• BIST 106.736
  • Altın 141,095
  • Dolar 3,5210
  • Euro 4,0955
  • Bolu 18 °C
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 22 °C

GEZMELİ- GÖRMELİ -4-

Mustafa Namdar

Hani denir ya “yediğiniz içtiğiniz sizin olsun. Gördüklerinizi anlatın.” Bende sn.Ruhşat Avşar’ın organizasyonuyla gerçekleştirilen merkezi Bitlis olan Muş ve Van gezimizde gördüklerimizin yanında yediklerimizi, içtiklerimizi, insancıl yaklaşım ve konukseverlik davranışlarını, batıda oluşan siyah beyaz fotoğrafın nasıl renkli hale getirildiğini ve en önemlisi kendileri tarafından “Evsanevi Topraklar” adını verdikleri bu yöre değerlerinin bilinmesi ve tanıtılması için uzattıkları eli tutacak insanları nasıl aradıklarını anlatmaya çalışacağım. 15 Ekim Cuma günü başlayıp Pazartesi günü saat 16.oo ya kadar geçen süreci özetlemeye çalışacağım.

Belki de yaşanılan olumsuzlukların temelinde, merdivenin ikinci üçüncü basamağına basmadan tepeye atlayıp ulaşmak isteğimiz var. Birlikte kazanılan bu topraklardaki insanların yaşam tarzlarını, eğitimlerini, kültürlerini, sahip oldukları tarihsel ve doğal değerlerini, örf adet ve geleneklerini öğrenmeden herkezin bizim gibi olsun düşüncesi var. Ben duygusunu bir yana koyup olaylara, biz penceresinden bakamamak egosu var. Yerimizi, yöremizi, yurdumuzu tanımadan, yükseklerden uçmanın aymazlığı var. Belki de yurt kazanımında bir araya getirilen insanların, sulh zamanında bölgesel yaşam koşullarına ait bölgesel farklılıkları dengeye getiremeyen yöneticilerin, idarelerin, hükümetlerin payı var. Tahtıravalli misali ağır olanlar hafifleri hep havada tutmuş. Eşitlik ilkesi ağzımızdab sakız olsa da, denkliği bir türlü kuramıyoruz. Çünkü birbirimizi tanımıyor tanımak ta istemiyoruz...

Gezmek ve görmek çok önemli. Ne var ki, önce yurdumuzu, yurdumuz topraklarında yaşayanları birinci sıraya koyamadık, koyamıyoruz. Öğrenciler arasında başlatılan “Gönül köprüsü” turlarının sivil toplum kuruluşları arasında devam ettirilmesini isteyenlerin çoğunluğu, bu köprülerin kurulmasında geç kaldığımızı gösteriyor. Gittiğimiz illerin vali belediye başkanları ve sivil toplum kuruluş temsilcilerinin istekleri, doğu ve batının sıcak elleri birbiriyle buluşsun. Yürekler aynı ritimde atsın...

Gelelim Efsanevi Topraklara

MUŞ: Kent geniş bir alana kurulmuş. Bolu ovasını düşünün uzunluğu 250 km olan düz bir alan. Üzerindeki bitki örtüsüne göre taban suyu yüzeye yakın. Başlıca ürünü şeker pancarı ve yonca. Burada seracılık yapılamaz mı? diye soruyorum. Bilmiyorlar. Yapan yok cevabını alıyorum belli ki bir öndere, uygulayıcılara ihtiyaçları var. Ya da, herkes yaşamından mutlu çalışmayı sevmiyor.

Şehirde modern yapılar görülmekle birlikte giriş kapılarının iki yanında bulunan küçük sütunlarıyla, çift kanatlı kapılarıyla eski Muş evleri göze çarpıyor.Pencere üstleri eski selçuklu mimarisi sivri kemerlerle süslü olan evler genelde genelde iki katlı.

17. yy. yapıldığı söylenen Hacı şeref camisi, 18.yy. Alaaddin bey camisi, 14.yy. da yapıldığı söylenen kent merkezindeki Ulu cami. Kentin yukarı çarşı olarak bilinen yöresinde Miralay Şerif bey tarafından yaptırılan Yıldız han 143 metre uzunluğunda Murat köprüsü, Malazgirt kalesi olarak tarihi mekanlarının yanında Kış Turizmi var.

YÖRESEL LEZZETLERİ:

Muş köftesi, salamura lahana yaprakları, kemikli et ve buğdaydan yapılan ÇORTİ yemeği.

Yöreye özel Muş üzümü. nesli tükenmekte olan Toy kuşu, Muş lalesi. Muş lalesinin başka renkleri görülse de çoğunlukla kırmızı olarak Muş ovasında açıyor.

Muş valisi sn. Erdoğan Bektaş, belediye başkanı sn. Necmettin Dede’ye gösterdikleri yakın ilgiye yürekten teşekkürler.

25.10.2010
 


Bu yazı toplam 695 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim