• BIST 97.713
  • Altın 144,195
  • Dolar 3,5669
  • Euro 4,0007
  • Bolu 18 °C
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 19 °C

GENEL DURUM

Hasan Dinç

Eskilerde MANZARA-İ UMUMİYE ya da AHVAL-İ UMUMMİYYE olarak bilinen bu kavram şimdilerde tam Türkçe karşılığı olarak “GENEL DURUM” diye nitelendirilmektedir. Bu terim yeni bir duruma başlarken mevcudu tespit etmek için kullanılır. 15 Temmuz akşamını 16 Temmuza bağlayan gece ülkemiz henüz boyutları tam olarak bilinmeyen, görüneni kadarıyla bile çok büyük bir felaketle karşı karşıya kalmıştır. Geçen her gün ürkütücü olayın yeni boyutları ortaya çıkmakta, milletimizin ne büyük bir badire atlattığı daha iyi anlaşılmaktadır.

İçinde bulunduğumuz an itibariyle ülkemizin durumu şudur. Dışta dostluk ilişkilerimizin sürdüğü komşumuz kalmamış, bütün komşularımızla bir şekilde ilişkilerimiz bozulmuştur. Bazılarıyla savaş olasılığı olan durumlarımız bile mevcuttur. Kuzeydeki büyük komşumuz Rusya ile gerginliklerimiz devam etmekte, Suriye ve Irak ile her an savaş riski bulunmaktadır. Doğudaki İran ile dört asra yaklaşan barış dönemi sona ermiş, ikili ilişkiler bozulmuş her an beklenmeyen durumlarla karşılaşma endişeleri doğmuştur. Ermenistan’la olan ilişkilerimiz ise daha baştan yara almış, bu ülkenin Rusya desteğiyle kardeş ülke Azerbaycan topraklarına girmesi ve Azerbaycan topraklarının neredeyse dörtte birini işgal etmesi münasebetlerimizi germiştir. Batıda Yunanistan ve Bulgaristan’la olan komşuluk ilişkilerimizin zaten hiçbir zaman istenilen seviyeye ulaşmadığı bilinmektedir. Libya, Tunus, Mısır ile olan ikili ilişkilerimiz ise BOP projesinin eş başkanı olmakla övünen Sayın Recep Tayyip Erdoğan yüzünden bozulmuş, şimdilik onarılması da zor görünmektedir. Bölgenin önemli devleti olan İsrail ile olan yakın ilişkilerimiz ise bozulmuş, her yönüyle endişeli bir duruma yerini terk etmiştir. Her seferinde kol kanat gerdiğimiz Lübnan, Filistin bile neredeyse bize diş biler hale gelmiştir. Uğruna kan döküp can verdiğimiz, her yönden yaşaması için destek sağladığımız Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bile bize başkaldırmış, tanımaz hale gelmiştir. Rusya’dan bağımsızlık kazanan Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, Kırgızistan gibi kardeş Türk devletleriyle kurulduğu andaki sıcak ilişkilerimiz maalesef bozulmuş, beceriksiz politikacılarımız ve temelsiz uygulamalarımızla bu kardeş Türk devletlerini yeniden Rusya’nın kucağına itmiş durumdayız.

Hep vermek üzere kurulan ABD ilişkilerimiz ise yarım asırdır ülke yönetimine el koymak durumuna kadar gelmiştir. İktidarları tayin edecek gücü bulmuş, istediği partiyi iktidar yapma, isteklerini yerine getirmeyen iktidarları ise iş başından uzaklaştırma uygulamaları artık gün gibi aşikâr olmuştur. Elli senedir girmek için kapıda beklediğimiz AB ise bize olmadık şartlar ileri sürerek iç işlerimize istediği gibi müdahale hakkı kazanmış görünmektedir. Sovyetler Birliğinin tehditlerine karşı kendimizi korumak için birçok fedakârlıklar yaparak girdiğimiz NATO ittifakı bile bizim birliğimizi, bütünlüğümüzü korumaktan ziyade zaman, zaman bazı saldırılara karşı ittifak anlaşmalarından doğan haklarımıza saygısızca cevap verebilmektedir.

Uluslar arası diğer kuruluşlarla başta Birleşmiş Milletler olmak üzere ilişkilerimiz ise pek de iç açıcı değildir. Kısaca ifadeye çalıştığımız bu dış görünüm bir Türk aydını olarak bana ürküntü vermektedir. İç problemlerimiz ise sıkıntılarımızı kat be kat artırmaktadır. Mevcut iktidarın on dört yıllık uygulamaları iç barış ortamını bozmuştur. Etnik, din ve mezhep farklılıklarının özellikle öne çıkarılması,  cemaatların, tarikatları siyasetteki ve ekonomik hayattaki etkileri milli birliğimizi bozmuştur. Üniter devlet yapımız ise S.O.S. vermektedir. 32 yıldır süren bölücü terör mevcut iktidarın meseleye bakışından ve uygulamalarından dolayı amacına ulaşmak üzeredir. Güney doğu ve Doğu Anadolu’nun önemli bir kısmında devlet kontrolünü kaybetmiştir. Silahlı bölücü terör ABD ve AB başta olmak üzere bölgede söz sahibi olmak isteyen bütün devletlerden aldığı silah, para ve özellikle siyasi destekle nihai hedefine doğru hızla ilerlemektedir. Toplum hızla cepheleşme ve kutuplaşma sürecine girmiştir. Kitleler ve toplum kesimleri birbirlerine karşı güvenlerini kaybetmek üzeredirler. Milletin birliğini ve bağımsızlığını ve iradesini temsil eden TBMM neredeyse devletin bütünlüğüne kast edilen meydan haline gelmiştir. Halkımız fakir, aç ve sefil duruma düşmüş çok küçük karşılıklarla iradesini satar hale gelmiştir.

Mevcut iktidar kendisinden önceki iktidarlar için söylediklerinin daha ötesine ülkeyi taşımış, analar ağlamasın diyerek herkesin anasını, babasını ve çocuklarını ağlatmıştır. Terörün sonlandığı ve terörden mağdur olanların sayıca çok azaldığı bir Türkiye devir almış, uyguladığı gerçekçi olmayan politikalarla ülkeyi ateş çemberinin içine düşürmüştür. Bir kişinin kişisel fantezileri ülkeyi uçurumun kenarına getirmiştir. Öyle ki Olağanüstü hal uygulamalarının kaldırıldığı bir ülke devralan AKP iktidarı şimdilerde ülkenin tümünde olağanüstü hal uygulaması getirmek zorunda kalmıştır.

On dört yıllık AKP iktidarında başarılı oldukları yegâne alan ekonomi gibi görünse de çok yakında bu sahada da uluslar arası çelme ile karşılaşma ihtimali kuvvetlenmiştir. Üretmekten ziyade borçla dönen bir ekonomik yapı kısa süre sonra borç yapılanmalarına getirilecek şartlarla boyun eğdirmeye çalışacakları kesindir. Uluslar arası bazı derecelendirme kuruluşlarının darbeden sonraki ilk tavırları bu yöndeki fırtınayı haber vermektedir. Türkiye’yi yatırım yapılması riskli ülkeler arasında göstermeleri bunu görünen ilk kanıtıdır. Ekonomik yönden dışa karşı efelenmelerin yerini daha hesaplı ve tedbirli adımlara terk etmesi gerekmektedir.

Velhasıl sonuçta durumumuz içte etnik, din ve mezhep yönünden parçalanma, ekonomik çöküntü; dışta düşmanlarımızın daha güçlü ve kollektif saldırılarına açık hale geldiğimizi göstermektedir. Sadece darbeye karşı iç siyasetteki birlik bile milletimize rahat bir nefes aldırmıştır. Bu rahatlığın ve birliğin devamı AKP iktidarının takip ettiği iç ve dış politikaları gözden geçirip revize etmesine bağlıdır. Kanaatim bu gecenin seherinden pek de ümit var değilim. Ancak Türk Milleti beş bin yıllık tarihinde böyle nice badireler atlatmış ve tarihe altın destanlar yazmıştır. Önümüzdeki günlerde böyle bir destana ihtiyacımızın bulunduğunu biliyor, Allah’ın yardımıyla bu destanı milletçe yazacağımıza inanıyorum.     

 

Bu yazı toplam 1178 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim