• BIST 83.067
  • Altın 146,538
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Bolu -4 °C
  • İstanbul 4 °C
  • Ankara -3 °C

Gerçekten çok mu kötüyüz?

Mustafa Namdar

            23.12.2004

Hemen her toplantıda konuşulur. Hemen her toplantıda sessiz oluşumuzdan, ağır davrandığımızdan, söz edilir suçlanır bu toplum. Zaman zaman nezaket kuralları tersine işleyen bir dünyada, barbarca davranışların gerisinde kalmak mıdır günahımız?

Kızgın kapta patlayan mısırlar gibi, arka arkaya çıkarılan gürültüler mi haklar alınmalı? Konulan sistemin dışına çıkarak sokaklarda bayrak açıp dikkatler çekerek mi varolduğumuz kanıtlanmalı? Önemli olan sisteme sistemsizlik davranışlarıyla tepki koymak mıdır?

Halen daha, kaybolduğundan bahsettiğimiz değerlerin üzüntüsünü, her platformda anlatıp, eski saygının kalmadığından şikayet edeceğiz. Halen daha, okullarda öğrencimizin özgün düşüncelerini anlatırken, elini kolunu sallayarak konuşmasından rahatsız olacağız. Halen daha, aile meclislerinde "Sen sus!" Büyüklerin yanında bu nasıl konuşma diye çocukları susturacağız. Halen daha, devlet kapısının nezaket çerçevesinde açılacağını, iki kişi konuşurken üçüncüsü sen olma diyerek hatırlatacağız. Ve böylesi ortamlarda yetişen bu insanların haklı olsalar da, isteklerini gündeme getirirken barbarlık yapmalarını istemek haksızlık.

Yıllarca bizim adımıza birileri karar vermiş, yıllarca bizim işlerimizi birileri takip etmiş. Yıllarca mahallenin bir büyüğü, karar verme yetkisini elinde bulundurmuş. Yıllarca yasalara karşı boynumuzun kıldan ince olduğu ile şartlandırılmış bir toplumdan, gürültülü hak istemeler beklemeye hakkımız olur mu?

Bolu kozmopolit bir yapıya sahip olmayan bir topluluk. Komşunuzda olan davranışları görüp izlediğimizden, yaptığımız herşeyin en güzeli bizde diye yaşantımızı sürdürmüşüz. Eğer bu davranışlar günümüz koşullarında geçerli olmuyorsa burada okullaşmanın geç başladığının önemi olamaz mı? 1943’de Kız Sanat - 1945’de Erkek Orta Sanat - 1954’de Lise açılmış. Peki lise öğrenimini dışarıda tamamlamış olanların bu konuda hiç mi günahı yok...

Sorunların bireysel çabalarla çözülemediği bal gibi ortada iken odalarımızın - Sendikalarımızın - Derneklerimizin - Vakıflarımızın kısacası sivil toplum örgütlerimizin bu konuşlarda hiç mi yapacakları yoktu? Bu sessiz toplumun önünü açmak için...

Sistemin çarpıklığını tartışıp, her kafadan bir ses çıkmasını eleştirmemiz gerekirken nedense, sisteme uyum gösterip, herşeyi kendi nezaketi içinde halletmeye çalışan insanların eleştirilmesi, ne kadar doğru, anlamak zor. Gürültü koparması gerekenler, halk için varolan sivil toplum örgütlerdir. Onlar bu ilin, elit tabakasıdır. Onlar tabana inemiyor, onlar tabanın kurduğu sofrada aynı tencereye kaşık sallamıyorsa bu toplum ne yapsın?

Aslında çok kötü değiliz ama, belki kılavuzlarımız eskimiş, bir türlü uygun yivde diş açmasını beceremiyoruz. İnanıyorum ki biz o kadar kötü değiliz.

Bu yazı toplam 210 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim