimli filimdeki gibi insanların ayrıştırıldığı bir gelecek istemiyorum. Tüm insanların bir biriyle empati kurduğu bir arada yaşadığı bir dünya ve gelecek istiyorum. 

Yazan: Onur Ustaoğlu – Seslendiren: Özge Nur Dilber – Bolu Olay Gündem Gazetesi…

Bu yazı toplam 1900 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 215 05 52 | Haber Yazılımı: CM Bilişim