eryaman escort , ankara escort bayan, escort ankara, bursa escort - ankara escort
  • BIST 108.434
  • Altın 151,237
  • Dolar 3,6580
  • Euro 4,3278
  • Bolu 9 °C
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 7 °C

GEZMELİ- GÖRMELİ -3-

Mustafa Namdar

Dünya coğrafyası üzerinde ülkenin her köşesi cennetten bir parça. Doğasıyla, tarihi kültürüyle, insanlarıyla harika. Ne var ki her şeyin başında gelen güven… Nedense güvende sınıfta kalıyoruz.

Bir ülke ki, toprağında şehitler, erenler, evliyalar koyun koyuna yatıyor. Bir ülke ki, çeşmelerinden soğuk sularıyla çağlayan, tarih akıyor. Bir ülke ki, dağıyla, bağıyla, çayırı çimeni florasıyla insanlara hayat veriyor. Bir ülke ki, sazıyla, sözüyle, türküsü şarkısıyla neşe saçıyor. Bir ülke ki, mutfağıyla, yemek çeşitleriyle lezzeti, damak tadıyla cana can katıyor. Ne var ki; bu güzelliklerin, bu değerlerin, bu hazinelerin değerlerini bilmiyor, birbirine tetik çekiyor. Ereni, evliyası, uleması ile kainata insanlık erdemini kazandırmış ecdadın torunları, birbirleri arasındaki iletişimi koparmış, kin ve nefret tohumları saçarak insanları ayrıştırma gafletinde.

Yaptığımız dört günlük gezide, aldığımız bir mesaj var. Ortak alınan bir kararın çığlıkları gibiydi söylenenler, istenenler. “Buraları görülmeye değer güzelliklerden oluşan bir mozaik tablo gibi. Gelin görün. Gittiğiniz yerlerde, döndüğünüz aile yuvasında, komşularınıza çalıştığınız ve bulunduğunuz ortamlarda bizim turizm elçimiz olun, bizi ve yöremizi anlatın.”

Bir Ahlat, bir Tatvan (Tahtı revan), bir Nemrut, bir Van Gölü, bir Akdamar kitapların yazdığı gibi değil. Görmek gerek. Bitlis'te beş minarenin türküsünü söyleyip öyküsünü dinlemek gerek. Van Gölü'nün ortasındaki Akdamar'ı görmek, 'Ah damara, Ah damara' diyerek Van Gölü'nün sodalı sularında yüreğini yıkayıp aşkını derin suların karanlığına gömen Damaraya aşık bir çobanın, hayat hikayesini dinlemek gerek. İpek Yolu üzerinde hareket eden kervanların konakladığı El-aman hanını, kartal yuvası gibi yükseklere, kayalar üstüne yapılmış zapdedilmesi zor muhteşem kalelerin nasıl yapıldığını, nasıl ve kimler tarafından projelendirildiğini öğrenmek gerek. Ahlatta bulunan dünyanın en büyük İslam mezarlığını görmek, orada yatanların bu ulusun bağımsızlığı için, barışı, kardeşliği için, her birinin mezarlarında doğrulup kıyama kalkmış gibi sıralı duruşlarında; ne yapıyorsunuz? Ne bu kavganız der gibi? Düşüncelerini okumak, okuyabilmek gerek.

Kükrediği zaman, taşı taş üstünde bırakmayan, lavlarıyla ortalığı yakıp yıkan, cehenneme çeviren Nemrut yanardağının bugünkü masum halini görmek gerek. Geride bıraktığı bir sıcak, bir soğuk su ile dolu göllerini ve halen altı bacasından buhar çıkan Nemrut'un, usta ressamların elinden çıkan tablo gibi görüntüsünü görmek gerek.

Bitlis'e girdiğimizde elektrik direklerinde beş minareyi sembolize eden ışıklı lambaları gözüme çarptı. Sabahı beş minareli cami aradım. Öyküsünü anlattılar.

Gökmeydan, Ulu Camii, Meydan Camii, Kalealtı ve Şerifiye camilerinin minareleri olan öyküsü şöyle:

Düşman kuvvetleri tarafından yağmalanan kentten ayrılan baba-oğul, bir zaman sonra geride kalanları bulması için oğlunu Bitlis'e geri gönderiyor. Bitlis'in yıkıntıları arasından babasına haber gönderen oğul, Bitlis'te taş taş üstünde kalmadığını, sadece beş minarenin göründüğünü söylüyor. Bu acı üzerine baba bilinen “Bitlis'te beş minare”ye ait ağıt yakıyor. Zamanla türkü olarak söylenir halde günümüzdeki şeklini alıyor.

Bitlis'te beş minare.

Beri gel oğlan beri gel…

22.10.2010


Bu yazı toplam 793 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim