• BIST 90.182
  • Altın 147,216
  • Dolar 3,6478
  • Euro 3,9515
  • Bolu 2 °C
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara -1 °C

Gençliğimiz ve sorunları

Mustafa Öz

Türk toplumunun büyük bölümü çocuklar ve gençlerden oluşuyor.

Bu özellik hem iyi, hem de kötüyü bir arada barındırıyor.

Çocuklarımız ve gençlerimiz iyi yetiştirilirse onların zindeliğinden faydalanmak mümkündür. İyi yetiştirilmezlerse de hem kendilerine hem de ailelerine topluma zararlı hale gelmeleri mümkündür.

Anne ve babalar özde çocuklarını çok severler. Çocuk yetiştirmenin nasıl olduğu yönünde çoğumuz eğitim almadık. Anne ve Babalarımızdan çevremizden gördüğümüz kadarıyla çocuklarımızı eğittik ve yetiştirdik. Çocuklarımızı yetiştirirken onlara yeterli olamadığımız, iletişim kuramadığımız zamanlar oldu. Ama sevgimiz hiç azalmadı.

Özellikle gençlik dönemlerinde hem fizyolojik hem de psikolojik değişim oluşmaktadır. Bu dönem birkaç evre halinde seyreder.

-12-15 yaş Ergenlik ve ilk gençlik dönemi: Bu dönemde olumsuz davranış ve tepkiler çok yoğun yaşanır.

-15-17 yaş Delikanlılık devresidir: Bu devrede çekingenlik, duygusallık ve güvensizlik hakimdir.

-17-21 yaş delikanlılıkta kendine güven ve gösterişin hakim olduğu dönemdir.

-21-25 yaş uzamış delikanlılık dönemidir. Gençler kendilerini sınayarak kanıtlamak isterler. Bu dönemde karşılaşılan hatalı tutumlar (Aşırı Disiplin, ilgisizlik, sevgisiz tutum, özgüven eksikliği vb.) ve aile içi çatışmalar gençlerin psikolojik sorunlarını artırmaktadır. O sınayarak kişilik kazanmak bağımsızlık kazanmak ister. Ancak yeterli bilgisi ve tecrübesi olmadığı için çoğu kez hata yapar, yalpalar. Yine de yolunu düşe kalka bulmaya çalışır. Yoldan çıksa bile tecrübeleri, uyarıları dinlemez.

Bu özellikleri nedeniyle yetişkinlerle (özellikle ailesiyle) iletişim kurması güçleşir. Çatışma çıkar. Bu çatışmalar onu kötü alışkanlıklara, yeni kimlik arayışlarına itebilir. Okullarda şiddetin nedenlerinden birisi budur. Sigara, uyuşturucu, bahis oyunları tiryakiliği, bilgisayar bağımlılığı, Disiplinsizlik, saygısızlık gelişebilir.

Gençlerimizle iletişim kurmaya çalışmalıyız: Sadece emir veren, isteyen değil, anlayan, dinleyen onun kendini ifade etmesini sağlayan konumda olmalıyız.

Günümüzde çocuklar çocukluğunu, Gençler gençliğini yaşayamamakta üzerlerine ağır bir başarma sorumluluğu yüklenmektedir. Bu sorumluluk onları yarış atı konumuna sokmakta yarıştan geri kalma korkusu ile ağır baskı altında kalmakta bu nedenle kişilik bozukluğu içine girebilmektedirler.

Şu günlerde okullarımız açılıyor. Önce orta dereceli okullar açıldı. Şimdi de üniversite açılıyor. Her kademede ki öğrencinin sorumluluğu, beklentileri, davranışları farklı. Bunları Hem ailede, Hem okulda, Hem de Toplumda iyi değerlendirmeli ve algılamalıyız. Ona göre de tavır, davranış geliştirmeli, tedbir almalıyız. Gençlerle yetişkinler arasında istesek de istemesek de bir KUŞAK ÇATIŞMASI olmaktadır. Önemli olan bu çatışmanın boyutlarını kontrol altında tutmaktır.

ORTA DERECELİ OKULLARDA OKUYANLAR için: İlköğretimden hedef hazır; üniversiteye gidebilmek için mutlak surette Anadolu Lisesi veya Fen Lisesi kazanılmalı. Lisedeki öğrenci için mutlaka ÖSS' den çok iyi bir puan alıp üniversitelerin en baba bölümlerini kazanmalı

ÜNİVERSİTELİLER İÇİN BEKLEYEN SORUNLAR

Yeni bir kimlikle, yeni bir ortamda zor koşullarda hayata tutunarak başarmak ayakta kalmak. Bunun yüklediği sorumluluğu omuzlarında hissetmek ve diğer sorunlar..!

-Üniversiteli olmanın maliyet bedeli
-Barınma, ulaşım, hayat pahalılığı
-Bursların yetersizliği
-Üniversitelerin yetersizliği
-Harçların yüksek olması
-Üniversitelerde uygulamalı eğitim noksanlığı
-Kitapların pahalı olması, sağlık sorunları
-Örgütlenmenin yetersizliği
-Kalitesiz eğitim, gelecek kaygısı
-Aile içi baskı ve sorumluluk
-Fikirleri rahat ifade edememek
-Staj yeri bulamamak
-Mezun olduktan sonra konumuna uygun iş bulamamak yani İŞSİZLİK.

Evet çocuklarımız ve gençlerimiz bekleyen bu sorunlara karşı en büyük görev Aileye, yöneticilere, okullarda öğretmenlere velhasıl topluma düşmektedir. Nüfusumuzun 17 milyonu çocuklardan oluşmaktadır. 15-54 yaş grubunda % 64 insanımız bulunmaktadır.

Bu kadar genç nüfusa sahip olmak sorumluluklarımızı daha da artırmaktadır. Özellikle ülkeyi yönetmeye talip olanlar gençlerimizin sorunlarıyla daha yakından ilgilenip çözüm aramalı ve bunları uygulamaya koyarak gençlerimizin çocuklarımızın sorunlarının azalmasını; onların hayata daha güvenli bakmalarını, iyi bir fert olmalarının sağlanması gereklidir.

İyi insan yetiştirmenin maliyeti sorunlar iyi teşhis ve tedavi edilirse daha azdır. Ama kötü insanı iyi yapmanın, eğitimsizi eğitimli hale getirmenin bedeli çok ağır olmaktadır. Ailesine, vatanına, milletine ve insanlığa yaralı gençler yetiştirmek servetlerin ve yapılabileceklerin en güzelidir. Sorunların çözümü dileğiyle.

Çocuklarımızın ve gençlerimizin yeni öğrenim ve eğitim yılını kutluyorum.

RAMAZAN BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN

Mübarek üç ayların sonuncusu olan Ramazan ayında inananlar büyük bir huşu içinde ibadetlerini yerine getirdiler. Hem kendilerine, hem de toplumun diğer fertlerine yaptıkları ibadetlerle razılık sağladılar.

Bu güzelliklerden sonra bayramı hak ettiler. Bayramın anlamına uygun, huzur ve barış, kardeşlik, birlik, beraberlik içinde geçmesini Cenab-ı ALLAH'tan diliyorum.

Bayramınızı kutluyorum. Sağlık ve mutluluk dolu nice güzel günlere ve Bayramlara…

15.10.2007

Bu yazı toplam 522 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim