• BIST 89.496
  • Altın 146,559
  • Dolar 3,6433
  • Euro 3,9136
  • Bolu 15 °C
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 17 °C

Gündem Müthiş Herkes O Geceyi Konuşuyor

Cevat Özsoy

 

Bugüne dek yazılarımda ileriye dönük öngörüler dile getirir, çok zamanda “haklı çıktım” diye birazda kendime övünme payı çıkarırdım; ama bir cemaatin bu kadar güçlenip uçaklarla, tanklarla ülkeyi teslim almaya kalkışabileceğini asla düşünmemiştim. Gerçi yayın organlarındaki yazıların satır aralarında “ az kaldı, sabredin, yakında iktidardakiler terör suçundan yargılanacak; hatta mallarına elkonulacak” gibi yazılar okuyordum; ama bunları taraftarlarına moral olması maksadıyla yazıyorlar, diye düşünürdüm. Demek ki bugünü bekliyorlarmış… Cemaat içinde yakın dostlarımda var. Bize, bu kalkışmanın cemaat işi olmadığını, Tayyip’in bir oyunu olduğunu ısrarla söylüyorlar…“Peki o zaman siz bu oyuna niye geldiniz ?Sempatizanınız olan asker, polis ve diğerlerine bir mesaj çekip, oyuna gelmeyiniz denilemez mi idi? Bir bilgilendirme yapılamaz mı idi?” gibi sorular aklımı kurcalamıyor değil.

Neyse…Ortam spekülasyona çok müsait, Konu mahkemelere intikal etti, darbede, flu yönler dahil, her şey açığa çıkacaktır.

Biz o geceye dönelim…

Haber kanallarında, asker köprüyü tutmuş, diye bir haber dolaşmaya başlayınca, kimse bunun bir darbe kalkışması olacağını düşünmedi. İlerleyen dakikalarda rutin olmayan bazı gelişmeler olduğunun hissedilmesine rağmen, hiç kimse hiçbir şey bilmiyordu.Dostlarımdan telefonlar gelmeye başladı, bilgi almak istiyorlar, ben ise meseleyi hafife alıyor, Başbakanın dediği gibi, birkaç akılsızın bir kalkışması olarak görüyor,adeta şaka gibi geliyordu…

İlerleyen saatlerde gerçekler ortaya çıktıkça, nasıl bir felâketin eşiğinden döndüğümüzü, nasıl bir badire atlattığımızı anlıyorum.

Millet sokaklarda… Gece saat üç civarı… Birazda meraktan, caddeye çıkıyorum, aman Allah’ım, İzzet Baysal Caddesi hınca hınç dolu, oluk oluk insan, kimisi gidiyor, kimisi geliyor, herkesin yüzünde bir endişe hâkim. Belki de İzzet Baysal Caddesi, tarihinde, gecenin üçünde, böylesi bir kalabalığa şahit olmamıştır. Yaşlı tanıdık bir teyzeye bizim hanım soruyor “sendemi geldin?” diye; heyecanla  “gelinmez mi” deyişi vardı ki, içimden, İşte İstiklâl Savaşı’ndaki Türk kadını diyorum. Yakın köylerden tanıdık insanları gördüm. Hulâsa, çoluk çocuk, kadın, erkek, hasta, yaşlı; her renk ve düşünceden insantehlikeyi görmüş, ne yapabilirim diye sokaklara çıkmıştı. İşte Türkiye bu, diyorum. Bu asil millet bugüne dek darbe yiye yiye, darbecilere başkaldırmayı öğrenmişti. Ünlü tarihçimiz Ziya Nur Aksu “ Ahâli sağlam beyim!”dermiş. İşte sağlam bir ahâli, diyorum.

Din görevlisi bir dostumla karşılaşıyorum. “ Telefonuma selâ vermem yönünde müftülükten mesaj geldi, onun için geldim” dedi. İmamlar ne çabuk organize oldu da, tüm Türkiye de selâlar verildi, diye kek küm edenlere duyurulur. Bunun bir mesajla, saniyelik bir olay olduğunu, siz bizden daha iyi biliyorsunuz. Okunan selâlardan rahatsızlık duyanları biliyorum. Tarihimizdeki birçok isyanda,Yunanlıların Anadolu istilasında ve bilhassa İstiklal Savaşı’nda Atatürk’ün tüm ülkede selâlar okunsun emrini ve yine Kıbrıs Harbinde minarelerden selâların okunduğunu hatırlatmak isterim. İncirlik  Amerikan üssünden kalkan uçakların kulakları tırmalayan o ürkütücü seslerine ve yağmur gibi yağan bombalarına karşı bizim selâlardan başka neyimiz var ki? Bunun şakası yok, burada koca bir ülkenin bekâ sorunu var… Bunlara karşı da en etkili silâhımız böylesi mânevî dinamiklerimizdir. Selâ duyuru için okunur, bunun yanında vakitleri duyurmak için okunan ezanın, vakit gelmeden rastgele okunmasınıda doğru bulmadığımı ifade etmek isterim.

Sonradan öğreniyoruz ki, gerçekten, işin şakası yokmuş;ülke birkaç saat içinde gidip gelmiş…

Bu tür müdahaleler karşısında sadece ağlayan toplum, bu zor gecede tanklara karşı göğsünü siper ediyor, önüne atlıyor, eziliyor, çıplak elleri ile ne yapabilirim diye çırpınıyor, atılan kurşunlarla şehadet şerbetini içiyor; ama darbecilere geçit vermiyordu. Adeta bir destan yazan bu aziz millet darbecilere darbe yaparak tarihteki yerini alıyordu.

 İşte ülke böylesi bir dram yaşarken, kimileri sosyal medyada “ bu bir oyun” demeye devam ediyor, “böyle darbe mi olurmuş?” diyerek, bir yerde, niye başaramadınız diye duygularını ifade ediyordu.

Tüm bu gelişmeleri gördükten sonra, böyle bir oyun mu olurmuş Allah aşkına! Darbecilere destek olurcasına “aman sokağa çıkmayın, sokağa çıktınızda ne oldu?” diyen bilhassa sosyal demokrat insanları anlamakta zorlanıyorum. Maalesef, Türk solu ve sosyalistler, gür bir sesle, darbeye hayır diyemediler.

O gece bir partinin gençlik kolları başkanının bir kahvede, sevinçle “ Tayyip şimdi kaçmıştır” demesi ve yine yanında bulunan gencin “ben At Yaylasında AKP’li kovalayacağım “ diye duygularını izhar etmesi, bazı insanların nasıl bir ruh halinde olduğunun açık bir göstergesidir. Lâfa geldi mi demokratız; ama seçimi kazanan insana karşı da uygun gördüğümüz muameleye bakın!

Bugün Türk tarihinin en acımasız ve en kanlı darbe teşebbüsünü yaşadık, başarılı olunsa idi daha ne kadar kan akacağını düşünmek bile istemiyorum.

Bu darbe teşebbüsü ile ben dahil, birçok insan, “bu devirde darbemi olurmuş?” sözünün doğru olmadığına şahit olduk ve yine, “eğer darbeye teşebbüs edilirse bu millet bu millet korkudan tırsar” görüşünün de doğru olmadığını gördük.

Dünya Türk halkının öyle sıradan bir halk olmadığını gördü. Bu aziz millet, tarih boyunca omuz omuza vererek birçok badireyi atlatmıştır. Birlik beraberlik içinde bunu da atlatacağız inşallah…

Saldırının arkasında, esas güç olan Amerika’nın ve İngiltere’nin içindeki derin güçler, başarısız darbeden sonra adata çıldırdılar. Bunu yayın organlarında zımnen ifade ediyorlar.

Pakistan, Mısır düşürüldü, Orta Doğu âdeta paçavraya çevrildi; ama Türkiye düşürülemedi.

Türkiye, Türk ve İslâm dünyasını, dün olduğu gibi, yarında toparlayacak tek aktör olduğunu bütün insanlığa gösterdi. Bir yerde, insanlığın ümidi olmaya devam ediyor.

Bunu bir entelektüelimiz veciz bir şekilde ifade eder. Dikkatlice okuyalım: “Tarihî derinliği ile, kültürel zenginliği ile, bütün farklı dinleri, kültürleri sulh ve selâm yurdu kurarak bir arada yaşatmayı başaran, tek küresel medeniyet birikimiyle Türkiye, küllerinden doğarak, yeniden insanlığın önünü açacak hakikat medeniyeti yolculuğuna çıkacaktır. Su akacak yatağını bulacaktır. Bütün kültürlerin ve medeniyetlerin kökünü kazıyan üç asırlık zorba Batı uygarlığı son yok oluşuna uğurlanacak, insanlık yeniden adaletin, hakkaniyetin, sulhun, kardeşliğin ve herkese yaşam hakkı tanıyan hakikat medeniyetinin merhamet ve şefkat kanatları altına sığınacaktır

 Bu temenni gerçek olur veya olmaz, bilemiyoruz; fakat biz bunun gerçekleşeceğine, zorba Batı medeniyetinin karşısında insanlığın kurtuluşunun bu aziz millette olduğunu düşünüyoruz.

Mücadelemiz bunun içindir ve davamız budur.

Biz hiçbir zaman kendi hafızamızı, tarihi derinliğinizi inkar edip, hor görüp Batı özentisi içinde olmadık.

Asla şu veya bu partinin borazanı olmak gibi bir düşüncemiz yoktur ve olmayacaktır.

Biz bu asil milletin tekrar ayağa kalkacağına inancımız tamdır. Kim ne derse desin, bu fikri, budüşünceyi her yerde, her platformda savunmaya devam edeceğiz.

 Bu son demokrasi mücadelesinde aziz şehitlerimize rahmet, yaralılara âcilşifâlar dilerken demokrasi bayramınız kutlu olsun, diyoruz.

Bu yazı toplam 1900 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim