• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Bolu 5 °C
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 5 °C

GÜNEŞE KEMENT ATANLAR

Mustafa Namdar

                Yaşamın içinde çeşitli özlemler vardır. Ulaşabilmek için çabalarsınız ama ulaşamazsınız. Hayatın gerçeklerinden oluşan dalgalar, atılan kulaçların önüne geçer, sahilden uzaklaşarak sürüklenir kaybolursunuz. Çaresizlik içinde ölüm sarmalar düşüncelerinizi. Sevdikleriniz gelir aklınıza. Son bir çırpınış, son bir gayret der kendinizden geçersiniz. Depremler böyledir. Kazalar böyledir.

                Ya maden ocaklarındaki çalışmalar! Buralarda meydana gelen facialar ve karanlıktaki çırpınışlar!! O anları gösteriyor televizyon ekranları. O anları anlatanların ifadelerini yazıyor satır satır gazeteler, Mayıs ayının 14’ünden beri. 1999 depreminden sonra yaşanan, en büyük facia Soma’da yaşananlar. Göz göre göre ölüme kucak açma. Hani tedbir? Hani, kazalara karşı bilgilendirme eğitimleri ve koruyucu önlemleri? Hani, kağıt üzerinde yazılı sivil savunma ve kurtarma ekipleri? Sap samana karışmış bir karmaşa. Yaşamlarını karanlığa formatlayanlar güneşe kement atsalar da tutturamıyor. Onların kaderleriymiş meğer bu durum!!!

                Maden işçileri aydınlık dünyadan, toplumun ihtiyacını, kendilerinin ve ailelerinin karınlarını doyurmak üzere toprağa saçılan tohumlar gibi. Emeği, alın teriyle yıkayan karanlığın adamları. Güneşin aydınlattığı nimetlerden belki de en az yararlananlar. Gündüzü karanlığa hapseden çalışma sonrası, gecenin karanlığında nefes alıp vermeler. Kapı aralığından sızan ışığı bile görmesi mümkün değil yerin altında. Işığa koşan bir mücadelenin yorgun savaşçıları gibi her biri. Toprak altındaki çırpınış çok acı olmalı.

                Onlar için alınması gerekli önlemlerin konuşulmasının bir anlamı yok. Çünkü onların kaderleri böyle, alınlarına böyle yazılmış (!) o zaman yüce yaradan kafatasının içine beyin denilen düşünme merkezini neden koymuş? Yaşam için gerekli tedbirleri almamızı neden önermiş? Meşhur sözdür söylenir: su çıkmıyorsa kuyudan, ya ip kısadır, ya kuyuda su yoktur. Hiç kimse; kuyunun derinliğini bilmiş olmasına rağmen ipin uzunluğunun yeterli olup olmadığını ölçmüyor, ölçmek istemiyor. Kuyuda su yok demek mümkün değil. Su çırpınışlarının sesi dalga dalga kulaklarda yankılanırken hiç kimsenin aklına can yeleği almak ya da bu insanların neden can yeleği yok sorusunu sormak akıllarına gelmiyor?

                Kuyudakiler son nefes güneşe kement atmak isteseler de, nefesleri yetmiyor… Allahın rahmeti üzerlerine olsun. Ailelere sabırlar diliyorum. Ulusça yaşanan ikinci faciada da başarılı olamadık. Bu da bizim ayıbımız olmalı. Bizlerin kaderi de, acıları yaşadıktan sonra ders almak olmalı. Ulusça başımız sağ olsun.

22.05.2014

Bu yazı toplam 453 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim