eryaman escort , ankara escort bayan, escort ankara, bursa escort - ankara escort
  • BIST 107.212
  • Altın 151,535
  • Dolar 3,6828
  • Euro 4,3280
  • Bolu 18 °C
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 19 °C

Global kapitalizm milli değerlere ve milliyetçiliğe karşıdır..!

Mustafa Öz

            11.06.2004

11 Eylül 2002 tarihi insanlık ve İslam alemi için bir dönüm noktası niteliği taşımaktadır. Özellikle Türk-İslam dünyasının kaderini belirleyecek bir sürecin açığa çıkışı mahiyetindedir. Zira Türk dünyası ile İslam dünyası arasında ayrılmaz bir bağ mevcuttur. Daha açıkçası Türk dünyası olmadan İslam dünyasının yaşaması mümkün değildir. Ne yazık ki, bunu kavrayamayan bir takım kişi ve kuruluşlar, Türk düşmanlığını kendilerine meziyet etmişler ve etmeye de devam ediyorlar. Türkiye Cumhuriyeti’nin bazı yetkilileri de Türk milliyetçiliğini marjinal olarak nitelendirebilmektedir.

TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ MARJİNAL BİR DÜŞÜNCE SİSTEMİ DEĞİLDİR

Ağaç kovuğunda doğan insan yoktur. İnsan mutlaka bir ana ve bir babadan doğar. Demek ki; onun sosyal ortamı ana-baba merkezlidir ve ilk bağlı olacağı sosyal kurum ailesidir. Millet adını verdiğimiz sosyal grup da, aynı atadan doğduklarına inanan insanların ortaklaşa vücuda getirdikleri sosyal grubu tasvir etmektedir. Tanıma dikkat edilecek olursa, millet, geniş aile özelliği taşımaktadır. Ailenin bir ilik bağı ile birbirine aidiyeti esas olduğu kadar, aile üyeleri arasında birlikte yaşama duygusuna bağlı olarak geliştirilmiş bir sosyo-kültürel hayat şekli mevcuttur. Bu anlamda millet, "Ortak kültür etrafında biz duygusu ile birbirine bağlı büyük (makro) sosyal grup" olarak tanımlanabilir. Bu ortak kültür ve biz duygusu milletin varoluş sebebi olmaktadır. Bu anlamda millet sosyal grubunun sınırları ortaya çıkmaktadır: Ortak kökten geldiğine inanan insanların belli bir kültür etrafında biz duygusuna sahip olması milletin sınırlarını da çizmektedir. İdeal millet, "harsi millet" şeklidir. Bu anlayışta millet kavramı ırk kavramını aşmaktadır.

İnsanların belli bir millete mensubiyeti kaçınılmazdır. Ancak belli bir millete birlikte hayat sürebilmek için o milleti meydana getiren insanlarla ortaklaşa biz duygusuna sahip olmak gerekir. İşte bu biz duygusu milliyet olgusunun temelini teşkil eder. Daha açık bir ifade ile milliyet belli bir millete mensup olmanın özelliklerini taşır. İnsanlar belli milletlere mensup olarak yaratılmıştır. "Ey insanlar, biz sizi bir erkek ve bir dişiden (Adem-Havva ailesi) ve herkesin kendi ailesi" yarattık. Ve biz sizi tanışasınız (kendine has hükmü şahsiyetler olarak birbirinizden haberdar olasınız) diye şubeler (zümre-grup) ve kabileler (milletler) halinde kıldık. Sizin en hayırlınız, Allah’tan en çok korkanınızdır. Hücurat, 13."

Millet şeklinde teşkilatlanan bir sosyal grupta temel süreç işbirliği ve dayanışma sürecidir. "Kötülük ve düşmanlık üzere değil, iyilik ve takva üzere yardımlaşın (işbirliği ve dayanışma içerisinde kurumlar oluştursanız) Maide:5" Bu nedenle milleti oluşturan fertlerin o milleti yaşatabilmesi için dayanışma içerisinde bulunmaları gerekir. Bu yukarıdaki ayet-i kelimelerde yer alan "tearuf" (herkesçe bilinmesi ve tanışma) ve "teavun" (yardımlaşma) kavramlarının ifade ettiği süreçtir. Bu anlamda milliyetçilik toplum dinamiklerini işbirliği ve dayanışma süreci ile açıklayan görüş ve düşüncelerin bütünüdür. Daha açıkçası milliyetçilik;"Bir milleti yaşatmanın gayretleri ve faaliyetleridir."

Bir millet devlet halinde siyasi bir organizasyona sahip olduğunda kendini koruma reflekslerine sahip olur. Din, kültürün merkezinde ve topluma anlam vermede, onu bütünleştirmede rol oynarken, devlet de diğer kurumlar gibi dini korumaya alır ve yaşatır.

Bir milletin üyelerinin hepsinin aynı dinden olması mümkün değildir, olması da gerekmez. Ancak farklılık içerisinde bütünleşmenin gerçekleşebilmesi için toplumu temsil eden bir ana dinin bulunması gerekir. Aksi takdirde farklılıkları bütünleştirecek başka süreçlere ihtiyaç vardır. Mesela, sınıf şuuru, diyalog süreci gibi... Bu süreçler dinin rolünü oynayamazlar. Sınıf şuuru sınıflar arası çatışmaya götürür, diyalog süreci ise asimilasyonla sonuçlanır. Bu durumda, Hangi sınıf şuurunda veya hangi dinde bütünleşilecek sorusu gündeme gelir.

TEMEL İDDİAMIZ"ANADOLU’DA TÜRKLÜK VE İSLAM TEHLİKEDEDİR."

Türk milliyetçiliğinin temellerinden birisi; olan din eğitimi problemi içinden çıkılamaz bir duruma düşürülmüştür.

Bir toplumda dinin benimsenmesi ve yaşanması din eğitimi ve öğretimi ile olur. Türkiye’de din eğitimi meselesi dün olduğu gibi bugün de çözülmüş değildir. Her seferinde mesele gündeme geldiğinde ya istismar edilmekte ya da birtakım bilgisizliklerin kurbanı olmaktadır. Meselenin çözümü herşeyden önce dinin bir toplum için gerekliliğine inanmaya bağlıdır. Dinin toplumlar için gerekli olduğuna herkesin inanması da gerekmez. Ancak insanların samimi olması ve doğru çözümler üretebilmesi gerekir.

Bu açıdan bakıldığında İmam-Hatip Okulları meselesi genel eğitim içerisinde çözümlenmelidir. Genel eğitimde halen mevcut Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi din eğitimi için yeterli değildir. Her Türk çocuğunun dinini öğrenmesi tabii hakkıdır. Devlet dini siyasallaşmasına engel olacak şekilde bütün eğitim kurumlarında din eğitimini planlamalı ve sağlamalıdır. Bu yapıldığı takdirde İmam-Hatip Okulları diye diretmeye ve inatlaşmaya yer kalmayacak ve mesele, ihtiyaç çerçevesinde yapısallaşacaktır. Aksi takdirde meselenin çözümsüzlüğü devam edecektir.

TÜRK’E YABANCILAŞMA TÜRK DİLİNE YABANCILAŞMA İLE YAPILMAKTADIR.

Küreselleşen dünyada küresel din olarak Hıristiyanlık dayatması karşısında İslam’ın korunması yanında küresel dil olarak dayatılan İngilizce’ye karşı Türkçe’nin korunması ve geliştirilmesi de Türk milliyetçilerinin görevidir. Dünyaya bakışın çerçevesini çizen milli kültürdür. Milli kültür de dilde hayat bulur ve somut hale gelir. Bu nedenle Türk milliyetçileri önce milli kültürlerinde mevcut kavramlarla konuşmalıdır ve yazmalıdır. Çocuklarına Türk dilini sevdirirken, onlara Türk tarihi şahsiyetlerinin adlarını koymalı ve bunlarla özdeşleştirmelidir. Böylece Türk çocuklarının kendi tarihlerine ve kültürlerine yabancılaşması önlenmelidir.

İslam dinini gericilik sayanları ve din istismarcılığı yapanları, Müslümanları Hz. İsa’nın şahsiyeti etrafında bütünleşmeye çağıranları, Türk dili ile ilim yapılamaz diyenleri dikkate takip ediyor ve bu zihniyetlerle mücadele edilmesi gerektiğine inanıyorum.

VATAN GAYRETLİ İNSANLARIN OMUZLARINDA YÜKSELİR.

Saygılarımızla,

Bu yazı toplam 413 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim