• BIST 90.051
  • Altın 214,177
  • Dolar 5,3527
  • Euro 6,0808
  • Bolu -4 °C
  • İstanbul 3 °C
  • Ankara 0 °C

Göllerimiz: ABANT

Göllerimiz: ABANT

Bolu Gündem olarak yeni bir çalışma içindeyiz. Bu sefer irdelediğimiz konu, göllerimiz. Özellikle de Abant Gölü. Hani Bolu Valiliği'nin ve Bolu İl Özel İdaresi'nin 10 yıllığına kiraladığı ve üzerinde “Abant Uzun Vadeli Gelişim Planı” adı altında uygulamaların başlatıldığı Abant.

Bolu deprem bölgesinde, yani Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın üzerinde olması nedeniyle hem şanslı hem şanssız. Şanslı, çünkü ilimizdeki göller yüzlerce yıl önce meydana gelen depremlerin neticesinde oluşmuş. Doğal güzelliğini bir şekli ile depremlere borçlu. Zıtların birliği bu olsa gerek. Göllerimiz Bolu'nun değişik yerlerine doğanın kondurduğu pırlantalar. Bu pırlantaların günümüzde korunması, geliştirilmesi gelecek kuşaklara borcumuz. En önemli borcumuz. Bu anlamda doğa ve bilimi birbirinden ayırabilmemiz mümkün değil. Biz de konunun uzmanı, en önemli uzmanı hidrobiyolog Prof. Dr. Okan Külköylüoğlu ile görüştük. Kendisine göllerimizi sorduk. Özellikle de Abant'ı. Prof. Dr. Külköylüoğlu sorularımıza açık yüreklilikle ve samimi bir şekilde cevap verdi. Abant'ta uygulanan projelerin ileride telafisi olmayan olası sakıncalarını anlattı.

Hidrobiyoloji tam olarak nedir?

11 senedir Bolu'dayım. Burada şu an Hidrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanıyım. Profesyonel anlamda FenEdebiyat Fakültesi'nde biyoloji bölümündeyim. Hidrobiyoloji suyla ilgili bilimsel çalışmalar yürüten biyolojinin bir alt birimidir. Bolu'da da şu anda yaklaşık onon beş taneden fazla göl, gölet, akarsu üzerinde devamlı olarak çalışıyoruz. Burada özellikle Abant'a ilgimiz var. Orada iki tane doktora tezi üç tane de proje yürüttüm. TÜBİTAK destekliydi bu projeler.

Hangi yıllarda oluyor bu?

20062007'ye kadar, yaklaşık 5 –6 sene devamlı oraya gidip geldik. Dediğim gibi iki tane doktora tezi yürütüldü orada bir tane benim yüksek lisans tezim, iki tane de TÜBİTAK projesi yürütüldü. Ben şunu da iddia edebilirim; göl ve etrafı hakkında elimde olan literatürün başka kimsede olduğunu zannetmiyorum. O derece bu konuda bilgimiz ve desteğimiz olduğunu zannediyorum.

Benim bildiğim Bolu'da 85 tane göl olduğu…

2010'da 110'a çıkacak diye söyledi Tahsin Bey. 2003–20042005'te bu sayılar 30–40 civarındaydı. Aslında 2000'li senelerde Bolu ve Düzce ayrılmadan önce 64–67 tane civarında toplam göl – gölet vardı. Sonradan ayrılınca işte 30–40 tanesi burada kaldı. Ama doğal olarak yapılan gölgölet sayısı 30'u geçmez. Örneğin en büyük olarak haritaya da geçen Abant var, Yeniçağa var. Son zamanlarda Çubuk ve Sünnet Gölü'de var. Biz şu anda Göynük Çubuk'ta çalışıyoruz. Sünnet Gölü'nü bitirdik, hemen arkasından şimdi Çubuk Gölü'nde çalışıyoruz. Ondan önce Aladağlar, Gölcük, Gölköy, Abant, Yeniçağa'da çalıştık.

Gölde çalışmak ne demek?

Aslında şöyle, şimdi biz gölde çalışıyoruz dediğimiz zaman; gölde çalışıp geziyormuşuz gibi bir fikir geliyor. Bir kere gölde çalışmak oldukça tehlikelidir. Bu işin yüzme ile ilgisi yok. Bizim çok değerli hocalarımız teknede ölmüştür. Bundan 4–5 sene önce Karadeniz'de olan bir olayda bir profesör hocamızı teknenin alabora olması ve tekneye kafasını çarpması sonucu kaybettik. Bir de göller tatlı su olduğu için kaldırma kuvveti daha az, yüzmesi zor. Balçık var, ona yapışınca zaten zor çıkarsınız. Fakat şöyle bir önlem alıyoruz, iki gruba ayrılıyoruz. Bir grup kıyıdan, bir grup gölün içerisinden takip ediyor çalışmayı. Teknede de üç kişi olur nedeni şu, birisi düşerse, biri ona yardım eder, birisi de teknede kalır.

Bu çalışmayı kimlerle yapıyorsunuz?

Bu çalışmayı kendi üniversitedeki arkadaşlarımız ve Bolu dışındaki üniversitelerdeki arkadaşlarımızla yapıyoruz.

Hep akademik çevrelerle çalışıyorsunuz.

Akademik çevreler var ama bu konuda bazen uzman kişilerle de çalışıyoruz. Yani akademik olarak bir yerde değil, fakat bu konuda kendini çok iyi yetiştirmiş kişiler ve hatta balıkçılarla da çalışıyoruz. Konuyu bilen kişilerle tabi. Örneğin yüksek lisans öğrencisi, doktora öğrencisi yetiştiriyoruz. Onları araziyle tanıştırmak lazım, onlarla beraber gidiyoruz.

Hidrobiyoloji yani su bilimi…

Su bilimi de canlı bilimi demek olduğu için suyun içindeki canlıların bilimi demek. Ama bunu yaparken suyun su kalitesine bakıyoruz. Etrafın fiziksel, coğrafik yapısına bakıyoruz.

Ama tabi ilgi alanınız yalnızca göller değil, gölün dışında da suyun olduğu her yer…

Tabiî ki dereler, kaynak suları hatta bataklık dediğimiz o sucul alanlar. Bunlar da giriyor bizim işimizin içine. Hatta yağmur, son 5–10 senedir, iklim değişimleri yüzünden ne kadar yağmur yağıyor, bunun göle girişi çıkışı ne kadar. Bunları da hesap ediyoruz. Bilgi olarak katıyoruz.

Örneğin bir göl çalışması dediğimiz zaman bu teknik olarak nedir? Ne yapmaya çalışılıyor?

İsterseniz Çubuk Gölü'nü antlayım ben size, bu zaten örnek bir çalışma. Gölde çalışmak sadece canlı yapısı değil, yani sadece balık olarak düşünmeyin veya sadece su bitkisi olarak değil. Gölde omurgasız canlılar da var. Bunlar hayvan türü canlılar ve bunlar bitki türü canlılar. Bunların mikroskobik boyutlarda küçük olanları da var. Ne yapıyoruz biz Çubuk'ta? Aslında her şeyiyle orijinal bir çalışma. Bir kere gölün ne zaman oluştuğunu bulmaya çalışıyoruz. Bunun için de sondayla gölün değişik yelerinden, özellikle en derin yerinden örnek alıyoruz. O da yarım metre kadardır. Tabandan aşağı iniyorsunuz, her dilimi birer santim olan örnekte zamanında yaşamış olan canlıların kabuklarına, kalıntılarına bakıyoruz.

Paleontoloji denilen bilim…

Evet, paleontolojiye giriyor. Yani zaten hidropaleontoloji, paleontolojik çalışmalar, Türkiye'de ilk defa burada, bu şekilde yapılıyor. Ve ne yapıyoruz? Biz buradan gölün ne zaman oluşmaya başladığını bu fosillerden anlamaya çalışıyoruz. İkincisi ne yapıyoruz? Gölün bizim anladığımız tarzda ne zaman, ne kadar süreceğini tahmin etmeye çalışıyoruz. Yani ne yapabilirsek koruyabiliriz, ne yapabilirsek ömrünü uzatabiliriz. Bunları belirlemeye çalışıyoruz. Üçüncüsü gölün genel olarak biyolojik yapısını, zenginliğini çıkartmaya çalışıyoruz.En üstten, bunu balıktan tutun, en alta kadar inceliyoruz. Burada onlarca yüzlerce canlı var.

Bunlar gölün ömrünü uzatan ya da kısaltan faktörler mi oluyor?

Hayır, ama şöyle bunlara bakarak gölün gidişatını belirleyebilirsiniz.

Miktarına mı bakıyorsunuz?

Tabi örneğin bazı türlerin biz biliyoruz ki, kirli suya dayanıklı bunlar, kirli suda artıyorlar.Şimdi bunları gördüğünüz zaman, onların da sayısını kontrol altına alarak, sayıya her ay bakıyoruz. Bakıyoruz ki orada artış azalış olduğu zaman demek ki birşeyler oluyor. Gölün durumu iyiye gidiyor, kötüye gidiyor. Ya da iyiymiş kötüymüş diyebiliyoruz.


UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Çok güzel bir kampanya12 Aralık 2018 Çarşamba 14:51
  • Soba zehirlenmelerine karşı uyarı yapıldı12 Aralık 2018 Çarşamba 14:28
  • Aynalıkaya S.O.S veriyor12 Aralık 2018 Çarşamba 14:22
  • Köprü çalışmasında sona gelindi12 Aralık 2018 Çarşamba 13:47
  • Çetinkaya gündemi değerlendirdi12 Aralık 2018 Çarşamba 13:40
  • Ülkücüler Nihal Atsız’ı andı12 Aralık 2018 Çarşamba 11:45
  • Girişimci Kadınlardan Yenimahalle Belediye Başkanı’na ziyaret12 Aralık 2018 Çarşamba 11:40
  • Şehit müdürü öğretmeni anlattı12 Aralık 2018 Çarşamba 10:32
  • 40 çalışana belge verildi12 Aralık 2018 Çarşamba 10:29
  • Final’den Başsavcı’ya ziyaret12 Aralık 2018 Çarşamba 10:26
  • Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim