• BIST 106.843
  • Altın 142,630
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Bolu 18 °C
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 21 °C

Gelin bir de halka soralım

Mustafa Namdar

Esprileri ile İçimizden Biri Atatürk kitabından. Sayfa 91.

Sofracıbaşı İbrahim Erguvan anlatıyor:

Atatürk, sadece sofrasına davet ettiği kişilerle değil, bizim gibi hizmetindekilerle bile tartışır, danışırdı. Bir gece sofra hazırlamıştım. O sırada CHP

Genel Sekreteri Recep Peker ile Maliye Bakanlığı’ndan birkaç yüksek memurun geldikleri Atatürk’e haber verildi.

Atatürk Recep Peker’i görünce;

-Hayrola Recep!dedi. Recep Bey ve arkadaşlarının o gece sofraya davetli olmadıkları, Atatürk’ün bu hayrola lafından belliydi. Recep Bey: “Bir sıkıntımız var Paşa Paşa Hazretleri. Bütçede açık varmış, ekmeğe bir kuruş zam yapıp açığı bu suretle kapamak istiyorlarmış.” Gazi önce, “Ben milletin ekmeğiyle oynamak istemem. Başka bir gelir kaynağı bulunuz” dedi.

Sonra da hemen arkasında bulunan bana dönerek, “Hem bakalım bir de halka soralım. O ne der bu işe?” dedi. Ben, “Paşam, halkımız karnını ekmekle doyurur. Ekmeğe bir kuruş zam yapılırsa, bu zam sadece fakir halkın sırtına yüklenmiş olur. Ama şayet unun çuvalına bir lira zam yapılırsa, o zaman zam zengine de fakire de, fukaraya da aynı oranda yansır. Çünkü zengini, ekmeğe gelen zam belki az etkiler ama, onlar yiyecekleri börekle, baklavayla hatta bisküvi ve pastayla zamma katılmış olurlar."

Gazinin yüzü güldü ve Recep Bey’e; “Siz halkın dediğini yapınız,” diye emir verdi. (Hikmet Bil Atatürk’ün sofrası.)

Yerel basınımızda çıkan haberlerde, “Provoke ediyorlar” diye manşetlere taşınan haberi okuyunca, Atatürk’e ait anekdotu yukarıya aldım.

Hoş biz de “Gelin bir de halka soralım” dediğimizde, 22 Temmuz’da halkın ne dediğini görmediniz mi?cevabını alacağımdan hiç şüphem yok. Yeri geldiğinde halkın gözü, kulağı, sözcüsü olduğunu söylediğiniz basın, halk adına görevini yapıyorsa, bu öfke niye?

Diyorsunuz ki: “Zira iktidar partisine mensup milletvekilleri, herhangi bir sorunu çözmek için direkt olarak Başbakan ya da ilgili Bakan ile görüşme olanağına sahipler. Ve bu daha hızlı işleyen bir süreçtir, hem de daha etkili bir çözüm imkanı sunmaktadır...”ifadesinden sonra, halkın provoke edilmesi ve yazarların kınanması...

Aslında işin püf noktası, yukarıdaki paragrafta çok açık. İktidarın yaptırım gücünü elinde bulunduranlarla, diyalog imkanı olanların Bolu ve Bolu halkı adına hangi konuların konuşulduğundan haberdar edilmeyen basın, bazı ajansların haberlerini kullanacaktır. İş bazında yapılan bir dizi sivil toplum kuruluşlarının toplantılarına bizimle, bizim karşımızda düşüncesiyle farkında olmadan taraf oluşturuyorsa, sonuç el bebe gül bebe olarak değerlendirilmez.

Gelin bir de halka soralım düşüncesinden hareketle, ayda, üç ayda ya da altı ayda bir basın toplantısı yaparak, gelişmelerden halkı bilgilendirmek çok zor olmasa gerek. Biraz da öz eleştiri mantığından hareketle, biz ne yapıyoruz diyebilsek, arada oluşan buzlanmadan söz etmek olanaksız hale gelecek.

Eleştiri doğruyu bulmanın en doğru yoludur. Eleştiriden kaçtıkça birbirimize karanlıkta göz kırpıyor olacağız. Toplumun rehberi konumunda olan basını suçlarken, neden ve niçin sorularının içinde tarafların ne kadar rolü var çok iyi düşünmek zorundayız. Bizler yolumuzun üzerindeki dikenleri birlikte kaldıralım düşüncesindeyiz. Bunun da samimi, açık yürekli diyaloglarla olacağına inanıyorum.

11.01.2008

Bu yazı toplam 483 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim